İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları Pazar günü de devam etti. Filistinli sağlık yetkilileri, İsrail ordusunun gün boyunca Gazze'nin farklı bölgelerine düzenlediği hava ve kara saldırılarında en az 14 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin de yaralandığını açıkladı. Saldırıların özellikle Han Yunus ve Refah kentlerinde yoğunlaştığı bildiriliyor. Görgü tanıkları, bombardımanın ardından bölgede büyük bir yıkımın meydana geldiğini ve sağlık ekiplerinin enkaz altında kalanlara ulaşmakta güçlük çektiğini aktarıyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, 7 Ekim'de Hamas'ın düzenlediği sınır ötesi operasyonun ardından başladı. İsrail ordusu, Hamas'ın askeri gücünü ortadan kaldırmak ve rehineleri kurtarmak amacıyla havadan, karadan ve denizden yoğun bir kuşatma ve bombardıman yürütüyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son iki ay içinde Gazze'de 19 binin üzerinde Filistinli hayatını kaybetti ve bölgenin büyük bir kısmı yaşanmaz hale geldi.
Pazar günkü saldırıların, İsrail'in Han Yunus ve Refah bölgelerindeki kara harekâtını genişletmesiyle aynı döneme denk gelmesi dikkat çekiyor. İsrail ordusu, bu bölgelerde Hamas'ın altyapısını hedef aldığını savunuyor. Ancak Filistinli yetkililer, ölenler arasında çok sayıda sivilin bulunduğunu ve sığınma arayan ailelerin de hedef alındığını belirtiyor. İsrail'in saldırılarında camiler, okullar ve hastaneler de dahil olmak üzere sivil yapıların da zarar gördüğü rapor ediliyor.
Gazze'deki sağlık sistemi çökmüş durumda. Hastanelerin çoğu çalışamaz hale gelirken, tıbbi malzeme ve yakıt sıkıntısı yaşanıyor. Pazar günkü saldırılarda yaralananların, mevcut kısıtlı imkânlarla tedavi edilmeye çalışıldığı, ancak ağır yaralıların durumunun kritik olduğu ifade ediliyor. Elektrik ve su kesintileri de devam ediyor; bu da insani krizi daha da derinleştiriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonu, uluslararası kamuoyunda geniş bir yankı buluyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ateşkes için yapılan oylamalar, ABD'nin vetosu nedeniyle sonuçsuz kalıyor. ABD yönetimi, İsrail'in kendini savunma hakkına verdiği desteği dile getirirken, sivil kayıpların azaltılması çağrısında bulunuyor. Öte yandan, Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda geçici ateşkes ve rehine takası için müzakerelerin sürdüğü belirtiliyor.
Pazar günkü saldırılar, İsrail'in kuzey sınırında da gerilimin yükseldiği bir döneme denk geldi. Lübnan'daki Hizbullah ile İsrail güçleri arasında zaman zaman çatışma yaşanıyor. Bölgede tansiyonun yüksek seyretmesi, çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme riskini artırıyor. İran'ın da dolaylı olarak dahil olduğu bu dengeler, Ortadoğu'daki istikrarsızlığın giderek derinleştiğini gösteriyor.
Bu gelişmeler, uluslararası toplumun Gazze'deki insani krize müdahale kapasitesini sınırlıyor. Yardım kuruluşları, bölgeye girişlerinin kısıtlı olduğunu ve insanların temel ihtiyaçlarını karşılamakta büyük zorluk yaşadığını belirtiyor. Birleşmiş Milletler, Gazze'nin nüfusunun neredeyse tamamının yerinden edildiğine, gıda, su ve sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sıkıntılar bulunduğuna dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki saldırıların başından bu yana İsrail'i kınayan ve Filistinlilerin yanında yer alan açıklamalar yapıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in Gazze'de işlediği savaş suçlarına karşı uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor. Türkiye, Filistin'e insani yardım gönderen ülkeler arasında yer alırken, bölgede kalıcı bir ateşkesin sağlanması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Bu çerçevede, Türkiye'nin Katar ve Mısır ile koordineli olarak yürüttüğü arabuluculuk çabaları, bölgesel istikrar açısından önem taşıyor. Türkiye'nin özellikle doğal gaz kaynakları ve enerji koridorları üzerindeki jeopolitik konumu, Gazze'deki krizin uzaması halinde bölgesel güvenlik dengelerini etkileyebilecek nitelikte. Bu nedenle Türkiye, hem insani hem de diplomatik düzeyde aktif bir rol oynayarak çatışmanın sona erdirilmesi yönünde adımlar atmaya devam ediyor.