İsrail ordusu, Gazze'de insani yardım çalışanlarına yönelik saldırılarını sürdürürken, son hedef Dünya Merkezi Mutfağı (World Central Kitchen) oldu. 1 Nisan 2024'te düzenlenen hava saldırısında, aralarında yabancı uyrukluların da bulunduğu yedi yardım çalışanı hayatını kaybetti. Bu olay, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarında sivillerin ve insani yardım personelinin güvenliğini hiçe saydığı yönündeki eleştirileri yeniden gündeme getirdi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de öldürülen yardım çalışanı sayısı 220'yi aşarak, kayıtlara geçen en kanlı çatışmalardan biri haline geldi.
Saldırı ve Sonrası: İsrail'in Savunması ve Uluslararası Tepkiler
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Dünya Merkezi Mutfağı konvoyuna düzenlenen saldırının 'trajik bir hata' olduğunu açıkladı ve olayla ilgili soruşturma başlattı. Ancak bu açıklama, uluslararası kamuoyunda tatmin edici bulunmadı. İspanya, Avustralya, Polonya ve İngiltere vatandaşlarının da aralarında bulunduğu kurbanların aileleri ve hükümetler, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesini talep etti. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, olayı 'tamamen kabul edilemez' olarak nitelendirirken, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, İsrail'den 'açıklama ve hesap verebilirlik' beklediklerini söyledi. ABD ise İsrail'in yakın müttefiki olarak, uluslararası hukuka uygun hareket edilmesi çağrısında bulunmakla yetindi.
Dünya Merkezi Mutfağı'nın kurucusu ünlü şef José Andrés, saldırıyı 'savaş yasalarına ve uluslararası insancıl hukuka doğrudan bir saldırı' olarak değerlendirdi. Örgüt, olayın ardından Gazze'deki yardım faaliyetlerini geçici olarak durdurdu. Bu durum, bölgede kıtlık riskiyle karşı karşıya olan siviller için insani durumu daha da kötüleştirdi. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, Gazze'nin kuzeyinde 'kıtlığın eşiğinde' olduğu uyarısında bulunuyor.
Gazze'de Yaşam: Gazeteciler, Doktorlar ve Yardım Çalışanları Hedefte
İsrail'in Gazze'deki saldırıları yalnızca sivil altyapıyı değil, aynı zamanda orada çalışan uluslararası ve yerel personeli de hedef alıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün verilerine göre, çatışmanın başlangıcından bu yana en az 95 gazeteci öldürüldü. Bu sayı, modern çatışmalarda kaydedilen en yüksek gazeteci kaybı olarak tarihe geçmiş durumda. Sağlık çalışanları da benzer bir tehlike altında; Filistin Sağlık Bakanlığı'na göre 500'den fazla sağlık personeli öldürüldü. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki hastanelerin neredeyse tamamının hizmet dışı kaldığını ya da kısmen çalışabildiğini bildiriyor.
İsrail, saldırılarının Hamas'ın askeri kanadını hedef aldığını ve sivillerin zarar görmemesi için 'azami özen' gösterildiğini savunuyor. Ancak uluslararası insancıl hukuk uzmanları, çok sayıda sivil kayıp ve insani yardım çalışanına yönelik saldırıların 'orantılılık' ve 'ayrım' ilkelerini ihlal ettiğini belirtiyor. Bu durum, İsrail'in uluslararası toplum nezdinde artan bir izolasyonuna yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin meselesindeki tutumunu güçlendiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'i 'soykırım' yapmakla suçlayan açıklamaları, uluslararası toplumda yankı bulurken, Türkiye'nin insani yardım kuruluşları da Gazze'ye yardım ulaştırma çabalarını sürdürüyor. Dünya Merkezi Mutfağı saldırısı, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini haklı çıkaran bir örnek olarak öne çıkıyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri ve insani yardım köprüsü kurma çabaları, bu tür olayların ardından daha fazla önem kazanıyor. Türkiye, uluslararası toplumun İsrail üzerinde baskı kurması gerektiğini savunuyor ve bu yöndeki çağrılarını sürdürecek gibi görünüyor.