Lübnan ile İsrail arasında imzalanan deniz sınırı anlaşması, ülkeyi ikiye böldü. Anlaşma, İran destekli Hizbullah’ın Lübnan’daki nüfuzunu sınırlama amacı taşıyan bir adım olarak desteklenirken, muhalifler bu anlaşmayı İsrail’e karşı bir teslimiyet olarak değerlendiriyor. Beyrut sokakları, anlaşmanın lehine ve aleyhine yapılan gösterilerle çalkalanıyor. Polis, güvenlik önlemlerini artırırken, protestolarda zaman zaman çatışmalar yaşanıyor.
Anlaşmanın Arka Planı
Lübnan ve İsrail, Doğu Akdeniz'deki deniz sınırlarını belirlemek için aylardır süren dolaylı müzakerelerin ardından geçtiğimiz hafta bir anlaşmaya vardı. Anlaşma, her iki ülkenin de enerji kaynaklarına erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor. Ancak Lübnan'da bu anlaşma, ülkenin egemenliğini zedelediği gerekçesiyle büyük tepki çekti. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, anlaşmanın Lübnan'ın yararına olduğunu savunurken, muhalif partiler ise anlaşmanın İsrail'e verilen bir taviz olduğunu iddia ediyor.
Protestolar, özellikle Beyrut'un Hıristiyan ve Sünni mahallelerinde yoğunlaştı. Göstericiler, "İsrail'e teslimiyet" ve "Lübnan'ın ihaneti" yazılı pankartlar taşıdı. Anlaşmanın imzalanmasının ardından yüzlerce kişi, Hizbullah'ın askeri kanadının da faaliyet gösterdiği Dahiye bölgesine yürümeye çalıştı. Güvenlik güçleri, göstericilere müdahale ederken, olaylarda 10'dan fazla kişi yaralandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, sadece Lübnan'ı değil, tüm bölgeyi etkileyecek potansiyele sahip. İran ile İsrail arasındaki gerginlik, Lübnan üzerinden yeni bir boyut kazanıyor. ABD ve Fransa'nın arabuluculuğunda yapılan anlaşma, Hizbullah'ın Lübnan siyasetindeki rolünü zayıflatmayı amaçlıyor. Ancak Hizbullah, anlaşmayı kendi lehine çevirmeye çalışıyor. Nasrallah, anlaşmanın Hizbullah'ın Lübnan'ı koruma çabalarının bir sonucu olduğunu söyleyerek, kendisine yönelik eleştirileri bastırmaya çalışıyor.
Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları, bölgesel güç dengelerini değiştirme potansiyeline sahip. İsrail, Kıbrıs ve Mısır ile birlikte çalışarak bölgede bir enerji merkezi oluşturmayı hedefliyor. Lübnan ise kendi kıyılarındaki doğal gaz yataklarından faydalanmak istiyor. Bu anlaşma, Lübnan'ın ekonomik krizinden çıkışı için bir fırsat olarak görülse de, siyasi istikrarsızlık bu fırsatı tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki bu anlaşma ve sonrasındaki protestolar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası açısından önemli bir gelişmedir. Türkiye, bölgedeki enerji kaynaklarının paylaşımında hakkaniyetli bir çözümden yana olduğunu her fırsatta dile getirmektedir. Lübnan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu etkileyebilir. Türkiye, Hizbullah'la doğrudan bir çatışma içinde olmasa da, İran nüfuzunun azalması Ankara'nın çıkarlarına hizmet edebilir. Ayrıca, Mavi Vatan doktrini bağlamında, Doğu Akdeniz'deki her gelişme Türkiye'nin güvenliği ve ekonomik çıkarları açısından yakından takip edilmelidir. Türkiye, bu süreçte diplomatik temaslarını artırarak bölgede dengeleyici bir rol üstlenebilir.