Lübnan, üç aydan uzun süre önce ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla tetiklenen bölgesel savaşın en ölümcül yansımasını yaşadı. Washington ile Tahran arasında varılan anlaşmayla sona ermesi beklenen çatışmalar, 2 Mart'ta Lübnan'a sıçradı ve ülkeyi ekonomik ve insani açıdan derin bir krize sürükledi. İsrail ile Hizbullah arasında aylardır süren gerginlik, Mart başında sıcak çatışmaya dönüştü ve Beyrut başta olmak üzere birçok kent yoğun bombardımana maruz kaldı.
Gelişmenin Arka Planı: Savaşın Bedeli Ağır Oldu
Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, çatışmalarda 1.500'den fazla kişi hayatını kaybetti, 7.000 civarında kişi yaralandı. Ölenler arasında çok sayıda sivilin yanı sıra Hizbullah militanları da bulunuyor. Saldırılarda Lübnan'ın güneyi, Bekaa Vadisi ve Beyrut'un güney banliyöleri hedef alındı. İsrail, hava saldırılarının Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef aldığını belirtirken, saldırılarda 5.000'den fazla konut ve iş yeri kullanılamaz hale geldi.
Lübnan Ekonomi Bakanlığı, savaşın ülkeye maliyetinin en az 15 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor. Bu rakam, 2020 Beyrut Limanı patlamasının ardından zaten çöküşün eşiğinde olan Lübnan ekonomisi için ağır bir darbe anlamına geliyor. Turizm sektörü neredeyse tamamen dururken, tarım alanları ve altyapı tahrip oldu. Beyrut Uluslararası Havalimanı birkaç hafta boyunca uçuşlara kapatıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Washington-Tahran Anlaşması Savaşı Sonlandırıyor
Çatışmalar, İsrail ile Hizbullah arasında 2006'dan bu yana en yoğun çatışma olarak kayıtlara geçti. İran destekli Hizbullah, İsrail'in kuzeyine yüzlerce roket fırlatırken, İsrail ordusu Lübnan'ın güneyine kara harekâtı düzenledi. Birleşmiş Milletler, 500 binden fazla kişinin evlerini terk ettiğini açıkladı. Türkiye ve Katar gibi ülkeler yardım çabalarına öncülük etti.
Washington ile Tahran arasında yürütülen müzakereler sonucunda varılan anlaşma, ateşkes ve karşılıklı askeri gerilimin azaltılmasını öngörüyor. Anlaşma kapsamında İran'ın uranyum zenginleştirme programına sınırlamalar getirilmesi ve bazı yaptırımların hafifletilmesi bekleniyor. Lübnan'daki çatışmaların durması için anlaşmanın en kritik maddelerinden biri de Hizbullah'ın İsrail sınırından çekilmesi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu çatışma, Türkiye'nin iki önemli komşusu olan Suriye ve Doğu Akdeniz'deki dengeleri doğrudan etkiliyor. Lübnan'daki istikrarsızlık, Türkiye'ye yönelik düzensiz göç dalgalarını artırabileceği gibi, Doğu Akdeniz'deki enerji keşiflerini de tehdit ediyor. Ankara, çatışmanın başından beri diplomatik çözüm çağrısı yaparken, İran'ın nükleer programıyla ilgili varılan anlaşma bölgesel gerilimi azaltabilir. Ancak Hizbullah'ın Suriye'deki varlığı, İsrail ile olası bir yeni çatışmanın Türkiye'nin güney sınırlarına sıçraması riskini barındırıyor. Türkiye, bu süreçte hem insani yardımlarla hem de arabuluculuk rolüyle ön plana çıkabilir.