İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron kentindeki İbrahim Camisi'nde (Haram el-Halil) beşinci gün üst üste ezan okunmasına izin vermedi. Yerel kaynaklara göre, 27 Nisan 2025'ten bu yana camide namaz vakitlerinde ezan okunamıyor. Filistinli yetkililer, bu uygulamanın İsrail'in bölgedeki dini hassasiyetleri hiçe saydığını ve gerilimi tırmandırdığını belirtiyor. Ezan yasağı, Müslümanlar için büyük önem taşıyan bu kutsal mekânda cemaatin tepkisine yol açarken, uluslararası toplumdan da kınama mesajları geliyor.
Gelişmenin arka planı
İbrahim Camisi, hem Müslümanlar hem de Yahudiler için kutsal kabul edilen bir yapıdır. MÖ 2000'li yıllara dayanan tarihiyle bilinen cami, 1994'te Baruch Goldstein'ın saldırısı sonucu 29 Müslüman'ın hayatını kaybetmesiyle uluslararası gündeme oturmuştu. Olayın ardından cami, İsrail yönetimi tarafından iki bölüme ayrılarak Müslümanların kullanımına kısmen izin verilmişti. Halen camide Müslümanlar sınırlı saatlerde ibadet edebiliyor; Yahudiler ise "Me'arat HaMachpela" (Atalar Mağarası) adı verilen bölümde dua ediyor.
Ezan yasağı, son dönemde İsrail-Filistin çatışmalarının arttığı bir dönemde geldi. İsrail güvenlik güçleri, "güvenlik gerekçeleri" öne sürerek ezan okunmasını engelliyor. Ancak Filistinli yetkililer, bu uygulamanın İsrail'in Kudüs ve Batı Şeria'daki dini sembolleri kontrol altına alma politikasının bir parçası olduğunu savunuyor. Filistin Yönetimi tarafından yapılan açıklamada, "Bu, açık bir dini provokasyondur. İbrahim Camisi'nde ezan okunması yüzyıllardır süregelen bir gelenektir. Bunun engellenmesi, Müslümanların ibadet özgürlüğüne müdahaledir" denildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Hebron'daki bu gelişme, sadece İsrail-Filistin arasında değil, bölgedeki diğer aktörler nezdinde de yankı buluyor. Ürdün, İsrail ile 1994 yılında imzaladığı barış anlaşması kapsamında Kudüs ve Hebron'daki Müslüman kutsal mekânlarının koruyucusu konumunda. Ürdün Dışişleri Bakanlığı, yasağı kınayarak "İbrahim Camisi'ndeki tarihi statüko korunmalıdır" çağrısı yaptı. Mısır ve Suudi Arabistan da benzer şekilde İsrail'i uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı.
Arap Birliği, konuyu acil gündemine alırken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde de durumun ele alınması bekleniyor. Uzmanlar, bu tür adımların bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Ramazan ayına denk gelmesi, ezan yasağının Müslüman dünyasında daha büyük bir öfke yaratmasına neden oluyor. Filistinli gruplar, protesto çağrısı yaparken, İsrail polisi Hebron'da olağanüstü güvenlik önlemleri aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği güçlü desteğin bir kez daha ön plana çıkmasına neden oluyor. Türkiye, Kudüs ve Mescid-i Aksa gibi kutsal mekânların haklarını her platformda savunurken, İbrahim Camisi'ndeki ezan yasağı da dış politikada gündeme gelecektir. AKP hükümeti, İsrail'in bu tür uygulamalarını ulusal ve uluslararası kamuoyunda kınamış; özellikle Ramazan ayında böyle bir kısıtlamanın bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurgulamıştır. Ayrıca Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle koordinasyon halinde, İsrail aleyhine diplomatik adımlar atması beklenebilir. Bu durum, Türkiye-İsrail arasında son dönemde normalleşme çabalarına rağmen, ideolojik farklılıkların kolayca aşılamayacağını göstermektedir.