İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan Filistinliler, sistematik cinsel istismar, aç bırakma ve polis köpekleriyle saldırıya maruz kaldıklarını iddia ediyor. Al Jazeera’nın eski mahkumlarla yaptığı röportajlarda ortaya çıkan ifadeler, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İddialara göre, İsrail cezaevi yetkilileri tarafından rutin hale getirilen şiddet eylemleri, insan hakları örgütlerinin yıllardır raporladığı ihlallerin en ağır örneklerini oluşturuyor. Görgü tanıkları, gözaltı sürecinden tahliyeye kadar her aşamada fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kaldıklarını belirtiyor.
Mahkumlardan ilk kez duyulan itiraflar
Al Jazeera’nın yayımladığı haberde, Batı Şeria, Gazze ve Kudüs’ten gelen eski tutuklular, İsrail’in Negev, Ramon ve Ofer cezaevlerinde yaşadıklarını ayrıntılarıyla anlattı. İfadelere göre, mahkumlar sık sık çıplak aramalara tabi tutuluyor, cinsel tacize uğruyor ve uzun süreli tecrit altında tutuluyor. Bir eski mahkum, “Beni bir sandalyeye bağlayıp özel bölgelerime elektrik verdiler. Aylarca yara izlerim geçmedi” dedi. Bir başkası, cezaevi personelinin köpekleri üzerlerine saldığını ve bu saldırılar sonucu bazı mahkumların hastaneye kaldırıldığını aktardı.
Ayrıca yiyecek ve su kısıtlamasının sistematik olduğu, mahkumların günde sadece bir öğün yemek alabildiği, temel hijyen malzemelerinin verilmediği ifade ediliyor. Gazze’den serbest bırakılan 34 yaşındaki bir adam, “15 kilo verdim. Bir haftada ancak bir kez duş alabiliyorduk. Suçum sokağa çıkma yasağını ihlal etmekti” diye konuştu. İnsan hakları örgütleri, bu tür iddiaların İsrail’deki gözaltı merkezlerinde on yıllardır sürdüğünü, ancak uluslararası yaptırımların yetersiz kaldığını vurguluyor.
Uluslararası tepkiler ve belirsizlik
Filistin Yönetimi ve Hamas, iddiaları kınayarak Birleşmiş Milletler’in acil soruşturma başlatmasını talep etti. ABD Dışişleri Bakanlığı konuya ilişkin “endişeleri not ettiklerini” açıklarken, Avrupa Birliği iddiaların doğrulanması durumunda kınama kararı alacağını duyurdu. İsrail cezaevi otoriteleri ise suçlamaları “asılsız ve abartılı” olarak nitelendirdi; ancak ayrıntılı bir yanıt vermekten kaçındı. Bağımsız gözlemciler, işgal altındaki topraklarda insan hakları ihlallerinin yaygın olduğunu ancak İsrail’in uluslararası baskılara rağmen bu konuda ciddi bir adım atmadığını belirtiyor.
Öte yandan, İsrail Yüksek Mahkemesi’nin daha önce benzer iddialarla ilgili bazı şikayetleri reddettiği; soruşturmaların ise genellikle sonuçsuz kaldığı biliniyor. Al Jazeera’nın belgeseli, özellikle Arap dünyasında geniş yankı uyandırdı ve birçok ülkede protestolara yol açtı. Mısır, Ürdün ve Katar gibi ülkeler, konuyu Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ne taşıma çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail hapishanelerinde Filistinli mahkumlara yönelik işkence iddiaları, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destek ve İsrail’le inişli çıkışlı ilişkileri bağlamında kritik bir zamana denk geliyor. Ankara, 7 Ekim 2023’ten bu yana yoğunlaşan saldırılar karşısında Filistinli sivillerin korunması için uluslararası girişimlerde bulunuyor. Bu iddialar, Türk kamuoyunda İsrail’e karşı zaten yüksek olan hassasiyeti daha da artırabilir. Türkiye, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere çok taraflı platformlarda bu tür ihlalleri gündeme getirme potansiyeline sahip. Ayrıca, bölgede nüfuz mücadelesi veren Türkiye, Filistin halkının yaşadığı bu tür insanlık dışı koşulları diplomatik argüman olarak kullanabilir. Gelişme, Türk-Arap ilişkilerinde Ankara’nın Filistin yanlısı tutumunu pekiştirecek bir nitelik taşıyor.