İsrail ordusu, 1 Haziran'da Lübnan'ın güneyine düzenlediği hava saldırılarında sekiz kişinin öldüğünü, 30'dan fazla kişinin yaralandığını duyurdu. Saldırı, ABD Başkanı Donald Trump'ın bir gün önce yaptığı ve İsrail ile Hizbullah arasında gerilimin düşürülmesi çağrısında bulunduğu açıklamanın hemen ardından geldi. İsrail, Beyrut'un güney banliyölerini vurmakla tehdit ederek Lübnan başkentinde paniğe yol açtı; binlerce kişi daha güvenli bölgelere kaçarken, Hizbullah da kuzey İsrail'e roketler fırlattı.
Çatışmaların Arka Planı ve Gelişmeler
İsrail'in güney Lübnan'daki hedeflere yönelik operasyonları, Hizbullah'ın sınır ötesi saldırılarına misilleme olarak başlatıldı. Son haftalarda tırmanan gerilim, 2006 savaşından bu yana en şiddetli çatışmalara sahne oluyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), saldırıların Hizbullah'a ait askeri altyapıyı hedef aldığını belirtirken, Lübnanlı yetkililer sivil kayıpların arttığını vurguluyor. Beyrut'ta halk, İsrail'in güney banliyölerine yönelik tehdidi üzerine ana yollarda trafik sıkışıklığı oluşturarak şehirden kaçışmaya başladı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, ölenler arasında üç çocuk ve iki kadının bulunduğunu, yaralıların çoğunun ağır durumda olduğunu açıkladı.
Hizbullah ise kuzey İsrail'e onlarca roket atarak yanıt verdi. İsrail'in kuzey şehirlerinde sirenler çalarken, bazı roketler Iron Dome savunma sistemi tarafından engellendi. Ancak bir roketin Kiryat Şmona kentine düşmesi sonucu üç kişi hafif yaralandı. Çatışmalar her iki tarafta da sivil halkın can güvenliğini tehdit ederken, uluslararası toplum ateşkes çağrılarını yineliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Olay, ABD Başkanı Trump'ın İsrail ve Hizbullah arasında sükunet çağrısı yapmasının hemen ertesinde gerçekleşmesiyle dikkat çekiyor. Trump, 31 Mayıs'ta yaptığı açıklamada tarafları "sağduyulu olmaya" davet etmişti. Ancak Beyrut, Washington'ın arabuluculuk çabalarının yetersiz kaldığı görüşünde. Lübnan Başbakanı, Birleşmiş Milletler'e acil toplantı çağrısı yaparken, Arap Birliği de olağanüstü oturum düzenledi. İsrail'in saldırıları, Gazze savaşının ardından bölgede yeni bir cephe açılması endişesini artırıyor. İran destekli Hizbullah, Lübnan'da siyasi ve askeri açıdan önemli bir aktör; 2006 savaşında İsrail karşısında güçlü bir direniş göstermişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki güvenlik çıkarlarını doğrudan etkilemektedir. Türkiye, daha önce İsrail-Lübnan arasındaki gerilimde arabuluculuk rolü üstlenmişti. Son çatışmalar, Türkiye'nin bölgedeki istikrar arayışını ve mülteci akınlarına karşı hassasiyetini yeniden gündeme getiriyor. Ayrıca, enerji rotaları ve deniz yetki alanları bağlamında Doğu Akdeniz'deki dengeleri bozabilecek potansiyel bir sıcak çatışma, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından risk oluşturmaktadır. Türkiye'nin, tarafları itidal çağrısı yapmaya ve diyaloğu teşvik etmeye devam etmesi bekleniyor.