İsrail ordusu, Güney Lübnan'da gece boyunca ve sabah saatlerinde çok sayıda hava saldırısı düzenledi. Lübnan resmi haber ajansı NNA'nın aktardığına göre, saldırılar özellikle Nebatiye ve Sur çevresindeki köyleri hedef aldı. İsrail tarafı saldırıların Hizbullah'ın askeri altyapısına yönelik olduğunu savunurken, Lübnan makamları aralarında sivillerin de bulunduğu can kayıpları olduğunu bildirdi. Bölgede tansiyon yılbaşından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
Çatışmaların Arka Planı ve Son Gelişmeler
İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği saldırının ardından başlayan Gazze savaşıyla eş zamanlı olarak sınır hattında yeniden alevlendi. O tarihten bu yana karşılıklı topçu atışları ve hava saldırıları sürüyor. Son haftalarda İsrail, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen hedeflere yönelik operasyonlarını genişletti. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, Ekim 2023'ten bu yana Lübnan'da en az 300 kişi hayatını kaybetti; bunların çoğu Hizbullah mensubu olsa da aralarında siviller ve gazeteciler de bulunuyor. İsrail tarafında ise 10'u sivil olmak üzere 20'den fazla kişi öldü.
Son saldırı dalgası, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) Lübnan'daki operasyonlarını derinleştirme kararının bir parçası olarak görülüyor. IDF sözcüsü, saldırıların Hizbullah'ın sınır yakınındaki askeri kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını belirtti. Ancak Lübnan hükümeti, saldırıların ülkenin egemenliğini ihlal ettiğini ve bölgede istikrarsızlığı artırdığını vurguluyor. Hizbullah ise son saldırılara roket ve top mermisiyle karşılık verdiğini duyurdu. Karşılıklı saldırılar, BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararıyla kurulan ve 2006 savaşından bu yana uygulanan ateşkes rejimini daha da kırılgan hale getirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Lübnan'daki tırmanma, Orta Doğu'da geniş çaplı bir savaş riskini yeniden gündeme getiriyor. İran destekli Hizbullah, İsrail'e karşı caydırıcılık kapasitesini korumak için saldırılarını sürdürürken, İsrail de kuzey sınırında güvenliği sağlamak için kararlı olduğunu gösteriyor. ABD yönetimi, çatışmanın Lübnan'a yayılmasını engellemek için diplomatik çabalarını sürdürüyor; ancak şu ana kadar kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. Fransa ve Katar da arabuluculuk girişimlerinde bulunuyor. BM Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL), taraflara itidal çağrısı yaparken, bölgede görev yapan barış güçlerinin güvenliği endişe kaynağı.
Uluslararası toplum, Gazze'deki insani krizin gölgesinde Lübnan cephesinin istikrarsızlaşmasından endişeli. Son saldırılar, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını tamamlamadan kuzeyde de cephe açmaktan çekinmediğini gösteriyor. Bu durum, bölgesel aktörlerin (İran, Suriye, Irak'taki milisler) tepkilerini de etkileyebilir. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, daha önce yaptığı açıklamalarda Gazze'deki savaş durmadan Lübnan cephesini kapatmayacaklarını söylemişti. Dolayısıyla Gazze'de bir ateşkes sağlanmadan Lübnan'da kalıcı sükunet beklenmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güney Lübnan'daki tırmanmadan doğrudan etkilenmese de bölgesel istikrar açısından yakından takip ediyor. Ankara, İsrail'in saldırılarını kınayarak uluslararası hukuka uyulması çağrısı yapıyor. Lübnan'da artan çatışma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik dengelerini de etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Lübnan'daki ekonomik kriz ve insani durum nedeniyle istikrarsızlığın derinleşmesinden endişe ediyor; mülteci akını ve sınır güvenliği riskleri öne çıkıyor. Türk dış politikası, diplomasi kanallarının açık tutulması ve bölgesel diyalogun güçlendirilmesi yönünde çaba harcıyor.