İranlı üst düzey yetkililer, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Yunanistan'ın başkenti Atina'da yaptığı ve İran'ı sert bir dille eleştirdiği konuşmasına yanıt verdi. Rubio, 28 Mayıs 2025'te Atina'da düzenlenen bir etkinlikte İran'ın bölgede istikrarsızlık yarattığını ve nükleer programının endişe kaynağı olduğunu belirtmişti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bakai, Rubio'nun açıklamalarını "temelsiz ve gerçek dışı" olarak nitelendirerek ABD'nin bölgedeki politikalarını eleştirdi. Bakai, ABD'nin İran karşıtı söyleminin bölgesel gerginliği artırdığını vurguladı.
Rubio'nun Atina Konuşması ve İran'ın Tepkisi
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina'da düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, İran'ın Orta Doğu'da istikrarsızlık yarattığını, nükleer programının uluslararası güvenlik için tehdit oluşturduğunu ve bölgedeki milis grupları desteklediğini öne sürdü. Rubio ayrıca, İran'ın son dönemde nükleer faaliyetlerini hızlandırdığını ve uranyum zenginleştirme oranını yükselttiğini belirtti. Bu açıklamalar, ABD'nin İran'a yönelik baskı politikasının bir parçası olarak değerlendirildi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bakai, Rubio'nun açıklamalarına sert tepki gösterdi. Bakai, yaptığı yazılı açıklamada, "ABD'li yetkililerin asılsız suçlamaları, bölgedeki gerilimi artırmaktan başka bir işe yaramıyor. İran, nükleer programını barışçıl amaçlarla sürdürmekte olup, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile tam işbirliği içindedir. ABD'nin tek taraflı yaptırımları ve baskı politikaları kabul edilemez" dedi. Bakai ayrıca, ABD'nin Orta Doğu'daki varlığının istikrarsızlığın asıl kaynağı olduğunu savundu.
İran Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Vahid Celalzade de Rubio'nun sözlerini kınayarak, "ABD, bölge ülkelerine yönelik müdahaleci politikalarından vazgeçmeli ve İran'ın egemenlik haklarına saygı göstermelidir" ifadelerini kullandı. Celalzade, İran'ın savunma kapasitesinin caydırıcılık amacı taşıdığını ve hiçbir ülkeye tehdit oluşturmadığını belirtti.
İran-ABD İlişkilerinde Gerilim Artıyor
Rubio'nun Atina ziyareti ve İran'a yönelik açıklamaları, ABD ile İran arasındaki uzun süredir devam eden gerginliğin son halkası oldu. 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekilmesi ve yeniden yaptırımlar uygulaması, iki ülke arasındaki ilişkileri dondurmuştu. Biden yönetimi döneminde anlaşmayı canlandırmak için yapılan dolaylı görüşmeler sonuçsuz kalmıştı. Trump'ın yeniden iktidara gelmesiyle birlikte İran'a yönelik baskı politikasının daha da sertleşmesi bekleniyor. Rubio'nun açıklamaları, yeni yönetimin İran'a karşı tutumunun ilk işaretleri olarak yorumlanıyor.
İran, son aylarda nükleer faaliyetlerini genişlettiğini duyurmuş, uranyum zenginleştirme oranını %60'a çıkardığını açıklamıştı. Batılı ülkeler bu adımı endişeyle karşılarken, İran programının barışçıl olduğunu savunuyor. UAEA, İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin kısıtlandığını bildirmişti. Bu gelişmeler, bölgesel bir silahlanma yarışı endişesini artırıyor.
Uzmanlar, Rubio'nun Atina ziyaretinin Yunanistan ile savunma işbirliğini güçlendirme ve Doğu Akdeniz'deki dengeleri etkileme amacı taşıdığını belirtiyor. Yunanistan, ABD'nin bölgedeki önemli müttefiklerinden biri ve İran'a karşı ortak bir cephe oluşturulması hedefleniyor. Ancak İran'ın sert tepkisi, diplomatik kanalların kapalı olduğunu ve gerilimin tırmanabileceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile uzun süredir devam eden ekonomik ve siyasi ilişkilere sahip olup, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları Türk şirketlerini de zaman zaman olumsuz etkiliyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programındaki gelişmeler, Orta Doğu'da istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin güvenlik kaygılarını derinleştirebilir. Türkiye, diplomatik çözümlerden yana tavır alarak, bölgede gerilimin düşürülmesi için arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ancak ABD'nin sert tutumu, Türkiye'nin denge politikasını zorlaştırabilir.