İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyindeki Qabatiya kasabasında düzenlediği geniş çaplı bir gözaltı operasyonunda, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıda Filistinliyi gözaltına alarak kollarına numara yazdı. Görgü tanıklarının aktardığına göre, askerler gözaltına alınan Filistinlilerin kimlik kontrolünün ardından, kalıcı mürekkeple ellerine veya kollarına sıra numaraları işaretledi. Bu uygulama, uluslararası toplumda insan hakları ihlali olarak değerlendirilirken, İsrail ordusu ise konuya ilişkin açıklamasında, söz konusu işaretlemenin 'operasyonel bir gereklilik' olduğunu savundu. Ancak bu savunma, özellikle Filistinli sivil toplum örgütleri ve Birleşmiş Milletler tarafından sert bir dille eleştirildi.
Gelişmenin arka planı
Qabatiya, Batı Şeria'nın Cenin kentine bağlı bir belde olup, son dönemde İsrail güçlerinin sık sık baskın düzenlediği bölgelerden biri haline geldi. Operasyon, 28 Kasım 2024 tarihinde sabah saatlerinde başladı. Yüzlerce İsrail askeri, kasabayı kuşatarak ev ev arama yaptı. Gözaltına alınanların sayısı konusunda farklı rakamlar telaffuz edilse de, Filistinli kaynaklar en az 75 kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Gözaltına alınanlar arasında eski mahkumların yanı sıra 16 yaşında bir çocuğun da bulunduğu kaydedildi.
İsrail ordusu, operasyonun amacının 'arama ve terörle mücadele' olduğunu açıkladı. Ancak Filistinli yetkililer ve insan hakları örgütleri, uygulanan yöntemlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtiyor. Özellikle numara yazma uygulaması, geçmişte de İsrail ordusu tarafından farklı dönemlerde kullanılmıştı. Ancak bu tür uygulamaların, özellikle 1948'deki Nakba döneminde ve 1967'deki işgal sırasında benzer şekilde yapıldığı hatırlatılıyor. Bu nedenle söz konusu uygulama, Filistinlilerde travmatik bir etki yaratıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, sadece bir insan hakları ihlali olarak değil, aynı zamanda bölgedeki tansiyonu daha da artırabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Batı Şeria'da son aylarda artan İsrail askeri operasyonları, Filistinlilerle İsrail güçleri arasında çatışmalara yol açıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2024 yılında Batı Şeria'da İsrail güçleri tarafından öldürülen Filistinlilerin sayısı 600'ü aşmış durumda. Bu sayı, son yılların en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti.
Uluslararası toplumun tepkisi de gecikmedi. BM İnsan Hakları Ofisi sözcüsü, yaptığı açıklamada, 'Gözaltındaki kişilerin numaralandırılması, kişiliksizleştirme anlamına gelir ve uluslararası insancıl hukukun açık ihlalidir' ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği de konuya ilişkin bir kınama yayınladı. Ancak İsrail hükümeti, bu eleştirileri reddederek, 'İsrail ordusunun dünyanın en ahlaklı ordusu olduğunu' savundu. Bu tür açıklamalar, bölgedeki taraflar arasındaki derin güven bunalımını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü destekle bilinen bir ülke olarak, bu tür olayları yakından takip ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığı, daha önceki benzer operasyonlarda İsrail'i sert bir dille eleştirmiş, uluslararası platformlarda Filistin halkının yanında yer almıştı. Bu olayın da Türkiye tarafından kınanması ve BM Genel Kurulu'na taşınması beklenebilir. Türkiye'nin bu tutumu, hem iç kamuoyundaki hassasiyeti hem de bölgesel liderlik iddiası açısından önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin arabuluculuk girişimlerinde bulunma potansiyeli de gündeme gelebilir; ancak mevcut koşullarda İsrail ile diyaloğun sınırlı olduğu biliniyor. Bu nedenle Ankara'nın öncelikli olarak Filistinli yetkililerle dayanışma mesajları vermesi ve uluslararası kamuoyunu harekete geçirmeye çalışması muhtemeldir.