İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki sınır kasabalarına yönelik hava ve topçu saldırılarını yoğunlaştırdı. Yerel kaynaklar, başta Nakura, Bin Cebayl ve Eş-Şekhab bölgeleri olmak üzere birçok yerleşim yerinin yoğun bombardımana maruz kaldığını bildirdi. Saldırılarda sivil kayıpların arttığı, hastanelerin yaralılarla dolduğu aktarılıyor. Bu gelişme, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararına rağmen tırmanan gerilimde yeni bir aşamaya işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail güçlerinin bugün sabah saatlerinden itibaren Güney Lübnan'daki sınır kasabalarına yoğun hava saldırıları düzenlediği, ardından da topçu birlikleriyle bölgeyi ateş altına aldığı bildirildi. Lübnan resmi haber ajansı NNA'nın aktardığı bilgilere göre, Nakura kentindeki çeşitli mahalleler bombalanırken, Bin Cebayl'e bağlı kırsal bölgeler de yoğun şekilde hedef alındı. Görgü tanıkları, saldırıların özellikle sivil yerleşim alanlarını vurduğu yönünde ifadelerde bulundu.
Lübnan Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, son 24 saatte en az 12 sivilin hayatını kaybettiği, 40'tan fazla kişinin yaralandığı kaydedildi. Yaralıların çevre hastanelere kaldırıldığı, ağır yaralıların Beyrut'taki devlet hastanelerine sevk edildiği belirtildi. Sağlık kaynakları, saldırıların yoğunluğu nedeniyle ambulansların bölgeye ulaşmakta zorlandığını aktarıyor.
İsrail ordusu ise yaptığı yazılı açıklamada, saldırıların Hizbullah'a ait askeri hedeflere yönelik olduğunu savundu. Açıklamada, sınır hattındaki askeri yapılanmaların, roket atış mevzilerinin ve cephane depolarının imha edildiği öne sürüldü. Ancak bölgedeki görgü tanıkları ve yerel gazeteciler, saldırıların sivillerin yaşadığı mahalleleri de vurduğunu doğruluyor.
Lübnan hükümeti, saldırıları "savaş suçu" olarak nitelendirirken, dünya kamuoyuna acil müdahale çağrısında bulundu. Başbakan Necib Mikati, yaptığı açıklamada, "Bu saldırılar Lübnan'ın egemenliğine açık bir ihlaldir. Uluslararası toplumun İsrail'i durdurması gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in Güney Lübnan'a yönelik saldırıları, 7 Ekim'den bu yana süren ve bölgesel bir savaşa dönüşen çatışmaların bir devamı niteliğinde. Hizbullah ile İsrail ordusu arasındaki çatışmalar, Gazze'deki savaşın başlamasından kısa bir süre sonra yoğunlaşmış, sınır hattında günlük çatışmalar yaşanmaya başlamıştı. Son haftalarda ise İsrail'in saldırılarını derinleştirerek Lübnan'ın içlerine doğru genişlettiği görülüyor.
Bölgedeki gözlemciler, İsrail'in kara harekâtına hazırlık yapabileceği yönündeki iddiaları değerlendiriyor. Uzmanlara göre, İsrail ordusu sınır hattındaki Hizbullah mevzilerini zayıflatmak amacıyla özellikle nakliye yollarını ve ikmal hatlarını hedef alıyor. Bu durum, bölgenin daha büyük bir çatışmaya sürüklenmesi riskini artırıyor.
Uluslararası toplumun tepkisi ise sınırlı kalmaya devam ediyor. ABD, İsrail'in kendini savunma hakkına vurgu yaparken, Fransa ve Birleşmiş Milletler ateşkes çağrısında bulunuyor. Ancak taraflar arasında ciddi bir müzakere zemini oluşmuş değil. Lübnan hükümeti, uluslararası toplumun İsrail üzerinde etkili bir baskı oluşturmamasından şikâyetçi.
İsrail'in saldırılarını sürdürmesi, bölgedeki insani durumu da derinleştiriyor. Sınırdaki binlerce sivil, çatışmalar nedeniyle göç etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı (UNHCR), Lübnan'da yaklaşık 100 bin kişinin yerinden edildiğini açıkladı. Saldırıların yoğunlaştığı bölgelerde su ve elektrik altyapısının zarar görmesi, insani krizi daha da büyütüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin sınır komşusu olan Lübnan'daki istikrarı doğrudan etkiliyor. Türkiye, bölgedeki artan gerginliğin Orta Doğu'da yeni bir savaş yaratabileceği endişesini dile getiriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce İsrail'in saldırılarını "savaş suçu" olarak nitelendirmiş ve uluslararası topluma müdahale çağrısında bulunmuştu. Türkiye, Lübnan'daki siyasi ve ekonomik krizin daha da derinleşmesini önlemek için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Ayrıca bölgeden gelebilecek göç dalgasına karşı sınır güvenliğini artırma adımları da gündemde.