İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlarını yoğunlaştırarak enklavın güney ve orta kesimlerinde ilerleyişini sürdürüyor. Saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca Filistinli hayatını kaybederken, Kahire'de Hamas ile İsrail arasında dolaylı ateşkes görüşmelerinin ilk turu başladı. Tarafların pazarlık masasındaki temel talepleri henüz netleşmezken, Mısırlı arabulucular kalıcı bir ateşkes için yoğun çaba harcıyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail'in 7 Ekim'den bu yana sürdürdüğü hava ve kara saldırıları, Gazze'nin kuzeyinden başlayarak güneye doğru yayıldı. Şu ana kadar 35 bine yakın Filistinlinin öldüğü, 80 binden fazlasının yaralandığı saldırılarda, altyapı büyük ölçüde tahrip oldu. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2,3 milyonluk nüfusun yaklaşık 1,7 milyonu yerinden edildi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Refah kentine yönelik kara harekatının "yakın olduğunu" belirtirken, uluslararası toplumdan bu hamleye karşı sert uyarılar geliyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda başlayan Kahire görüşmelerinde, rehine takası ve insani yardım koridoru açılması gibi konular ele alınıyor. Ancak İsrail'in ateşkes koşullarına uymadığı ve Hamas'ın kalıcı bir anlaşma istediği belirtiliyor.
Hamas yetkilileri, İsrail'in Gazze'den tamamen çekilmesi ve ablukanın kaldırılması olmadan bir anlaşmaya yanaşmayacaklarını sinyalini verdi. İsrail ise "Hamas'ı yok etmeden" savaşı sonlandırmayacağını defalarca yineledi. Bu zıt pozisyonlar, Kahire görüşmelerinin çok zorlu geçeceğine işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze savaşı, Ortadoğu'da geniş çaplı bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Yemen'deki Husiler, İsrail'e bağlı gemilere saldırılar düzenlerken, Lübnan Hizbullahı İsrail'in kuzeyine füze atışlarını sıklaştırdı. ABD ise bölgeye savaş gemileri göndererek İsrail'e desteğini pekiştirdi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ateşkes çağrıları yapmasına rağmen bağlayıcı bir karar çıkaramadı. ABD'nin vetosu, konseyin elini kolunu bağlarken, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Netanyahu hakkında savaş suçu soruşturması başlatması ise yeni bir boyut ekledi. Avrupa Birliği, insani yardımların kesintisiz devam etmesini isterken, bazı ülkeler İsrail'e yönelik silah ambargosu çağrılarını artırdı.
Bölgede tırmanan gerginlik, enerji fiyatlarını da etkiliyor. Brent petrol varil fiyatı 90 doların üzerine çıkarken, küresel tedarik zincirleri Kızıldeniz'deki güvenlik riskleri nedeniyle sekteye uğradı. Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan savaşın ekonomik yansımalarından en çok etkilenen ülkeler arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki çatışmalar, Türkiye'nin bölgesel nüfuzu ve enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip. Ankara, hem Filistin davasına verdiği destek hem de İsrail ile bozulan ilişkilerini yeniden inşa çabaları arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Ticaret hacminin azalması ve Doğu Akdeniz enerji işbirliklerinin askıya alınması, Türkiye ekonomisini olumsuz etkiliyor. Ayrıca, Mısır ile olan diplomatik rekabet, Kahire'de yürütülen müzakerelerde Türkiye'nin arabulucu rolünü sınırlandırıyor. Ankara, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı platformlarında ateşkes çağrısını sürdürürken, insani yardım çabalarını devam ettiriyor.