İsrail güçleri, Gazze Şeridi'nde son 48 saat içinde düzenlediği saldırılarda en az iki Filistinliyi öldürdü. Orta Doğu Gözlemevi’nin (Middle East Eye) aktardığı bilgilere göre, saldırılar Gazze'nin güneyindeki Refah ve Han Yunus kentlerinde yoğunlaştı. Görgü tanıkları, İsrail askerlerinin sivil bölgelere ateş açtığını, ardından da hava saldırısı düzenlediğini belirtti. Filistin Sağlık Bakanlığı, ölenlerin kimliklerini doğrularken, yaralıların da olduğunu açıkladı. Saldırılar, 19 Ocak'ta yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ardından yaşanan en kanlı çatışmalar arasında yer alıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Gazze'deki son saldırılar, İsrail ile Hamas arasında devam eden ateşkesin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi. 7 Ekim 2023'te başlayan savaş, bölgede büyük bir yıkıma ve insani krize yol açmıştı. Ateşkes anlaşması, esir takası ve insani yardım koridorlarının açılmasını öngörüyordu. Ancak İsrail, anlaşmanın ardından Gazze'ye yönelik saldırılarını sürdürüyor. Özellikle sınır bölgelerinde Filistinlilerin evlerine dönmesini engellemeye çalıştığı belirtiliyor. Son 48 saatte öldürülen iki Filistinlinin, ateşkes sırasında evlerine dönmeye çalışan siviller olduğu ifade ediliyor.
İsrail ordusu ise saldırıların, Gazze'den İsrail'e yönelik devam eden roket atışlarına karşı bir misilleme olduğunu öne sürüyor. Ancak Filistinli gruplar, bu iddiayı reddediyor ve İsrail'in ateşkesi ihlal ettiğini savunuyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, bölgede tırmanan gerilimin ateşkesi tamamen çökertme riski taşıdığı konusunda uyarıyor. Gazze'deki insani durumun her geçen gün kötüleştiği, hastanelerin ve temel altyapının büyük ölçüde tahrip olduğu biliniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu saldırılar, sadece İsrail-Filistin çatışmasının bir parçası değil; aynı zamanda bölgesel ve küresel güç dengelerini de etkileyen kritik bir gelişme. Ateşkesin sürdürülmesi için ABD, Katar ve Mısır'ın arabuluculuk çabaları devam ediyor. Ancak İsrail'in saldırıları, bu ülkelerin ateşkesi kalıcı hale getirme çabalarını zayıflatıyor. Özellikle İran destekli grupların, İsrail'in saldırılarına misilleme tehditleri, bölgede yeni bir savaşın çıkması endişesini artırıyor. Lübnan Hizbullah'ı ve Yemen'deki Husiler, İsrail'in Gazze'deki eylemlerine tepki olarak İsrail'e yönelik saldırılarını sürdürebileceklerini belirtiyor.
Küresel ölçekte ise bu gelişmeler, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik eleştirilerini artırıyor. Birçok ülke, İsrail'in ateşkesi ihlal ettiğini belirterek kınama kararı aldı. Ancak İsrail'in en büyük müttefiki ABD, ateşkesin devamından yana olduğunu ancak İsrail'in kendini savunma hakkını da desteklediğini açıkladı. Bu ikircikli tutum, uluslararası toplumda ABD'nin arabuluculuk rolünü zayıflatıyor. Avrupa Birliği ise taraflara itidal çağrısında bulunurken, Gazze'ye insani yardımların ulaştırılması için koridorların açılması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını destekleyen ve İsrail'in Gazze saldırılarını kınayan ülkelerin başında geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce yaptığı açıklamalarda İsrail'in eylemlerini 'soykırım' olarak nitelendirmiş ve uluslararası topluma müdahale çağrısında bulunmuştu. Bu saldırılar, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu ve arabuluculuk çabalarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, Hamas ile diyalog kurabilen ve Katar ile birlikte ateşkes müzakerelerinde rol oynayan bir ülke olarak, sürecin devamı için aktif bir diplomasi yürütüyor. Öte yandan, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve bölgesel güvenlik stratejileri göz önüne alındığında, Gazze'deki istikrarsızlık Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, BM nezdinde yapacağı girişimler ve insani yardım faaliyetleri, bu krizin çözümünde kritik öneme sahip.