İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde düzenlediği hava saldırılarında en az 11 Filistinlinin ölümüne yol açtı. Filistinli yetkililere göre, saldırılarda Cebaliye Mülteci Kampı'ndaki polis merkezinin müdürü ve birçok polis memuru da hayatını kaybetti. Saldırılar, ateşkes anlaşmasına ilişkin ihlallerin artarak devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. Bölgedeki sağlık kaynakları, ölenler arasında sivil vatandaşların da bulunduğunu belirtirken, yaralı sayısının ise 30'u aştığı bildiriliyor.
Saldırıların Detayları ve Ateşkes İhlalleri
Filistin resmi ajansı WAFA'ya göre, İsrail savaş uçakları ve insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırılarda, Gazze'nin kuzeyindeki Cebaliye bölgesi başta olmak üzere birçok nokta hedef alındı. Cebaliye Mülteci Kampı'ndaki polis merkezine yönelik saldırıda, merkez müdürü ve yedi polis memuru yaşamını yitirdi. Ayrıca, Gazze kent merkezinde bir grup Filistinli gencin toplandığı alana düzenlenen saldırıda üç sivil hayatını kaybetti. İsrail ordusu, saldırıların "Hamas militanlarının mevzilerine" yönelik olduğunu açıklasa da, Filistinli yetkililer bu iddiayı reddediyor.
Ateşkes anlaşması, Mısır ve Katar arabuluculuğunda varılmış ve tarafların karşılıklı olarak saldırıları durdurmasını öngörüyordu. Ancak, İsrail'in son haftalarda Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırılarını artırması, anlaşmanın zedelenmesine neden oluyor. Filistinli gruplar da zaman zaman roket atışlarıyla karşılık veriyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası insan hakları örgütleri, ateşkesin tam olarak uygulanması ve sivillerin korunması çağrısı yapıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki şiddet olayları, sadece bölgesel bir kriz olmanın ötesinde, küresel güç dengelerini de etkiliyor. ABD ve Avrupa Birliği (AB), İsrail'in meşru müdafaa hakkını tanımakla birlikte, orantısız güç kullanımı ve sivil kayıplar konusunda endişelerini dile getiriyor. Özellikle ABD yönetimi, İsrail'e yönelik askeri yardımları sürdürürken, bir yandan da Filistin yönetimiyle diyaloğu canlı tutmaya çalışıyor. Buna karşın, İran ve onun desteklediği gruplar, İsrail'in eylemlerini "soykırım" olarak nitelendirerek bölgedeki gerginliği tırmandırıyor.
Mısır ve Katar, arabuluculuk çabalarını artırarak tarafları yeniden masaya oturtmaya çalışıyor. Ancak, özellikle İsrail hükümetinin iç siyasi dengeleri ve aşırı sağcı koalisyon ortaklarının baskısı, kalıcı bir ateşkesin önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Filistin tarafında ise Hamas ile El Fetih arasındaki bölünmüşlük, ortak bir müzakere pozisyonu oluşturmayı zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki bu son gelişme, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına olan desteğini bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye, İsrail'in saldırılarını kınarken, uluslararası topluma daha etkin adımlar atma çağrısı yapıyor. Bu durum, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve bölgesel güvenlik çıkarları açısından da önem taşıyor. Ayrıca, İsrail ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin seyrini de etkileme potansiyeline sahip. Türkiye, Mısır ve Katar ile koordineli olarak ateşkesin sağlanması yönünde çaba gösteriyor. Ancak, iç siyasetteki Filistin yanlısı kamuoyu baskısı, hükümetin daha sert bir tutum almasına yol açabilir.