İsrail'in, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlileri zorla yerinden etme planını, uluslararası tepkileri yumuşatmak amacıyla 'Özgürlük Hareketi' (Freedom of Movement) adı altında yeniden markalaştırdığı bildirildi. Middle East Eye'ın haberine göre, İsrail hükümeti, savaş sonrası Gazze'ye yönelik planlarını revize ederken, daha önce 'gönüllü göç' olarak adlandırılan projeyi, Filistinlilerin kendi istekleriyle bölgeyi terk edebilecekleri bir 'özgürlük' çerçevesine oturtmaya çalışıyor. Plan, uluslararası hukuk açısndan zorla nüfus transferi olarak değerlendiriliyor ve birçok ülke ile insan hakları örgütü tarafından eleştiriliyor. İsrail yönetimi ise bu adımı, savaşın yol açtığı insani krizi hafifletmek ve Filistinlilere yeni fırsatlar sunmak olarak tanımlıyor.
Gelişmenin arka planı: 'Gönüllü göç'ten 'özgürlüğe' dönüşüm
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından yoğunlaşırken, ülke yönetimi savaş sonrası Gazze'nin geleceğine dair çeşitli senaryolar üzerinde çalışıyor. İlk olarak Kasım 2023'te gündeme gelen 'gönüllü göç' planı, Filistinlilerin Gazze'den üçüncü ülkelere yerleştirilmesini öngörüyordu. Ancak bu plan, özellikle Mısır ve Ürdün başta olmak üzere bölge ülkeleri ve uluslararası toplum tarafından sert bir dille eleştirilmişti. Bunun üzerine İsrail'in, planı 'Özgürlük Hareketi' olarak yeniden adlandırarak, daha kabul edilebilir bir dil kullanmaya çalıştığı iddia ediliyor.
Planın detaylarına göre, Filistinlilere Gazze'den ayrılmaları halinde maddi teşvikler ve yeni ülkelerde yerleşim desteği sağlanması öngörülüyor. Ancak eleştirmenler, bu adımın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve savaş suçu teşkil edebilecek zorunlu göçün bir parçası olduğunu vurguluyor. İsrail ise planın tamamen gönüllülük esasına dayandığını ve Filistinlilerin daha iyi bir yaşam kurmalarına imkan tanıyacağını savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Mısır ve Ürdün'den sert tepki
İsrail'in bu girişimi, özellikle komşu ülkeler Mısır ve Ürdün'de ciddi endişelere yol açıyor. Her iki ülke de Filistinlilerin kitlesel olarak kendi topraklarına yerleştirilmesini ulusal güvenliklerine bir tehdit olarak görüyor. Mısır, Sina Yarımadası'na yönelik olası bir Filistinli akınına karşı sınır güvenliğini artırırken, Ürdün de mevcut Filistinli mülteci nüfusunun daha da artmasından endişe ediyor. ABD ve Avrupa Birliği ise bu plana karşı çıkarak, Gazze'nin yeniden inşasının Filistinlilerin kendi topraklarında kalmalarıyla mümkün olduğunu belirtiyor. Birleşmiş Milletler, zorla yerinden etme eylemlerinin savaş suçu sayılabileceği uyarısında bulundu.
İsrail hükümeti içinde de plana yönelik farklı görüşler bulunuyor. Aşırı sağcı bakanlar, Filistinlilerin tamamen Gazze'den çıkarılmasını savunurken, daha ılımlı kanat uluslararası baskının artmasından çekiniyor. Bu nedenle planın hayata geçirilmesi halinde bölgesel istikrarsızlığın daha da derinleşebileceği öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in bu planına şiddetle karşı çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Ankara, Filistinlilerin topraklarından zorla çıkarılmasını kabul edilemez buluyor ve iki devletli çözümü destekliyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin meselesindeki pozisyonunu daha da netleştirirken, İsrail'le son dönemde normalleşme çabalarını da olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Gazze'deki insani krizin derinleşmesini önlemek için uluslararası topluma çağrıda bulunuyor ve bölgede kalıcı ateşkesin sağlanması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Ayrıca, bu tür planların bölgesel barışı tehdit ettiği ve Türkiye'nin güney sınırlarında yeni istikrarsızlık dalgalarına neden olabileceği değerlendiriliyor.