İsrail ordusu, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği saldırının üçüncü yıl dönümünde Gazze Şeridi'ne yeni hava saldırıları gerçekleştirdi. Filistinli yetkililere göre saldırılarda en az beş kişi öldü. Saldırılar, bölgede ateşkes müzakerelerinin tıkandığı ve insani krizin derinleştiği bir dönemde geldi.
Saldırıların ayrıntıları ve bölgedeki son durum
Filistin Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, İsrail savaş uçakları Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği saldırılarda beş Filistinlinin ölümüne yol açtı. Saldırıların hedefinde Hamas'a ait olduğu iddia edilen altyapı tesisleri ve silah depoları bulunuyordu. Ancak yerel kaynaklar, sivil yerleşim alanlarının da vurulduğunu ve aralarında çocukların da bulunduğu yaralılar olduğunu bildirdi.
İsrail ordusu, saldırıların "terör altyapısını" hedef aldığını ve sivillere zarar vermemek için gerekli önlemlerin alındığını savundu. Ancak uluslararası insan hakları örgütleri, Gazze'deki yoğun nüfuslu bölgelerde düzenlenen bu tür operasyonların ayrım gözetmeksizin sonuçlar doğurduğunu belirtiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmaların başlangıcından bu yana Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısı 40 bini aşmış durumda ve bölge halkının büyük bir kısmı yerinden edilmiş durumda.
7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği saldırıda yaklaşık 1.200 İsrailli hayatını kaybetmiş, 250'den fazla kişi rehin alınmıştı. İsrail'in ardından başlattığı geniş çaplı askeri operasyonlar sonucunda Gazze büyük ölçüde harap oldu. Altyapı çökmüş, hastaneler ve okullar kullanılamaz hale gelmiş durumda. Bölgeye insani yardım ulaştırılması ise İsrail'in uyguladığı abluka nedeniyle büyük ölçüde kısıtlanmış durumda.
Uluslararası tepkiler ve ateşkes çabaları
Son saldırılar, Katar ve Mısır'ın arabuluculuğuyla yürütülen ateşkes görüşmelerinin çıkmaza girdiği bir dönemde gerçekleşti. Hamas, İsrail'in askeri operasyonlarını durdurmadan rehinelerin serbest bırakılmasının mümkün olmadığını yinelerken; İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas'ın tamamen yok edilmesine kadar operasyonların süreceğini açıkladı.
ABD yönetimi, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediğini yinelerken, sivillerin korunması ve insani yardımların artırılması çağrısında bulundu. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler ise ateşkesin bir an önce sağlanması için taraflara baskı yapıyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve siyasi hedeflerdeki farklılıklar nedeniyle somut bir ilerleme kaydedilemiyor.
Bölgede tansiyon yalnızca Gazze ile sınırlı değil. İsrail ile Hizbullah arasında Lübnan sınırında yaşanan çatışmalar ve İran'ın bölgedeki etkisi, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Kızıldeniz'de Husi saldırıları nedeniyle uluslararası deniz ticareti aksıyor, bu da küresel ekonomiyi olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize en başından beri tepki göstererek İsrail'in operasyonlarını "orantısız güç kullanımı" olarak nitelendirdi ve ateşkes çağrısı yaptı. Son saldırılar, Türkiye'nin bölgede artan diplomatik çabalarını ve insani yardım girişimlerini daha da önemli kılıyor. Türkiye, Filistin davasını savunurken aynı zamanda İsrail ile ilişkilerini de yönetmeye çalışıyor. Bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticari çıkarları açısından risk oluşturuyor. Ayrıca, mülteci akını ve radikalleşme tehdidi, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırıyor. Türkiye'nin ateşkes ve iki devletli çözüm çağrıları, uluslararası toplum nezdinde yankı bulmaya devam ediyor.