İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde geniş çaplı bir askeri operasyona hazırlanıyor. Haaretz gazetesine konuşan askeri kaynaklar, İran ve Lübnan cephelerinde sağlanan ateşkesin ardından Hamas'ın mevcut durumu fırsata çevirerek askeri kapasitesini yeniden inşa ettiği yönündeki istihbarat değerlendirmelerine dikkat çekiyor. Bu değerlendirmeler, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) üst düzey komutanlarını, Hamas'ın yeniden toparlanmasına izin vermemek için kapsamlı bir harekatın kaçınılmaz olduğu sonucuna götürdü.
Operasyonun arka planı ve kapsamı
Planlanan operasyonun, özellikle Gazze'nin kuzey ve orta kesimlerinde yoğunlaşması bekleniyor. İsrail ordusu, Hamas'ın tünel ağlarını, roket atış mevzilerini ve lojistik merkezlerini hedef almayı amaçlıyor. Kaynaklar, harekatın birkaç hafta içinde başlayabileceğini ve kara birliklerinin yanı sıra hava ve deniz kuvvetlerinin de katılımıyla geniş çaplı olacağını belirtiyor. İsrail'in bu hamlesi, bir yandan da uluslararası toplumun Gazze'deki insani duruma yönelik endişelerini artırıyor. Birleşmiş Milletler ve sivil toplum örgütleri, bölgede zaten kritik seviyeye ulaşan gıda, su ve sağlık hizmetlerinin daha da kötüleşeceği uyarısında bulunuyor.
Hamas'ın askeri kanadı El Kassam Tugayları ise son aylarda İsrail'in çekildiği bölgelerde yeniden yapılanma sinyalleri veriyordu. Örgüt, kaybettiği roket stoklarını yerli üretimle kısmen telafi ederken, tünel kazma faaliyetlerini de hızlandırdı. İsrail istihbaratına göre Hamas, şu anda mevcut ateşkes ortamını bir 'savaş arası' dönem olarak görüyor ve bir sonraki çatışma için hazırlanıyor. Bu durum, İsrail'deki güvenlik bürokrasisinde 'bir daha asla' söyleminin ağırlık kazanmasına yol açtı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in bu hamlesi, bölgesel dinamikleri de derinden etkileme potansiyeli taşıyor. İran ve Lübnan cephelerinde sağlanan ateşkes, aslında kırılgan bir sükunet yaratmıştı. Gazze'de yeniden başlayacak bir çatışma, Hizbullah'ı da yeniden devreye sokabilir. Özellikle İran, Hamas'ın yok olmasına seyirci kalmayacağını çeşitli kanallardan ifade ediyor. Suudi Arabistan ve Mısır gibi Arap ülkeleri ise büyüyen kriz karşısında sınırlı bir manevra alanına sahip. ABD, resmi olarak İsrail'in kendini savunma hakkını tanımakla birlikte, sivil kayıpların artması durumunda daha önce olduğu gibi uluslararası baskıyı artırabilir. Avrupa Birliği ise iki devletli çözüm vurgusunu yineleyerek tarafları itidale davet ediyor.
Küresel düzlemde ise bu gelişme, Ukrayna-Rusya savaşı ve Tayvan gerilimi gibi diğer krizlerin gölgesinde kalan Filistin meselesini yeniden gündemin üst sıralarına taşıyabilir. BM Güvenlik Konseyi'nde muhtemelen bir kınama kararı tartışılacak ancak ABD'nin veto yetkisi nedeniyle bağlayıcı bir yaptırım beklenmiyor. Bu durum, uluslararası hukukun etkinliği konusundaki tartışmaları da yeniden alevlendirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki gelişmeleri yakından takip ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce İsrail'e yönelik sert söylemleri ve Filistin davasına verdiği destek biliniyor. Ancak son dönemde İsrail ile normalleşme adımları da atılmıştı. Olası bir geniş çaplı operasyon, Türkiye'yi hem diplomatik hem de insani yardım bağlamında zorlayabilir. Ankara'nın, uluslararası kamuoyunda İsrail'i kınayan ve Filistinlilere destek veren bir pozisyon alması beklenirken, özellikle Mısır ve Katar ile koordineli bir şekilde ateşkes girişimlerinde bulunması muhtemel. Türkiye'nin bölgedeki tansiyonun daha da yükselmemesi için devreye girmesi, dış politikada etkinliği açısından kritik olacak. Öte yandan, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve Libya gibi diğer dosyalar da bu krizden etkilenebilir.