İsrail’in 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın 59. yıl dönümü, Gazze Şeridi, Batı Şeria ve Lübnan’da sürdürdüğü geniş çaplı askeri harekâtlarla anılıyor. Filistinli bir yetkilinin yaptığı açıklamaya göre, bu tarihi dönüm noktası, İsrail’in Filistinlilere karşı en kapsamlı saldırılarından birine denk geliyor. İsrail ordusu, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın düzenlediği sınır ötesi saldırının ardından başlattığı operasyonlarla Gazze’de neredeyse tüm yerleşimleri hedef alırken, Batı Şeria’da da sık sık baskınlar düzenliyor. Öte yandan, İsrail güçleri ile Lübnan Hizbullah’ı arasında sınır boyunca devam eden çatışmalar, bölgedeki gerilimi tırmandırıyor. Uzmanlar, İsrail’in üç cephede birden yürüttüğü bu harekâtların, 1967 savaşının ardından işgal altındaki topraklarda yaşanan en kanlı dönemi işaret ettiğini vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı: 1967 Savaşı ve Bugünkü Yansımaları
5-10 Haziran 1967 tarihleri arasında gerçekleşen Altı Gün Savaşı, İsrail’in Mısır, Suriye ve Ürdün’e karşı kazandığı zaferle sonuçlanmış ve İsrail; Sina Yarımadası, Gazze Şeridi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri’ni işgal etmişti. Bu toprakların bir kısmı daha sonra barış anlaşmalarıyla geri verilse de, Filistin toprakları üzerindeki işgal devam etti. 59 yıl sonra İsrail, Gazze’de Hamas’a karşı yürüttüğü harekâtla 7 Ekim sonrası en yoğun saldırılarını düzenliyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze’de can kaybı 35 bini aşarken, Batı Şeria’da da İsrail güçleri tarafından düzenlenen baskınlarda en az 500 Filistinli hayatını kaybetti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaşın amacının Hamas’ı tamamen yok etmek olduğunu ve askeri harekâtların sona ermeyeceğini belirtiyor. Filistin yönetimi ise bu durumu “ikinci bir Nakba” olarak nitelendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Çatışmanın Yayılma Tehlikesi
İsrail’in Lübnan sınırındaki operasyonları, Hizbullah’ın roket saldırılarına karşılık olarak başlatıldı. Uluslararası toplum, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmesinden endişe ediyor. ABD, İsrail’in kendini savunma hakkını tanırken, İran destekli Hizbullah’ın çatışmaya daha fazla dahil olması halinde müdahale sinyali veriyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, ateşkes çağrılarını yineliyor ancak somut bir ilerleme sağlanamıyor. Eski bir ABD diplomatı, “İsrail şu anda üç cephede savaşıyor: Gazze, Batı Şeria ve Lübnan. Bu, 1967’den bu yana en kapsamlı askeri harekât. Bölge bir barut fıçısı gibi” değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, çatışmanın genişlemesinin küresel enerji piyasalarını etkileyebileceği uyarısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail’in Filistin topraklarındaki askeri harekâtlarını yakından takip ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in saldırılarını defalarca kınamış ve uluslararası topluma müdahale çağrısı yapmıştı. Bu gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahip. Çatışmanın Lübnan’a sıçraması, Türkiye’nin sınır komşularındaki istikrarsızlığı artırabilir ve yeni bir mülteci akınına yol açabilir. Ayrıca, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destek, Arap kamuoyundaki etkisini koruması açısından önemli. Ankara, hem diplomatik kanalları hem de insani yardımları devreye sokarak krizin yayılmasını engellemeye çalışıyor.