İsrail, Gazze'deki Kemal Advan Hastanesi'nin müdürü Filistinli doktor Hussam Ebu Safiya'yı 17 aydır herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın tecrit hücresinde tutuyor. Doktorun oğlu Muhammed, babasının artık içinde neredeyse oturacak kadar yer olmayan bir hücrede olduğunu belirtti. Birleşmiş Milletler uzmanları, Mart ayında Ebu Safiya'nın derhal serbest bırakılmasını talep etmişti. Ancak İsrail yetkilileri, doktorun Gazze'deki sağlık sistemini yöneten Hamas'la bağlantılı olduğu iddiasıyla gözaltını sürdürüyor. Ebu Safiya, 2023 Aralık ayında gözaltına alınmış ve o tarihten bu yana ailesiyle iletişimi kesilmişti. İnsan hakları örgütleri, İsrail'in bu tutumunu uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve doktorun sağlık durumunun ciddi şekilde kötüleştiğini bildiriyor.
Gelişmenin arka planı
Dr. Hussam Ebu Safiya, İsrail'in Gazze'ye yönelik 2023 yılında başlayan geniş çaplı askeri operasyonları sırasında gözaltına alındı. O dönemde, onlarca sağlık çalışanıyla birlikte İsrail güçleri tarafından alıkonuldu. İsrail, Ebu Safiya'nın Hamas'ın sağlık ağının bir parçası olduğunu iddia ediyor ancak bu iddiayı destekleyecek somut delil sunmadı. Doktorun oğlu Muhammed, İsrail'in babasını işkenceye maruz bıraktığını, uykusuz bıraktığını ve fiziksel şiddet uyguladığını iddia ediyor. BM Özel Raportörü, İsrail'in Filistinli mahkumlara yönelik muamelesini 'sistematik bir işkence' olarak tanımlamıştı. Ebu Safiya'nın avukatı, müvekkilinin idari gözaltı kapsamında, yani yargı kararı olmadan süresiz olarak alıkonulan binlerce Filistinli arasında olduğunu belirtiyor. İsrail'in idari gözaltı uygulaması, uluslararası insan hakları sözleşmeleri tarafından ancak istisnai durumlarda kabul ediliyor. Ancak İsrail bu yöntemi Filistinli mahkumlara karşı yaygın biçimde kullanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, uluslararası toplumun İsrail-Filistin çatışmasına yaklaşımındaki çifte standardı bir kez daha gözler önüne seriyor. ABD ve birçok Batılı ülke, İsrail'in güvenlik endişelerini öne sürerek bu tür uygulamalara sessiz kalırken; Birleşmiş Milletler, Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve çok sayıda insan hakları örgütü, Ebu Safiya'nın serbest bırakılması için çağrı yapıyor. Avrupa Birliği, Filistinli mahkumların durumunu gündemine alırken, somut adım atmaktan kaçınıyor. Öte yandan, İran, Katar ve Türkiye gibi bölgesel aktörler, konuyu uluslararası platformlarda gündeme getiriyor. Gazze'deki sağlık sisteminin çöküşü ve sağlık çalışanlarına yönelik bu tür muameleler, bölgesel istikrarı daha da kırılgan hale getiriyor. İsrail'in bu politikası, uluslararası hukukun temel prensiplerine aykırı olduğu gibi, uzun vadede barış sürecine de zarar veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü destekle biliniyor ve İsrail'in Filistinli mahkumlara yönelik uygulamalarını sık sık eleştiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler'deki konuşmalarında Filistinli doktorların durumuna dikkat çekmiş ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırmıştı. Bu olay, Türkiye'nin İsrail'e yönelik diplomatik baskısını artırmasına neden olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Gazze'ye insani yardım ulaştırma çabaları, sağlık çalışanlarının hedef alınmasıyla sekteye uğrayabilir. Türk dış politikası açısından, bu tür insan hakları ihlalleri, İsrail'le ilişkilerin normalleşmesini zorlaştıran faktörler arasında yer alıyor. Bölgesel olarak, Türkiye'nin Filistin konusundaki tutumu, Arap dünyası ve İslam ülkeleri nezdindeki itibarını koruması açısından önem taşıyor.