Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin Lübnan'daki savaş stratejisini sert bir dille eleştirdi. Barak, İsrail ordusunun Hizbullah'ı yalnızca askeri yöntemlerle ortadan kaldıramayacağını belirtti. Bu açıklamalar, İsrail'in kuzey sınırında tırmanan gerilim ve Hizbullah'ın roket saldırılarına karşı sürdürdüğü operasyonların ortasında geldi.
Barak'ın Eleştirileri ve Strateji Uyarıları
İsrail'in eski başbakanı, 103FM radyosuna yaptığı açıklamada, hükümetin savaşı yönetme şeklinin yanıltıcı olduğunu ifade etti. Barak, "Lübnan'da bir askeri zafer kazanmak mümkün değil. Hizbullah ideolojisi ve toplumsal tabanı olan bir yapı. Onları sadece bombalarla yok edemezsiniz" dedi. Ayrıca Netanyahu hükümetinin, savaşın hedefleri konusunda halkı yanılttığını ve gerçekçi olmayan beklentiler yarattığını savundu.
Barak, 2000 yılında İsrail'in Güney Lübnan'dan çekilmesi sırasında başbakandı ve Hizbullah'a karşı askeri çözümün sınırlılıklarını yakından deneyimlemişti. Ona göre, mevcut hükümetin askeri baskıyı artırma politikası, uzun vadede İsrail'in güvenliğini daha da kırılgan hale getirecek. Barak, "Netanyahu ve ekibi, savaşın bir çıkış yolu olmadığını görmek istemiyor. Bu, bölgeyi daha büyük bir çatışmaya sürükleyebilir" uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Lübnan'daki Krizin Yansımaları
İsrail-Lübnan sınırındaki gerginlik, 7 Ekim 2023'te başlayan İsrail-Hamas savaşının ardından tırmanmıştı. Hizbullah, Hamas'ı desteklemek amacıyla İsrail'e yönelik roket ve füze saldırılarını artırmıştı. İsrail ise hava saldırıları ve topçu atışlarıyla karşılık vermişti. Bu çatışmalar, Lübnan'da yüz binlerce kişinin yerinden edilmesine ve İsrail'in kuzeyindeki toplulukların tahliyesine yol açtı.
Uluslararası toplum, tarafları itidal çağrısı yaparken, ABD ve Fransa gibi ülkeler diplomatik çözüm için arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Ancak Barak'ın eleştirileri, İsrail iç siyasetinde Netanyahu'nun savaş yönetimine yönelik muhalefetin giderek güçlendiğini gösteriyor. Özellikle İsrail'in kuzey sınırında güvenliğin sağlanamaması, hükümetin askeri stratejisini sorgulatan bir faktör.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel güvenlik endişelerini doğrudan etkilemektedir. İsrail-Lübnan arasındaki çatışmaların yayılması, Doğu Akdeniz'deki enerji hatları ve Türkiye'nin güney sınırları üzerinde risk oluşturabilir. Ayrıca Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve Hizbullah'la olan tarihsel bağları nedeniyle bu krizde hassas bir denge yürütmektedir. Barak'ın söylemleri, bölgesel aktörler arasında diyalog ve diplomasinin önemini hatırlatmakta; Türkiye'nin kriz yönetiminde daha etkin rol alması gerektiğine işaret etmektedir.