İsrail ekonomisi, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırıların ardından yaşadığı kısa süreli daralmanın etkilerini hızla atlatarak bu yıl yüzde 4 büyüme kaydetmeye hazırlanıyor. Ülkenin gayri safi yurt içi hasılası (GSYİH), savaşın ilk aylarında sert bir düşüş gösterse de, özellikle savunma teknolojisi startup'ları ve yüksek teknoloji sektörünün performansı, ekonomiyi yeniden yükseliş trendine soktu. Ancak önümüzdeki dönemde demografik zorluklar ve artan savunma harcamalarının yaratacağı baskılar, sürdürülebilirlik açısından soru işaretleri oluşturuyor.
Savaşın ekonomik etkileri ve toparlanma süreci
7 Ekim saldırılarının hemen ardından İsrail hükümeti geniş çaplı bir askeri mobilizasyon başlattı ve yüz binlerce yedek asker ekonomik hayattan çekildi. Bu durum, özellikle inşaat, tarım ve hizmet sektörlerinde işgücü açığına yol açtı; turizm gelirleri neredeyse sıfırlandı. 2023'ün son çeyreğinde GSYİH yıllıklandırılmış bazda yüzde 20'ye varan bir daralma gösterdi. Ancak 2024'ün ilk aylarından itibaren ekonomi hızla toparlanmaya başladı. İsrail Merkez Bankası'nın verilerine göre, 2024 yılı genelinde büyüme yüzde 2,5'i aştı ve 2025 için yüzde 4'lük bir büyüme öngörülüyor. Bu toparlanmada, savunma sanayii ihracatındaki artış, siber güvenlik ve yapay zeka alanındaki yenilikçi şirketlerin küresel pazarlarda kazandığı ivme ve yabancı yatırımcıların İsrail teknoloji ekosistemine olan güveni etkili oldu.
Özellikle savunma teknolojisi startup'ları, savaş döneminde artan güvenlik ihtiyaçları sayesinde büyük siparişler aldı. İsrail Savunma Bakanlığı'nın verilerine göre, 2024 yılında savunma ihracatı bir önceki yıla kıyasla yüzde 15 artarak 13 milyar doları aştı. İron Dome, David's Sling gibi hava savunma sistemleri ve insansız hava araçları (İHA) üreten şirketler, Avrupa ve Asya ülkelerinden yoğun talep gördü. Ayrıca, yapay zeka destekli istihbarat ve gözetleme sistemleri geliştiren firmalar, küresel savunma pazarında paylarını genişletti.
Teknoloji sektörünün rolü ve karşılaşılan zorluklar
İsrail ekonomisinin belkemiğini oluşturan yüksek teknoloji sektörü, savaşa rağmen büyümesini sürdürdü. Tel Aviv ve çevresindeki teknoloji merkezleri, 2024 yılında rekor düzeyde risk sermayesi yatırımı çekti. Özellikle siber güvenlik, fintech ve sağlık teknolojileri alanında faaliyet gösteren girişimler, küresel yatırımcıların ilgisini çekmeye devam etti. İsrail İnovasyon Ajansı'nın raporuna göre, 2024'te teknoloji şirketlerine yapılan yatırım 12 milyar doları aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Ancak ekonomistler, bu olumlu tablonun bazı yapısal sorunları gizlediği uyarısında bulunuyor. Öncelikle, artan savunma harcamaları bütçe açığını genişletiyor. 2025 bütçesinde savunma harcamalarının GSYİH'ye oranının yüzde 7'yi aşması bekleniyor; bu da eğitim ve sağlık gibi alanlara ayrılan kaynakları kısıtlıyor. İkincisi, demografik yapı ciddi bir risk oluşturuyor. Haredi (aşırı dindar Yahudi) ve Arap nüfusunun işgücüne katılım oranı düşük; bu grupların hızla büyüyen nüfusu, uzun vadede nitelikli işgücü arzını ve vergi gelirlerini tehdit ediyor. Ayrıca, askerlik hizmetinin genişletilmesi yönündeki tartışmalar, Haredi toplumunda tepkilere yol açarak sosyal gerilimi artırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail ekonomisinin gösterdiği dayanıklılık, Orta Doğu'da yaşanan jeopolitik çalkantılara rağmen dikkat çekiyor. Savaş, bölgedeki ticaret yollarını ve yatırım iklimini olumsuz etkilese de, İsrail'in teknoloji ve savunma sanayiindeki üstünlüğü, ülkeyi küresel tedarik zincirlerinde kritik bir konumda tutuyor. Özellikle ABD ve Avrupa ülkeleriyle yapılan savunma iş birlikleri, İsrail'in ekonomik performansını destekleyen önemli bir faktör. Öte yandan, İsrail'in ekonomik başarısı, Filistin ekonomisini derinden olumsuz etkiliyor; Batı Şeria ve Gazze'de işsizlik rekor seviyelere ulaşmış durumda. Bu durum, bölgesel istikrar açısından uzun vadeli riskler barındırıyor.
Küresel ölçekte ise İsrail, özellikle yarı iletken ve savunma elektroniği alanında tedarik zincirinin önemli bir halkası. Intel, Nvidia gibi devlerin İsrail'deki Ar-Ge merkezleri, küresel teknoloji üretimine katkı sağlıyor. Savaşın bu merkezlerde herhangi bir kesintiye yol açmaması, İsrail'in ekonomik direncini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail ekonomisinin savaşa rağmen büyümesi, Türkiye'nin bölgesel ekonomik ve güvenlik hesaplamalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, İsrail ile ticari ilişkilerini 2023'te askıya almış olsa da, İsrail'in savunma teknolojisindeki üstünlüğü ve teknoloji ihracatındaki artış, Ankara'nın kendi savunma sanayii hamlelerini hızlandırması için bir teşvik unsuru. Ayrıca, İsrail'in ekonomik istikrarı, Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği projelerinde (özellikle doğalgaz) Türkiye'nin pozisyonunu etkileyebilir. Öte yandan, İsrail'in artan savunma harcamaları ve teknolojik üstünlüğü, Türkiye'nin bölgedeki askeri dengeyi yeniden değerlendirmesini gerektiriyor. Türk dış politikası açısından, İsrail'in ekonomik gücü, Filistin meselesinde Ankara'nın diplomatik manevra alanını sınırlayabilir.