İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), artan mali baskılar ve bütçe daralması nedeniyle Temmuz ayı sonuna kadar yaklaşık 10 bin yedek askeri terhis etmeye hazırlanıyor. Pazar günü yerel basında çıkan haberlere göre, aktif görevdeki yedek asker sayısının 60 binden 50 bine düşürülmesi planlanıyor. Bu karar, İsrail'in uzun süredir devam eden ekonomik sıkıntılarının ordudaki yansıması olarak değerlendiriliyor. Özellikle Gazze Şeridi'ndeki operasyonların maliyeti ve diğer cephelerdeki askeri harcamalar, savunma bütçesi üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. İsrail Hayom gazetesinin aktardığına göre, ordu yetkilileri bu adımın geçici olduğunu ve güvenlik ihtiyaçlarına göre yeniden değerlendirileceğini belirtiyor. Ancak uzmanlar, bu kadar kısa sürede bu kadar çok yedek askerin terhis edilmesinin, ordunun operasyonel kapasitesini etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın başlattığı saldırıların ardından geniş çaplı bir seferberlik ilan etmiş ve on binlerce yedek askeri göreve çağırmıştı. Bu süreçte ordu, savaş uçağı pilotlarından tank mürettebatına, istihbarat analistlerinden lojistik birimlerine kadar birçok alanda yedek personele bağımlı hale geldi. Ancak operasyonların beklenenden uzun sürmesi ve ekonominin daralması, maliyetleri katlanarak artırdı. İsrail Merkez Bankası verilerine göre, savaşın ilk altı ayında savunma harcamaları 30 milyar şekeli aştı. Bu durum, bütçe açığının GSYH'nin %4'üne ulaşmasına neden oldu. Hükümet, kemer sıkma önlemleri kapsamında savunma dışı harcamaları kısarken, ordu da kendi içinde tasarruf arayışına girdi. Yedek askerlerin maaşları, sosyal hakları ve ekipman maliyetleri toplam askeri harcamaların önemli bir bölümünü oluşturuyor. Terhis kararının, bu mali yükü azaltmak ve uzun vadeli operasyonel sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla alındığı belirtiliyor. Ancak bazı askeri kaynaklar, terhislerin özellikle sınır bölgelerindeki güvenlik önlemlerini zayıflatabileceği endişesini dile getiriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İsrail'in yedek asker sayısını azaltması, bölgesel güç dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. İsrail, aynı anda birden fazla cephede (Gazze, Lübnan, Suriye, Batı Şeria) faaliyet gösterirken, yedek askerlerin varlığı kritik bir rol oynuyor. Bu durum, özellikle Hizbullah'ın güney Lübnan'da olası bir saldırıya hazırlandığı iddialarının gündemde olduğu bir dönemde dikkat çekiyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programı ve vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü meydan okuma, İsrail'in askeri hazırlığını daha da önemli kılıyor. ABD ve diğer müttefikler, İsrail'in güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için askeri yardım sağlamaya devam etse de, bu yardımların yedek asker sayısındaki düşüşün yaratabileceği açığı kapatması beklenmiyor. Öte yandan, bu hamle İsrail'in savunma sanayisini daha verimli hale getirme girişimi olarak da yorumlanabilir. Ordunun aktif personel sayısını sabit tutarken yedeklerin hizmet süresini kısaltmayı planladığı belirtiliyor. Ancak bu geçiş döneminde yaşanabilecek aksaklıklar, İsrail'in caydırıcılık kapasitesini zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atarken, bu gelişme bölgesel güvenlik dinamiklerini etkileyebilir. İsrail'in askeri kapasitesindeki bu geçici zayıflama, özellikle Doğu Akdeniz'de enerji kaynaklarının paylaşımı ve Kıbrıs konularında Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin asıl endişesi, İsrail'in zayıflaması halinde Hamas gibi grupların veya Hizbullah'ın daha agresif bir tutum sergilemesi ve bunun bölgeyi istikrarsızlaştırmasıdır. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e yönelik askeri yardımını artırması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri operasyonlarını da dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, İsrail'in bu darboğazı aşmak için alternatif yollar arayabileceğini ve bunun Türkiye'yi de içine alan yeni bir bölgesel denklem yaratabileceğini hesaba katmalıdır.