İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Avrupa Birliği'nin (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile "tüm temasları" kestiğini açıkladı. Saar'ın bu kararı, Kallas'a atfedilen ve İsrail'i apartheid dönemi Güney Afrika'sına benzeten sözlere tepki olarak geldi. İsrail'in en üst düzey diplomatı, 18 Haziran'da yaptığı yazılı açıklamada, "Kallas'ın İsrail'e yönelik bu aşağılayıcı ve gerçek dışı benzetmesini şiddetle kınıyorum. Bu tür ifadeler, İsrail ile AB arasındaki diyaloğu zehirlemekten başka bir işe yaramaz. Bu nedenle, kendisiyle olan tüm iletişim kanallarını derhal kapatıyorum" ifadelerini kullandı.
Giden İsrail hükümetinin köşeli isimlerinden biri olarak bilinen Saar'ın bu hamlesi, Tel Aviv ile Brüksel arasında zaten gergin olan ilişkilerde yeni bir kırılmaya işaret ediyor. AB, özellikle Gazze Şeridi'ndeki savaş ve işgal altındaki Batı Şeria'da artan yerleşim faaliyetleri nedeniyle İsrail'i sık sık eleştiriyor. Kallas'ın sözleri ise, İsrail'in Filistin topraklarındaki politikalarını tarihsel bir bağlama oturtarak uluslararası kamuoyunda daha sert bir dille kınanmasına yol açtı. AB Dışişleri şefi, daha önce de İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirten açıklamalar yapmıştı.
Gelişmenin Arka Planı
Kaja Kallas'ın İsrail'e yönelik apartheid benzetmesi, aslında bir dizi diplomatik yazışma ve konuşma içinde kaydedildi. Kaynaklara göre, Estonya eski Başbakanı Kallas, kapalı bir AB toplantısında İsrail'in Batı Şeria'daki uygulamalarını "ırk ayrımcılığı rejimi" olarak nitelendirdi. Bu ifadeler, İsrail istihbaratının eline geçti ve Saar'a ulaştırıldı. İsrail Dışişleri Bakanlığı, söz konusu benzetmeyi "tarihsel gerçeklerle bağdaşmayan, antisemitik imalarla dolu bir iftira" olarak niteledi.
İsrail ile AB arasındaki diplomatik kriz, aslında yeni değil. 2024 yılı boyunca, AB üyesi ülkeler İsrail'in Gazze operasyonlarını kınayan ortak bildiriler yayınlarken, İsrail de AB'yi "çifte standart" ve "İsrail karşıtı önyargı" ile suçluyordu. Saar'ın son kararı, bu gerginliği kişisel bir boyuta taşıyor. İsrail Dışişleri Bakanı, bundan sonra AB ile tüm diplomatik temasların sadece kendisi dışındaki bürokratlar aracılığıyla yürütüleceğini, Kallas ile herhangi bir doğrudan görüşme veya telefon trafiği olmayacağını duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, AB'nin Ortadoğu politikası açısından kritik bir dönemeç olarak görülüyor. AB, İsrail ile Filistin arasında iki devletli çözümü desteklerken, İsrail hükümeti bu yaklaşımı giderek daha fazla reddediyor. AB ayrıca, İsrail yerleşim birimlerine yönelik yaptırımları da gündemine almış durumda. Kallas'ın sözleri, AB içinde İsrail'e karşı daha sert bir tutum benimsenmesini savunanların elini güçlendirebilir.
Diğer yandan, İsrail'in bu hamlesi, uluslararası alanda yalnızlaştığı algısını pekiştirebilir. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi kurumlar İsrail aleyhine raporlar yayınlarken, AB ile yaşanan bu kriz, İsrail'in Batı ile ilişkilerini daha da zorlaştırabilir. ABD yönetimi ise şimdilik sessiz kalmayı tercih ediyor. Ancak uzmanlar, ABD-İsrail ilişkilerinin güçlü olmasına rağmen, AB'nin ekonomik ve diplomatik ağırlığının İsrail için hayati olduğunu hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir İsrail'in Filistin politikalarını apartheid olarak nitelendiren ülkeler arasında yer alıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, BM ve diğer platformlarda İsrail'i "ısrarcı bir apartheid rejimi" uygulamakla suçluyor. Bu nedenle, AB Dışişleri şefinin İsrail'e yönelik benzer bir ifade kullanması, Ankara'nın tezlerini uluslararası alanda güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin İsrail ile ticari ve enerji alanında karmaşık ilişkileri var. Ankara, Filistin davasına verdiği destek ile pratik çıkarları arasında denge kurmaya çalışıyor. Bu kriz, Türkiye'nin AB ile de Filistin konusunda daha yakın koordinasyon kurmasına zemin hazırlayabilir. Öte yandan, İsrail'in sert tepkisi, Ankara'nın uluslararası kamuoyunda yalnız olmadığını göstermesi açısından diplomatik bir kazanım olarak görülebilir.