İsrail, Birleşmiş Milletler'in (BM) Gazze ve Lübnan'da insani durumun 'endişe verici şekilde kötüleştiği' yönündeki uyarılarına rağmen, 4 Şubat 2025 tarihinde Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrine (Tyre) hava saldırısı düzenledi. Saldırıda en az 15 sivilin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin yaralandığı bildirildi. Sur, İsrail-Hizbullah çatışmalarının yoğunlaştığı bölgelerden biri olarak öne çıkıyor ve bu saldırı, ateşkes çağrılarına rağmen tansiyonun düşmediğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), saldırıdan saatler önce yayımladığı raporda, Gazze Şeridi ve Lübnan'da insani yardıma erişimin ciddi şekilde kısıtlandığını, sağlık sistemlerinin çökmek üzere olduğunu ve yerinden edilmiş sivillerin sayısının milyonları bulduğunu açıklamıştı. Raporda özellikle Lübnan'ın güneyinde ve Beyrut'un güney banliyölerinde durumun kritik olduğu vurgulanmıştı. İsrail'in Sur'a yönelik saldırısı, bu uyarıların ardından geldi ve uluslararası toplumda tepkiyle karşılandı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, saldırıda Sur'un tarihi merkezine yakın bir konut binası hedef alındı. Bina tamamen yıkılırken, çevredeki yapılar da hasar gördü. Kurtarma ekipleri enkaz altında kalanları çıkarmak için çalışmalarını sürdürüyor. İsrail ordusu ise saldırının Hizbullah'a ait bir 'komuta merkezine' yönelik olduğunu iddia etti, ancak bu iddia bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.
Bölgesel veya küresel boyut
Sur saldırısı, İsrail ile Hizbullah arasında Ekim 2023'ten bu yana süren çatışmaların yeni bir aşamasını temsil ediyor. İsrail, Hizbullah'ın roket saldırılarına karşılık olarak Lübnan'ın güneyine yönelik hava operasyonlarını yoğunlaştırmış durumda. BM ve Avrupa Birliği (AB) defalarca ateşkes çağrısı yapmasına rağmen, çatışmalar durmak bilmiyor. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, saldırıyı 'kınadığını' ve 'sivillerin korunması için acil önlem alınması gerektiğini' belirtti. ABD ise İsrail'in meşru müdafaa hakkını desteklemekle birlikte, sivillerin hedef alınmaması çağrısında bulundu.
Bu saldırı, bölgesel gerilimi daha da tırmandırma riski taşıyor. İran destekli Hizbullah, İsrail'e karşı daha geniş çaplı bir misilleme yapabileceğinin sinyallerini verirken, Lübnan hükümeti uluslararası topluma 'acil müdahale' çağrısı yaptı. Sur'daki saldırı, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararının (2006) ihlali olarak görülüyor; bu karar, Litani Nehri'nin güneyinde silahlı varlığı yasaklıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sur'a yönelik saldırı, Türkiye'nin yakından izlediği bir gelişme. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğüne ve istikrarına verdiği desteği sıkça dile getiriyor. Bu olay, Doğu Akdeniz'deki güvenlik dengelerini etkileyebilir; zira Türkiye, bölgede enerji arama faaliyetleri ve deniz yetki alanları konusunda hassas. Ayrıca, Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla Lübnan'a yaptığı yardımlar bu tür çatışmalarla kesintiye uğrayabilir. Ankara'nın, hem İsrail hem de Hizbullah ile iletişim kanallarını kullanarak itidal çağrısında bulunması bekleniyor. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarını da dolaylı olarak etkileyebilir.