İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah kentinde düzenlediği iki ayrı saldırıda iki Filistinliyi öldürdü ve bir hastanenin yakınında bulunan, ilaçların saklandığı belirtilen iki depoyu tamamen yok etti. Saldırılar, ateşkes müzakerelerinin yeniden başladığı bir dönemde gerçekleşti ve bölgedeki insani durumu daha da kötüleştirdi.
Saldırıların Ayrıntıları ve İnsani Etki
Reuters'ın aktardığına göre, Cumartesi günü sabah saatlerinde İsrail savaş uçakları Deyr el-Balah'taki Şehitler Caddesi üzerinde bulunan iki depoyu hedef aldı. Depoların, El-Ehli Baptist Hastanesi'ne ve diğer sağlık kuruluşlarına dağıtılmak üzere ilaç ve tıbbi malzeme stoklarını barındırdığı belirtildi. Görgü tanıkları, saldırıların ardından büyük bir duman bulutunun yükseldiğini ve depolardan geriye sadece enkaz kaldığını aktardı. Hastane yetkilileri, depoların yok edilmesinin, binlerce hasta için kritik öneme sahip ilaçlara erişimi ciddi şekilde engelleyeceğini ifade etti.
Saldırılarda ayrıca, depolardan birine yakın bir noktada bulunan iki Filistinli hayatını kaybetti. Filistin Sağlık Bakanlığı, ölenlerden birinin 25 yaşındaki bir genç, diğerinin ise bir sağlık çalışanı olduğunu açıkladı. İsrail ordusu, hedeflerin 'Hamas'a ait askeri altyapı' olduğunu ve depolarda 'silahların bulunduğunu' iddia etti, ancak bu iddiaları destekleyen bağımsız bir kanıt sunulmadı. Görgü tanıkları, depolarda yalnızca ilaç kutuları ve tıbbi ekipman bulunduğunu söyledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu son saldırılar, uluslararası toplumun ve insani yardım kuruluşlarının Gazze'deki duruma ilişkin endişelerini artırıyor. Birleşmiş Milletler, Gazze'de yaklaşık 2 milyon insanın insani yardıma muhtaç olduğunu ve sağlık sisteminin çökme noktasına geldiğini vurguluyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, yaptığı açıklamada 'Gazze'deki sağlık tesislerine ve depolarına yönelik saldırıların uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğunu' belirtti. Depoların yok edilmesi, özellikle kronik hastalığı olanlar, hamile kadınlar ve çocuklar için ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Öte yandan, bu saldırılar, Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda devam eden ateşkes müzakerelerini de olumsuz etkiliyor. Hamas yetkilileri, İsrail'in saldırgan tutumunun müzakerelerin ilerlemesini engellediğini savunuyor. İsrail ise Hamas'ın ateşkes şartlarını kabul etmediğini ve saldırıların meşru müdafaa olduğunu ileri sürüyor. Tansiyonun bu şekilde devam etmesi, bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı, 'krize diplomatik bir çözüm bulunması için yoğun çaba sarf ettiklerini' ancak 'tarafların uzlaşmaya yaklaşmadığını' söyledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği ve bölgedeki istikrar arayışını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, daha önce İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını 'soykırım' olarak nitelendirmiş ve uluslararası topluma Filistinlilere yönelik insani yardımların artırılması çağrısında bulunmuştu. Bu saldırılar, Türkiye'nin ateşkesin sağlanması için verdiği diplomatik çabaları zayıflatabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve mülteci akını gibi konularda yeni riskler doğurabilir. Ankara'nın, Filistinlilere insani yardım ulaştırma çabalarını hızlandırması ve uluslararası platformlarda İsrail'e karşı daha güçlü bir duruş sergilemesi beklenebilir.