İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria'da üç Yahudi yerleşiminde 2.000'den fazla yeni konut inşa edilmesini öngören bir genişleme planını onayladı. Filistinliler, bu toprakların gelecekteki bağımsız devletlerinin bir parçası olmasını umuyor. Plan, uluslararası hukuka göre yasadışı kabul edilen yerleşim faaliyetlerini daha da derinleştiriyor ve iki devletli çözüm umutlarını zayıflatıyor.
Genişleme planının arka planı ve ayrıntıları
Smotrich'in ofisinden yapılan açıklamaya göre, yeni konutlar Ma'ale Adumim, Efrat ve Givat Ze'ev yerleşimlerinde inşa edilecek. Bu yerleşimler, 1967'deki Altı Gün Savaşı'ndan bu yana İsrail işgali altında olan Batı Şeria'nın merkezinde yer alıyor. Plan, Uluslararası Adalet Divanı'nın yasadışı ilan ettiği yerleşim faaliyetlerine bir kez daha meydan okur nitelikte.
İsrail'in en büyük yerleşimlerinden biri olan Ma'ale Adumim, Kudüs'ün hemen doğusunda bulunuyor. Efrat ve Givat Ze'ev de Filistin topraklarının ortasında adalar oluşturan yerleşimler. Yeni inşaat planları, bölgedeki Filistinlilerin hayatlarını daha da zorlaştıracak, arazi bağlantısını kesecek ve iki devletli çözümün coğrafi temelini aşındıracak.
Smotrich, yaptığı açıklamada "Yahudi halkının İsrail toprakları üzerindeki egemenlik hakkını güçlendirmekte kararlıyız" ifadelerini kullandı. Ancak Filistin yönetimi, planı "savaş ilanı" olarak nitelendirerek kınadı. ABD, AB ve çoğu uluslararası aktör, yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukukun ihlali olarak gördüğü için kınıyor.
Plana göre, inşaatların önümüzdeki haftalarda başlaması ve 2024 yılı içinde tamamlanması hedefleniyor. Ancak çevre örgütleri ve insan hakları grupları, bu planın bölgede gerginliği artıracağını ve barış sürecine zarar vereceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu genişleme planı, sadece Filistin-İsrail çatışmasını değil, aynı zamanda tüm Ortadoğu dengelerini etkileyecek. Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün gibi Arap ülkeleri, İsrail ile normalleşme adımlarını bu tür tek taraflı eylemler nedeniyle durdurma tehdidinde bulunuyor. Ayrıca, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İsrail'e yerleşimler konusunda defalarca itirazını dile getirdi.
Birleşmiş Milletler, Filistin topraklarının işgalini sona erdirme çağrılarını yineleyecek. Ancak İsrail'in aşırı sağcı koalisyon hükümeti, uluslararası baskılara rağmen yerleşim politikasını sürdürmeye kararlı. Bu durum, barış görüşmelerinin başlamasını imkansız kılıyor ve şiddet sarmalını besliyor.
Bölgedeki diğer aktörler de harekete geçiyor. İran, Filistin yanlısı grupları desteklemeye devam ederken, Hizbullah da sınırdaki gerginliği artırma sinyali veriyor. İsrail'in kuzey sınırı, son haftalarda artan roket saldırılarına sahne oldu. Bu bağlamda, Batı Şeria'daki yeni yerleşim planı, zaten kırılgan olan bölgesel güvenlik denklemini daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini sürekli olarak kınamakta ve Filistin devletinin kurulmasını desteklemektedir. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği pekiştirecek ve ancak Ankara'nın İsrail ile son dönemde gelişen ilişkilerinde yeni bir gerilim yaratabilir. Türkiye, Filistin yönetimiyle yakın koordinasyon içinde hareket ederek, bu tür adımları uluslararası platformlarda gündeme taşıyacaktır. Ayrıca, İsrail-Filistin çatışmasındaki tırmanış, Türkiye'nin bölgedeki güvenlik çıkarlarını da etkileyebilir; çünkü istikrarsızlık, göç ve terör riskini artırabilir. Türkiye, bu nedenle taraflar arasında diyaloğun yeniden başlatılması çağrılarını sürdürecek.