İsrail, işgal altındaki Batı Şeria'da güvenlik yönetimini askerden sivil polis güçlerine devrederek, uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşimlerin bulunduğu bölgelerde fiili ilhakı hızlandıran ve yerleşimci milisleri resmi olarak yetkilendiren tartışmalı bir adım attı. Bu karar, işgal politikalarının kalıcılaştırılması ve Filistin topraklarının demografik yapısının değiştirilmesi yönündeki en somut adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Batı Şeria'daki polis yetkisi, daha önce büyük ölçüde İsrail Savunma Kuvvetleri'ne (IDF) bağlı askeri birimler tarafından yürütülüyordu. Yeni düzenlemeyle birlikte, sivil polis birimleri ve özellikle yerleşimci topluluklarının oluşturduğu silahlı gruplar, bölgede daha geniş operasyonel yetkilere sahip olacak.
Gelişmenin Arka Planı: İlhakın Sessiz Adımları
İsrail hükümeti, Batı Şeria'daki sivil polis yetkisini genişletme kararını, 'bölgedeki kanun ve düzeni sağlama' gerekçesiyle açıkladı. Ancak uzmanlar, bu adımın asıl amacının, bölgenin İsrail'e fiilen bağlanmasını meşrulaştırmak ve Filistin yönetiminin otoritesini tamamen ortadan kaldırmak olduğunu vurguluyor. İsrail'in 1967'den bu yana işgal ettiği Batı Şeria, uluslararası toplum tarafından Filistin toprağı olarak kabul ediliyor. Ancak İsrail, burada onlarca yıldır süren yerleşim faaliyetleriyle bölgenin demografik yapısını değiştirmeye çalışıyor.
Son yıllarda aşırı sağcı hükümetler, özellikle de mevcut koalisyon hükümeti, yerleşimlerin genişletilmesine ve buralarda yaşayan Yahudi nüfusun artırılmasına büyük önem verdi. Yeni polis düzenlemesi, bu politikanın doğal bir uzantısı olarak görülüyor. Ayrıca, yerleşimcilerin silahlı gruplarına resmi polis yetkisi verilmesi, bu grupların daha önceki saldırı ve taciz eylemlerinin devlet tarafından onaylandığı anlamına geliyor. Bu durum, Filistinlilere yönelik şiddetin artmasına ve bölgede yeni bir güvenlik krizinin doğmasına yol açabilir.
İsrail'deki insan hakları örgütleri ve sol partiler, kararı sert bir dille eleştirdi. Örgütler, 'Bu adım, işgalin yasal statüsünü daha da karmaşık hale getirecek ve bölgedeki şiddeti körükleyecek' uyarısında bulundu. Öte yandan, yerleşimci liderler karardan memnuniyet duyduklarını açıkladı. Binyamin Netanyahu liderliğindeki muhalefet ise hükümeti, 'İsrail'in uluslararası alandaki konumunu tehlikeye atmakla' suçladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Filistin Yönetimi ve Uluslararası Toplum Ne Diyor?
Filistin yönetimi, İsrail'in bu kararını 'savaş ilanı' olarak nitelendirdi ve uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu. Filistin Devlet Başkanlığı sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, yaptığı yazılı açıklamada, 'Bu karar, İsrail'in işgalci ve sömürgeci politikalarının bir parçasıdır. Uluslararası toplum, İsrail'i bu tür tek taraflı adımlardan vazgeçirmek için somut adımlar atmalıdır' ifadelerini kullandı. Hamas ise kararı 'soykırım girişimi' olarak değerlendirerek, direniş eylemlerinin devam edeceğini duyurdu.
Uluslararası toplumun tepkisi ise genel olarak kınama yönünde oldu. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 'İsrail'in bu adımı, iki devletli çözümü imkânsız hale getiren tek taraflı eylemlerdir' diyerek endişelerini dile getirdi. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres ise 'İşgal altındaki Filistin topraklarında hukukun üstünlüğü ve insan haklarının korunması gerektiğini' vurguladı. ABD yönetimi ise bu konuda henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak eski Başkan Donald Trump döneminde İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimleri meşrulaştırma girişimlerine destek veren bazı Kongre üyelerinin, bu yeni düzenlemeyi sessizce onayladığı yorumları yapılıyor.
Kararın, İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Fas arasında imzalanan Abraham Anlaşmaları başta olmak üzere bölgedeki normalleşme sürecini olumsuz etkilemesi bekleniyor. Özellikle Ürdün ve Mısır, İsrail'in bu tür adımlarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirterek, Arap Birliği'nin acil toplantı çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir Filistin davasının en güçlü savunucularından biri olarak öne çıkıyor. İsrail'in Batı Şeria'da polis yetkisini sivil güçlere devretmesi, iki devletli çözümü daha da imkânsız hale getirirken, Ankara'nın bu konudaki tepkisi kritik önem taşıyor. Türkiye, daha önce olduğu gibi bu kararı da uluslararası hukuka aykırı ve kabul edilemez olarak değerlendirip, İsrail yönetimini uluslararası toplumu karşısına almaya iten bu politikadan vazgeçmeye çağırması bekleniyor. Bu gelişme, Orta Doğu'daki gerginliği artırarak, bölgede Türkiye'nin de dahil olduğu yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratabilir. Ayrıca, bu durum Türkiye'nin Filistinlilerle olan dayanışmasını güçlendirecek ve Ankara'nın bölgedeki diplomatik ağırlığını artırmasına zemin hazırlayabilir.