İsrail hükümetinin, işgal altındaki Batı Şeria'da yeni Yahudi yerleşim birimleri kurmak ve mevcut yerleşimleri altyapıya bağlamak amacıyla 1 milyar şekel (yaklaşık 338 milyon dolar) tutarında bir bütçeyi onaylaması bekleniyor. İsrailli yerleşim karşıtı sivil toplum kuruluşu Barış Now (Peace Now), söz konusu kararın perşembe günü resmen yürürlüğe gireceğini duyurdu. Bu adım, uluslararası toplumun yerleşim faaliyetlerine yönelik eleştirilerinin devam ettiği bir dönemde atılıyor.
Yerleşim planının ayrıntıları ve arka planı
Barış Now'un verilerine göre, bütçenin büyük bir kısmı Batı Şeria'daki mevcut yerleşim birimlerinin genişletilmesi ve yeni yerleşimlerin kurulması için kullanılacak. Özellikle, yerleşim yollarının iyileştirilmesi, su ve elektrik şebekelerinin yenilenmesi gibi altyapı projeleri öncelikli olarak finanse edilecek. İsrail hükümeti, bu yatırımın bölgedeki Yahudi nüfusunun yaşam kalitesini artıracağını savunurken, Barış Now yetkilileri bu adımın uluslararası hukuk ve barış sürecine darbe vurduğunu belirtiyor.
İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da 600 binden fazla Yahudi yerleşimci bulunuyor. Uluslararası hukuka göre işgal altındaki topraklarda yerleşim kurmak yasak olmasına rağmen, İsrail hükümeti bu bölgeleri tartışmalı topraklar olarak nitelendiriyor ve yerleşim faaliyetlerini sürdürüyor. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve birçok ülke İsrail yerleşimlerini uluslararası hukukun ihlali olarak kabul ediyor. Son yıllarda İsrail'in aşırı sağcı hükümetleri, yerleşimlere yönelik bütçeleri artırarak bölgedeki varlığını pekiştirme stratejisi izliyor.
Bölgesel ve küresel boyutlar
Bu bütçe kararı, bir yandan ABD ve Avrupa ülkeleriyle ilişkileri gererken, öte yandan Filistin Yönetimi ile zaten tıkanmış olan barış müzakerelerine yeni bir darbe vuruyor. Filistinli yetkililer, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini durdurmadığı sürece müzakere masasına dönmeyeceklerini bir kez daha vurguladı. Bölgesel güçlerden Suudi Arabistan, İsrail ile normalleşme sürecinin yavaş ilerlemesine rağmen, bu tür adımların Arap kamuoyunda infial yaratabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Ramazan ayına denk gelen bu dönemde, İsrail'in Batı Şeria'daki askeri operasyonları ve yerleşim genişletme planları, Kudüs ve El Halil gibi kentlerde gerginliği tırmandırma potansiyeli taşıyor.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, konuya ilişkin bir raporunda, İsrail yerleşimlerinin iki devletli çözümü imkansız hale getirdiğini ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını ihlal ettiğini belirtti. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) işgal altındaki topraklarda işlenen savaş suçlarıyla ilgili soruşturması ise devam ediyor. İsrail'in bu tür adımları, uluslararası toplumda olası yaptırımlar veya diplomatik izolasyon riskini artırsa da, şu ana kadar başta ABD olmak üzere bazı Batılı ülkeler İsrail'e karşı somut adımlar atmaktan kaçınıyor. Bu durum, bölgede kalıcı barışın sağlanmasını daha da zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikalarını eleştirmekte ve Filistin topraklarının işgaline son verilmesi çağrısında bulunmaktadır. Bu yeni bütçe kararı, Türkiye'nin Filistin yanlısı duruşunu teyit ederken, Ankara ile Tel Aviv arasındaki diplomatik ilişkileri de etkileyebilir. Türkiye, son dönemde İsrail ile ekonomik ve enerji alanında iş birliğini geliştirme çabası içindeyken, bu tür adımlar ikili ilişkilerde yeni bir gerilime yol açabilir. Bölgesel düzeyde, yerleşim faaliyetlerinin artması Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini ve Türkiye'nin Kıbrıs, Libya gibi dosyalardaki manevra alanını dolaylı olarak etkilemektedir.