İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyinde yer alan mülteci kamplarında İsrail ordusunun kalıcı bir askeri varlık kuracağını açıkladı. Katz, pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu kamplardan Filistinli sakinlerin yerinden edilmesinin ve askeri varlığın kurulmasının, Filistinli silahlı grupların saldırılarında keskin bir düşüşe yol açtığını öne sürdü. Bu açıklama, İsrail'in Batı Şeria'daki askeri operasyonlarını genişletme ve Filistin topraklarını fiilen ilhak etme yönündeki politikalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail Savunma Bakanı Katz, söz konusu açıklamayı, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin, Tulkarem ve Nablus mülteci kamplarına yönelik sürdürülen askeri operasyonların ardından yaptı. Katz, "Bu kamplarda terör faaliyetlerinin yeniden başlamasını önlemek için ordumuz kalıcı olarak konuşlanacak" dedi. Bakan, yerinden edilen Filistinlilerin geri dönüşüne izin verilmeyeceğini ima ederek, "Güvenlik kontrolleri tamamlanana kadar bölgeye dönüşler sınırlı olacak" ifadelerini kullandı.
İsrail ordusu, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısının ardından Batı Şeria'da geniş çaplı operasyonlar düzenliyor. Bu operasyonlarda yüzlerce Filistinli gözaltına alınırken, onlarca kişi öldürüldü. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son iki yılda Batı Şeria'da yaklaşık 4.000 Filistinli evini terk etmek zorunda kaldı. İsrail ordusu, bu operasyonların "terörle mücadele" amacı taşıdığını iddia ederken, Filistin yönetimi ise bu durumu "etnik temizlik" olarak nitelendiriyor.
Katz'ın açıklaması, İsrail'in Batı Şeria'daki mülteci kamplarını kalıcı olarak kontrol altına alma ve buralarda yerleşim birimleri kurma planlarının bir parçası olarak yorumlanıyor. İsrail medyasına yansıyan haberlere göre, hükümet bu kampların yakınında yeni Yahudi yerleşim birimleri inşa etmeyi planlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, uluslararası toplumun tepkisini çekti. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, İsrail'in Batı Şeria'daki askeri varlığını genişletmesinin uluslararası hukukun ihlali olduğunu belirterek, tarafları itidale çağırdı. Avrupa Birliği de benzer bir açıklama yaparak, İsrail'in bu adımının iki devletli çözümü baltaladığını ifade etti.
ABD yönetimi ise İsrail'in güvenlik endişelerini anladığını ancak bu tür adımların bölgedeki gerilimi artırabileceğini dile getirdi. Beyaz Saray Sözcüsü, "İsrail'in meşru güvenlik endişeleri olduğunu biliyoruz, ancak kalıcı askeri varlık kurulması barış sürecini olumsuz etkileyebilir" şeklinde konuştu.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in bu kararının her türlü barış çabasını baltaladığını belirterek, uluslararası toplumu İsrail'e yaptırım uygulamaya çağırdı. Hamas ise bu açıklamayı "savaş ilanı" olarak nitelendirdi ve direnişin süreceğini duyurdu.
Bölgedeki analistler, İsrail'in bu hamlesinin, Gazze'deki ateşkes görüşmelerine de olumsuz yansıyabileceği görüşünde. Ayrıca, İsrail'in Batı Şeria'daki bu politikası, Ürdün ve Mısır ile yapılan barış anlaşmalarını da zora sokabilir. Ürdün Dışişleri Bakanı, "Bu tutum, bölgesel istikrarı tehdit ediyor" şeklinde bir açıklama yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını destekleyen ve İsrail'in bu tür tek taraflı adımlarını her zaman eleştiren bir ülke olarak öne çıkıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin İsrail'e yönelik sert eleştirilerini artırabilir ve Ankara'nın Filistin yönetimiyle ilişkilerini güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırma çabaları bağlamında, bu durum Ankara'ya Filistin davasında daha aktif bir rol oynama fırsatı sunabilir. Ancak Türkiye'nin İsrail ile ekonomik ilişkileri de göz önüne alındığında, Ankara'nın somut adımları sınırlı kalabilir. Yine de, Türkiye kamuoyunda Filistin'e destek güçlü olduğundan, hükümetin İsrail karşıtı söylemini tırmandırması beklenebilir.