İsrail güçleri, Batı Şeria'nın kuzeyindeki bir köyü yerleşimci şiddetindeki artışın ardından 20 saatten fazla süreyle ablukaya alarak sakinlerin hareketini kısıtladı ve bölgede gerginliği daha da artırdı. Abluka, işgal altındaki topraklarda son haftalarda artan şiddet olaylarının ardından geldi ve Filistinlilerin günlük yaşamını felce uğratırken, uluslararası toplumun ateşkes çağrılarına rağmen İsrail'in baskı politikalarını sürdürdüğüne işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı: Yerleşimci saldırıları ve ordu ablukası
İsrail ordusu, Batı Şeria'daki El-Muğayyir köyüne yönelik ablukayı Perşembe sabahı başlattı ve Cuma gününe kadar sürdürdü. Köyün ana girişleri beton bloklar ve toprak yığınlarıyla kapatılırken, sakinlerin tarlalarına ve iş yerlerine ulaşımı engellendi. Görgü tanıkları, askeri araçların köy çevresinde devriye gezdiğini ve bazı Filistinlilerin gözaltına alındığını aktardı.
Abluka, bölgede yerleşimcilerin Filistin köylerine yönelik saldırılarının artması üzerine geldi. Geçtiğimiz hafta içinde, silahlı yerleşimcilerin Nablus yakınlarındaki bir köyde bir Filistinliyi öldürdüğü ve birçok ev ile aracı ateşe verdiği bildirildi. Bu olaylar, İsrail'in yasa dışı yerleşim politikalarına karşı Filistinlilerin artan öfkesini körüklerken, ordu tarafından alınan önlemler ise toplumsal cezalandırma olarak yorumlanıyor.
Batı Şeria'daki insan hakları örgütleri, ablukanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve toplu cezalandırma anlamına geldiğini belirterek, İsrail'in bu tür uygulamalarının çatışmayı daha da derinleştirdiğini vurguluyor. BM verilerine göre, 2024 yılında Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti olaylarında yüzde 50'nin üzerinde artış yaşandı.
Bölgesel ve küresel boyut: Artan tansiyon ve uluslararası tepkiler
Bu gelişme, Gazze'deki savaşın gölgesinde Batı Şeria'da tırmanan şiddetin bir parçası olarak değerlendiriliyor. İsrail'in Gazze'deki operasyonları sürerken, Batı Şeria'da da askeri baskılar ve yerleşimci faaliyetleri hız kazandı. Filistin Yönetimi, İsrail'in bu politikalarının iki devletli çözümü imkânsız hale getirdiğini savunuyor.
ABD ve AB, yerleşimci şiddetine karşı İsrail'e çağrılarda bulunsa da, İsrail hükümeti bu tür olaylarda genellikle sert önlemler almak yerine yerleşimcilere destek veriyor. İsrail'deki aşırı sağcı bakanlar, Batı Şeria'da yeni yerleşimlerin kurulması için baskı yaparken, uluslararası toplumun tepkisi ise sınırlı kalıyor. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı ise konuya ilişkin acil toplantı çağrısında bulundu.
Uzmanlar, Batı Şeria'daki bu tür ablukaların Filistin ekonomisine ciddi zarar verdiğini ve bölgede yeni bir intifada dalgasının fitilini ateşleyebileceği uyarısında bulunuyor. İsrail'in yayılmacı politikaları, uluslararası hukuk açısından savaş suçu olarak değerlendirilirken, BM Güvenlik Konseyi'nde konuya ilişkin karar tasarıları ise ABD'nin vetosu nedeniyle kabul edilemiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını destekleyen açıklamalar yapsa da, bu tür olaylara yönelik somut adımlar genellikle sınırlı kalıyor. Batı Şeria'daki ablukalar, bölgesel istikrarı tehdit ederken, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki çıkar alanlarını da etkiliyor. Ankara'nın Filistin'e yönelik insani yardımları devam etse de, İsrail ile ilişkilerin normalleşme sürecinin bu tür olaylardan etkilenmesi olası. Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü üstlenme çabaları, İsrail'in bu politikaları karşısında daha fazla meşruiyet kazanabilir. Ancak, kalıcı bir çözüm için uluslararası toplumun ortak baskısı şart; Türkiye bu noktada daha aktif bir diplomasi yürütebilir.