ABD Temsilciler Meclisi üyeleri, Şubat ayında İsrail ve Batı Şeria'ya yaptıkları bir haftalık kongre heyeti gezisinin ardından, bölgede fiili bir ilhak sürecinin işlediğini ve bunun 'birkaç çürük elma' meselesi olmadığını açıkladı. Demokrat ve Cumhuriyetçi milletvekillerinden oluşan heyet, son yıllarda bölgeye yaptıkları birkaç ziyaretin ardından yayımladıkları raporda, İsrail hükümetinin yerleşim politikalarının Batı Şeria'nın hızla İsrail topraklarına entegre edilmesine yol açtığını vurguladı. Heyet, Filistin halkının yaşam alanlarının daraldığını ve iki devletli çözümün artık uygulanamaz hale geldiğini belirtti.
Sahadaki Gözlemler: İlhakın Gündelik Yansımaları
Kongre üyeleri, Ramallah, El Halil ve Doğu Kudüs'te yaptıkları temaslarda, İsrail yerleşimlerinin yasa dışı yollarla genişletildiğini ve Filistinlilere ait arazilere el konulduğunu bizzat gözlemledi. Raporda, özellikle C bölgesi olarak bilinen ve İsrail'in tam kontrolünde olan alanlarda, Filistinlilere inşaat izni verilmediği, su ve elektrik altyapısının kasıtlı olarak kısıtlandığı belirtildi. Aynı bölgelerde İsrail yerleşimlerine ise modern yollar, okullar ve hastaneler inşa edildiği kaydedildi.
Heyet üyeleri, İsrail sivil yönetiminin Filistin köylerini sistematik olarak böldüğünü ve yerleşimcilerin sık sık Filistinli çiftçilere ait zeytinliklere saldırdığını ancak bu saldırıların çoğu zaman cezasız kaldığını ifade etti. Gezi sırasında tanık oldukları bir olayda, maskeli yerleşimcilerin silahlarla Filistinli bir aileyi evlerinden çıkarmaya çalıştığı, İsrail askerlerinin müdahale etmediği aktarıldı.
Uluslararası Hukuk ve ABD Politikası
Rapor, bu uygulamaların 1949 Cenevre Sözleşmeleri'ni ihlal ettiğini ve Uluslararası Adalet Divanı'nın 2004 tarihli duvar kararına aykırı olduğunu hatırlatıyor. Kongre üyeleri, ABD yönetiminin İsrail'e sağladığı yıllık 3,8 milyar dolarlık askeri yardımın bu politikaların sürmesine olanak tanıdığını belirterek, yardımın koşullandırılması çağrısında bulundu.
Biden yönetiminin şu ana kadar ilhak konusunda net bir tavır almaktan kaçındığı, ancak Dışişleri Bakanı Anthony Blinken'ın iki devletli çözüme bağlılık ifadelerinin sahada karşılık bulmadığı belirtiliyor. Raporda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetinin aşırı milliyetçi kanadının, Batı Şeria'nın resmen ilhakını hedeflediği ve bu yönde adımlar attığı vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin geleneksel olarak savunduğu iki devletli çözüm vizyonuna doğrudan bir darbe niteliğindedir. Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve Kudüs'ün statüsüne yönelik hassasiyetiyle bilinmektedir. Batı Şeria’nın fiilen ilhakı, bölgesel istikrarı daha da kırılgan hale getirirken, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji politikalarından Arap dünyasıyla ilişkilerine kadar geniş bir yelpazede etkili olabilir. Ankara’nın bu konuda BM nezdinde daha aktif bir girişim başlatması ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nı harekete geçirmesi beklenebilir. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e verdiği koşulsuz desteğin sorgulanması, Türk dış politikasının elini güçlendirebilir.