İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria'da düzenledikleri baskınlarda dört üniversite öğrencisini gözaltına alırken, Filistinli kadın tutukluların sayısı 89'a yükseldi. Filistinli mahkum savunuculuğu grubu Salı günü yaptığı açıklamada, İsrail askerlerinin Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde 35 Filistinliyi daha tutukladığını duyurdu. Tutuklananlar arasında daha önce gözaltında bulunmuş kişiler, eski mahkumlar ve üniversite öğrencileri yer alıyor.
Filistinli Mahkumlar Cemiyeti'nin (PPS) verilerine göre, İsrail hapishanelerinde halen 89 Filistinli kadın bulunuyor. Bu kadınların bir kısmı idari gözaltı olarak bilinen, herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın süresiz tutulma uygulamasına tabi tutuluyor. İdari gözaltı, İsrail'in Filistin topraklarında yaygın olarak kullandığı bir yöntem ve uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle eleştiriliyor.
Baskınların Detayları ve Tutuklamaların Arka Planı
PPS'nin açıklamasına göre, son baskınlar özellikle El-Halil, Nablus, Ramallah ve Beytüllahim bölgelerinde yoğunlaştı. İsrail askerleri, gece saatlerinde evlere baskın düzenleyerek öğrencileri uykularından kaldırdı. Gözaltına alınan öğrencilerin aileleri, çocuklarının nerede olduğu hakkında bilgi alamadıklarını belirtti. İsrail ordusu, operasyonların 'güvenlik gerekçesiyle' yapıldığını öne sürerken, Filistin yönetimi bu uygulamaları 'toplu cezalandırma' olarak nitelendiriyor.
Filistinli yetkililere göre, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısının ardından İsrail'in Batı Şeria'da tutukladığı Filistinli sayısı 10 bini aştı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bu tutuklamaların yaklaşık 2 bin 500'ü idari gözaltı kapsamında yapıldı. Kadın tutuklular arasında 28 yaşındaki bir anne ve 17 yaşında bir lise öğrencisi de bulunuyor. Aynı zamanda 11 çocuk annesi olan 45 yaşındaki bir kadının da idari gözaltında olduğu bildirildi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail'in Filistinli tutuklulara yönelik uygulamaları, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, idari gözaltı uygulamasını 'keyfi gözaltı' olarak tanımlıyor ve derhal sonlandırılması çağrısında bulunuyor. Avrupa Birliği, İsrail yönetimine Filistinli tutukluların hukuki statülerine saygı gösterilmesi yönünde uyarılarda bulunurken, ABD yönetimi sessizliğini koruyor. Arap Birliği ise konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne taşımayı planlıyor.
Son gelişmeler, İsrail-Filistin çatışmasının sadece Gazze'yle sınırlı kalmadığını, Batı Şeria'da da giderek tırmandığını gösteriyor. İsrail'in yerleşim birimlerini genişletme politikası, Filistinlilerin günlük yaşamlarını daha da zorlaştırırken, tutuklamalar Filistin toplumunda korku ve öfkeye neden oluyor. Özellikle kadın tutukluların durumu, uluslararası insan hakları kuruluşlarının dikkatini çekiyor. Kadınların yanı sıra çocukların da gözaltına alınması, çatışmanın sivil halk üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteğin önemini bir kez daha vurguluyor. Türkiye, uluslararası platformlarda Filistinli tutukluların serbest bırakılması için çağrılar yaparken, özellikle kadın ve çocuk tutukluların durumuna dikkat çekiyor. İsrail ile Türkiye arasındaki son dönemdeki normalleşme çabalarına rağmen, Batı Şeria'daki bu tür uygulamalar, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini artırabilir. Ayrıca, bu durum Türkiye'nin İslam dünyasındaki liderlik rolünü pekiştirme stratejisi açısından da kritik bir öneme sahip. Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar için Filistin halkının haklarını savunması, Orta Doğu'da dengeleri etkileyebilecek bir faktör olarak değerlendiriliyor.