İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, dün akşam saatlerinde yaptığı açıklamada, İsrail ile Lübnan arasında varılan ateşkes anlaşmasına rağmen, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) Güney Lübnan'daki kara operasyonlarına devam edeceğini duyurdu. Bakan Katz, ordunun bölgeden çekilmeyeceğini ve "halkın dönüşüne izin vermeyeceklerini" belirterek, anlaşmanın uygulanmasına yönelik ciddi bir engel oluşturdu. Bu açıklama, uluslararası toplum tarafından memnuniyetle karşılanan ateşkesin hemen ardından geldi ve bölgedeki istikrarı yeniden tehdit eder hale geldi.
Ateşkes Anlaşmasının Ardından Gelen Şaşırtıcı Açıklama
İsrail ile Lübnan arasında haftalardır süren yoğun diplomatik temasların ardından varılan ateşkes anlaşması, taraflar arasındaki çatışmaların sona ermesi ve sivillerin evlerine dönebilmesi umudunu doğurmuştu. Ancak Savunma Bakanı Katz'ın dün gece yaptığı yazılı açıklama, bu umutları boşa çıkardı. Katz, "IDF, güvenlik gereklilikleri ve anlaşmanın uygulanmasının ardından, sivil halkın bölgeye dönüşüne izin vermeden önce Güney Lübnan'daki operasyonlarını sürdürecektir" ifadelerini kullandı. Bakan, operasyonların amacının Hizbullah'ın yeniden silahlanmasını ve bölgeye sızmasını engellemek olduğunu vurguladı.
Açıklamanın ardından Lübnan yönetiminden sert tepki geldi. Lübnan Başbakanı Najib Mikati, İsrail'in bu tutumunun "ateşkes ruhuna aykırı" olduğunu belirterek, uluslararası toplumu İsrail üzerinde baskı kurmaya çağırdı. Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü Joanna Wronecka da, ateşkesin tam olarak uygulanması gerektiğini ve İsrail'in askeri operasyonlarının bölgedeki hassas durumu daha da kötüleştirebileceği uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yeni Bir Kriz mi?
İsrail'in bu açıklaması, sadece Lübnan'ı değil, bölgenin genel istikrarını da tehdit ediyor. Ateşkes anlaşması, başta ABD ve Fransa olmak üzere uluslararası aktörlerin yoğun arabuluculuk çabaları sonucu imzalanmıştı. Anlaşma, İsrail güçlerinin kademeli olarak çekilmesini ve Lübnan ordusunun Litani Nehri'nin güneyindeki kontrolü devralmasını öngörüyordu. Ancak Katz'ın açıklaması, bu planın uygulanmasını belirsizliğe sürüklüyor.
Uzmanlar, İsrail'in bu tutumunun Hizbullah'ı yeniden harekete geçirebileceğini ve bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebileceğini belirtiyor. İran destekli Hizbullah, daha önce yaptığı açıklamalarda, İsrail'in Lübnan topraklarındaki herhangi bir varlığını kabul etmeyeceklerini ifade etmişti. Ayrıca, İsrail'in bu adımı, uluslararası toplum nezdinde itibarını zedelerken, ABD'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü de sorgulatabilir. Öte yandan, İsrail iç siyasetinde koalisyon hükümetinin sağcı kanadının bu tür bir sert tutumu desteklediği, ancak uluslararası baskının artması halinde hükümet içinde gerilim yaşanabileceği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz'deki istikrarı yakından ilgilendiren bu gelişmeyi endişeyle takip etmektedir. İsrail'in ateşkese rağmen Güney Lübnan'daki operasyonlarını sürdürme kararı, bölgede yeni bir gerginlik dalgasına yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin enerji güvenliği ve Doğu Akdeniz'deki çıkarları açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir. Ayrıca, Lübnan'daki istikrarsızlık, bölgedeki mülteci akışlarını tetikleyerek Türkiye'yi de etkileyebilecek insani krizlere yol açabilir. Türkiye, ateşkesin tam olarak uygulanması ve taraflar arasında kalıcı barışın sağlanması için diplomatik girişimlerini sürdürmelidir.