İsrail'de askeri fedakârlık ile siyasi güç arasındaki ilişki, son haftalarda yeniden tartışma konusu oldu. Haziran ayı sonlarında, İsrail ordusunun subay yetiştiren Harp Okulu'ndaki öğrenciler, emekli Tümgeneral Ofer Winter'in verdiği bir derse katıldı. Winter, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) içinde kutuplaştırıcı bir figür olarak biliniyor. Haaretz gazetesine göre Winter, geleceğin subaylarına 'Gazze'de masum sivillerin bulunmadığını' söyledi. Bu açıklama, ordunun etik kuralları ve savaş hukuku açısından büyük tepki çekti. Ancak Winter'in görüşleri, yalnızca bireysel bir emekli generalin fikirleri olmaktan öte, İsrail'de artan bir siyasi eğilimi yansıtıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Askeri Kariyer ve Siyasi Yükseliş
Ofer Winter, 2014 Gazze Savaşı'nda (Koruyucu Hat Operasyonu) bir tugay komutanıydı. Savaş sırasında verdiği bir emirle, birlikleri için dini bir dua metni yayınlamış ve bu tutumuyla laik kesimde eleştirilere yol açmıştı. Ordu içinde dini-siyasi görüşleriyle tanınan Winter, emekli olduktan sonra sağcı partilerle yakın ilişki kurdu. Onun Harp Okulu'ndaki dersi, ordunun siyasallaşması endişelerini artırdı. İsrail'de askerlik hizmeti, toplumsal statü ve siyasi kariyer için neredeyse zorunlu bir basamak olarak görülüyor. Eski genelkurmay başkanları, tugay komutanları ve istihbarat şefleri, emekli olduktan sonra siyasete atılarak Knesset'te veya bakanlık koltuklarında boy gösteriyor. Bu durum, askeri fedakârlığın bireysel yaşamda kutsanmasıyla birleşince, siyasi meşruiyetin askeri geçmişle pekiştiği bir kültürü besliyor.
Özellikle son dönemde, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısının ardından başlayan savaş, askeri liderleri yeniden ön plana çıkardı. Savaşın getirdiği travma, İsrail toplumunda güvenlik kaygılarını artırırken, asker kökenli siyasetçiler oy oranlarını yükseltti. İsrail merkezli demografik araştırmalar, seçmenlerin dörtte birinin askeri geçmişe sahip adaylara doğrudan oy verdiğini gösteriyor. Bu eğilim, yalnızca sağ partilerle sınırlı değil; merkez solda da eski generaller siyasi vitrin süsü olarak kullanılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ordu-Toplum İlişkisi Değişiyor
İsrail'de ordunun siyasi güçle olan iç içeliği, bölgesel güvenlik dengelerini de etkiliyor. Ordu içindeki dini-muhafazakar kanadın güçlenmesi, Filistinlilere yönelik sertlik yanlısı politikaların meşruiyetini artırıyor. Ofer Winter örneğinde olduğu gibi, 'sivil-asker ayrımı yoktur' söylemi, Gazze'deki sivil kayıpların normalleştirilmesine zemin hazırlıyor. Bu durum, uluslararası toplumda İsrail aleyhine artan eleştirileri de tetikliyor.
Küresel ölçekte ise İsrail'in bu iç dinamikleri, Orta Doğu politikaları üzerinde doğrudan belirleyici oluyor. ABD ve Avrupa ülkelerinin tepkileri, İsrail'deki koalisyon hükümetinin askeri operasyonlarını sınırlandırmada yetersiz kalıyor. Asker kökenli liderlerin popülaritesi, savaşın sona erdirilmesi gerektiği yönündeki dış baskıları zayıflatıyor. Uzmanlar, İsrail'de askeri liyakatın siyasi sermayeye dönüşmesinin, çatışma çözümünü daha da zorlaştırdığı görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki bu asker-siyaset ilişkisi, Türkiye'nin Orta Doğu politikalarını doğrudan etkiliyor. İsrail'de giderek güçlenen asker kökenli sağ siyaset, Gazze'deki operasyonların sürme ihtimalini artırıyor. Bu durum, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği ve bölgesel nüfuz mücadelesini karmaşıklaştırıyor. Ayrıca, Türkiye'nin kendi ordusunda asker-sivil ilişkilerini demokratik kontrol altına alma çabaları ile İsrail'deki bu tablo, iki ülkenin farklı siyasi kültürlerini gözler önüne seriyor. Bölgesel güç dengesine katkı sağlamak isteyen Türkiye, İsrail'in iç siyasetindeki bu dönüşümü yakından izlemek zorunda.