Lübnan'da, İsrail ile imzalanan deniz sınırı anlaşmasına yönelik protestoların büyümesi üzerine Lübnan Ordusu, halkı sükunete çağırdı. Ordu Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada, gösterilerin barışçıl kalması ve kanunlara uyulması istendi. Anlaşma, tartışmalı Akdeniz sularında doğal gaz arama ve işletme haklarını düzenliyor. Ancak muhalif gruplar, özellikle Hizbullah ve müttefikleri, anlaşmayı Lübnan'ın egemenliğine aykırı ve İsrail'e taviz olarak değerlendiriyor. Gösterilerin başkent Beyrut başta olmak üzere birçok kente yayılması, ülkede siyasi gerilimi tırmandırdı.
Anlaşmanın arka planı ve protestoların büyümesi
Lübnan ile İsrail arasındaki deniz sınırı anlaşması, ABD arabuluculuğunda Ekim 2022'de imzalandı. Anlaşma, her iki ülkenin de hak iddia ettiği yaklaşık 860 kilometrekarelik alanın paylaşımını öngörüyor. Lübnan, bu bölgede gelecekteki doğal gaz rezervlerinden gelir elde etmeyi umuyor. Ancak ülke, 2019'dan bu yana derin bir ekonomik krizle boğuşuyor ve siyasi istikrarsızlık yaşıyor. Anlaşma, hükümet içinde bile tartışmalıydı; Başbakan Necib Mikati anlaşmayı savunurken, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Hizbullah lideri Hasan Nasrallah anlaşmayı eleştirdi.
Protestolar, özellikle güney bölgelerde ve Beyrut'ta yoğunlaştı. Hizbullah destekli göstericiler, İsrail bayraklarını yakarken, 'Anlaşma teslimiyettir' sloganları attı. Ordu güvenlik güçleri ile göstericiler arasında zaman zaman gerginlik yaşansa da büyük çaplı çatışma bildirilmedi. Ordu, gösterilerde herhangi bir can kaybı ya da yaralanma olmaması için önlem aldığını duyurdu. Ayrıca sosyal medyada yayılan provokatif paylaşımlara itibar edilmemesi istendi.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, Doğu Akdeniz'deki enerji jeopolitiği açısından önem taşıyor. Hem İsrail hem de Lübnan, kendi kıyılarında doğal gaz keşfetmiş durumda. Bu anlaşma ile iki ülke arasında olası bir deniz çatışmasının önlenmesi hedefleniyor. ABD, anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sağladığını belirtti. Ancak anlaşma, Lübnan'da derin bir siyasi krizin parçası olarak görülüyor. Hizbullah, anlaşmayı İsrail ile normalleşme adımı olarak değerlendirirken, hükümet ekonomik çıkarları ön plana koyuyor. Öte yandan, İsrail Başbakanı Yair Lapid anlaşmayı 'tarihi bir adım' olarak nitelendirdi.
Bölgesel güçlerden İran, anlaşmayı Lübnan'ın egemenliğine müdahale olarak eleştirdi. Suudi Arabistan ise anlaşmayı dolaylı olarak destekledi. Avrupa Birliği, enerji güvenliği açısından anlaşmayı memnuniyetle karşıladı. Ancak Lübnan'da siyasi kriz derinleştikçe, anlaşmanın uygulanması da tehlikeye girebilir. Protestoların devam etmesi halinde hükümetin istifa edebileceği ya da erken seçimlere gidilebileceği konuşuluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve bölgesel güvenlik mimarisi açısından önem taşıyor. Türkiye, Lübnan ile yakın tarihsel ve kültürel bağlara sahip olup, bölgedeki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenmektedir. Anlaşma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kendi deniz yetki alanlarına yönelik tezlerini doğrudan ilgilendirmese de, bölgede oluşabilecek yeni deniz sınırı anlaşmalarına emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Lübnan'daki siyasi kriz, Türkiye'nin bölgeye yönelik dış politikasını da yakından ilgilendirmekte; özellikle mülteci akını ve ticaret hacmi üzerinde olumsuz etkiler yaratma potansiyeli taşımaktadır. Türkiye, bu süreçte taraflara itidal çağrısı yapmakta ve diplomatik çözümü desteklemektedir.