İsrail'de Kanal 12 tarafından Pazartesi akşamı yayınlanan yeni bir kamuoyu yoklaması, olası bir erken seçim öncesinde siyasi tablodaki önemli değişimleri gözler önüne serdi. Ankete göre, Benny Gantz'ın Ulusal Birlik partisinden ayrılarak kurduğu Yashar Partisi lideri Gadi Eizenkot, 24 sandalye ile ilk sırada yer alırken, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Likud Partisi 23 sandalyede kaldı. Böylece Eizenkot, Netanyahu'yu geride bırakmış oldu. Anket sonuçları, İsrail siyasetinde yükselen bir yıldız olarak görülen Eizenkot'un popülaritesini teyit ederken, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in liderliğindeki Dini Siyonizm Partisi'nin ise yüzde 3,25'lik seçim barajının altında kalarak parlamentoda temsil hakkını kaybedebileceğini ortaya koydu. Bu gelişme, İsrail'deki aşırı sağ kanatta yaşanan bölünmelerin ve seçmen davranışlarındaki kaymaların bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Knesset'teki sandalye dağılımının şekillenmesinde kritik öneme sahip olan bu anket, ülkenin yaklaşan seçim atmosferini de belirgin şekilde etkiliyor.
Anketin Ayrıntıları ve Siyasi Tablo
Kanal 12'nin anketine göre, Eizenkot'un partisi 24 sandalye kazanırken, Likud 23 sandalyede kaldı. Bu sonuç, Eizenkot'un Netanyahu karşısındaki üstünlüğünü sürdürdüğüne işaret ediyor. Listenin devamında ise Yair Lapid'in Yeş Atid Partisi 16 sandalye ile üçüncü sırada yer alırken, Arap partilerinin oluşturduğu Ortak Liste 9, İsrail Beytenu 7, Birleşik Tevrat Yahudiliği 7 ve Şas 6 sandalye ile temsil edilme şansı buluyor. Dikkat çekici bir diğer gelişme ise, Smotrich'in partisi Dini Siyonizm'in yüzde 2,9 oy oranıyla baraj altında kalması. Bu durum, partinin mevcut 7 milletvekilini kaybetmesi anlamına gelirken, aşırı sağın seçmen tabanında önemli bir erime olduğunu gösteriyor. Anket, ayrıca İsrail halkının yüzde 42'sinin Netanyahu liderliğindeki hükümetten memnun olmadığını, yüzde 38'inin ise memnun olduğunu ortaya koyuyor. Bu da hükümete yönelik artan bir güvensizliği işaret ediyor. Uzmanlar, anket sonuçlarının özellikle Gazze'deki savaşın gidişatı, ekonomik belirsizlikler ve yolsuzluk iddiaları nedeniyle Netanyahu hükümetine yönelik toplumsal desteğin zayıfladığını gösterdiğini belirtiyor. Eizenkot'un ise eski bir genelkurmay başkanı olarak güvenlik konularındaki tecrübesiyle seçmen nezdinde itibar kazandığı ve merkez oylarını topladığı ifade ediliyor.
Öte yandan, anket sonuçları koalisyon hesaplarını da etkiliyor. Mevcut durumda sağ blok, Smotrich'in baraj altında kalması nedeniyle 59 sandalye ile 61 sandalyelik çoğunluğun gerisinde kalıyor. Bu durumda, Netanyahu'nun yeni bir koalisyon kurması zorlaşırken, Eizenkot ve Lapid'in merkez sol ittifakı 49 sandalye ile hükümet kurma ihtimali daha yüksek görünüyor. Ancak hiçbir partinin tek başına çoğunluğu sağlayamama ihtimali, siyasi belirsizliği artırıyor. Anket, ayrıca İsrail seçmeninin önemli bir bölümünün kararsız olduğunu ve seçim kampanyalarının sonucu belirleyebileceğini gösteriyor. Bu nedenle, önümüzdeki süreçte partilerin ittifak görüşmeleri ve seçim stratejileri büyük önem taşıyacak.
Siyasi analistler, Smotrich'in partisinin baraj altında kalmasının, aşırı sağın bölünmesinden kaynaklandığını belirtiyor. Smotrich'in Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile yaşadığı liderlik mücadelesi, partinin oy kaybına neden olan faktörler arasında gösteriliyor. Ben-Gvir'in partisi Otzma Yehudit'in ise anketlerde yüzde 3,5 ile barajı geçtiği görülüyor. Bu durum, aşırı sağ oyların Ben-Gvir'e kaydığı şeklinde yorumlanıyor. Özellikle Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve Filistinlilere yönelik sert tutumlarıyla bilinen bu partiler arasındaki rekabet, İsrail siyasetinin geleceğini şekillendiren unsurlardan biri olmaya devam ediyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail'deki bu siyasi deprem, yalnızca ülke içi dengeleri değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel aktörlerin hesaplarını da etkiliyor. İsrail'in Filistin politikaları, Gazze'deki savaş ve İran'la gerilim gibi konularda atacağı adımlar, bu seçim sonuçlarına göre şekillenecek. Eizenkot'un merkezde konumlanan, daha ılımlı bir dış politika izleyebileceği yorumları yapılıyor. Eizenkot, görev süresi boyunca askeri operasyonların sınırlı tutulmasından yana olan bir isim olarak biliniyor. Bu durum, Gazze'deki savaşın sona erdirilmesi ve bölgesel tansiyonun düşürülmesi açısından yeni bir umut olabilir. Özellikle ABD'nin İsrail üzerindeki etkisi düşünüldüğünde, Washington yönetiminin Netanyahu ile yaşadığı gerilimler göz önüne alındığında, Eizenkot'un başa gelmesi halinde ABD ile ilişkilerin daha yumuşak bir zemine oturabileceği belirtiliyor. Ancak hiçbir partinin tek başına iktidara gelme ihtimali, koalisyon hükümetlerinin kurulmasını zorunlu kılıyor. Bu da politikalarda bir denge unsurunu beraberinde getirecek.
Bölgesel açıdan bakıldığında, İsrail'deki hükümet değişikliği veya koalisyon yapısındaki dönüşüm, Filistinlilerle müzakerelerden Lübnan'daki Hizbullah tehdidine, İran'ın nükleer programından Suudi Arabistan ile normalleşme sürecine kadar birçok dosyada yeni bir sayfa açabilir. Eizenkot'un askeri geçmişi, güvenlik önceliklerini ön planda tutacağını gösterse de, diplomatik çözümlere daha açık olduğu da ifade ediliyor. Bu durumda, Ortadoğu'daki mevcut krizlere yaklaşımda daha yapıcı bir tutum sergilenebileceği yorumları yapılıyor. İsrail seçimlerinin sonucu, bölgedeki güç dengelerini değiştiren bir faktör olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki bu siyasi gelişmeler, Türkiye-İsrail ilişkileri açısından da önemli sinyaller taşıyor. Netanyahu hükümetinin Filistin'e yönelik sert politikaları, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin gerginleşmesine neden olmuştu. Hükümet değişikliği halinde, Türkiye'nin özellikle Filistin meselesinde daha yapıcı bir İsrail yaklaşımıyla karşılaşması olası. Bu durum, iki ülke arasında zaman zaman yaşanan diplomatik krizlerin yumuşamasına katkı sağlayabilir. Türkiye, bölgesel barışa verdiği önem doğrultusunda, İsrail'deki siyasi dönüşümü yakından takip ediyor. Eizenkot'un merkezci politikaları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve Kıbrıs meselesi gibi konularda da iş birliği zeminini genişletebilir. Ancak Türkiye, İsrail'in güvenlik endişelerini göz ardı etmeden, sürdürülebilir bir barışın ancak Filistin halkının haklarının tanınmasıyla mümkün olacağını savunuyor. Bu nedenle, İsrail'deki seçimlerin Türkiye'nin bölgesel çıkarları üzerinde dolaylı da olsa etkili olması bekleniyor.