ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ortak askeri operasyonları kapsamında düzenlenen yoğun hava saldırıları, İslam Cumhuriyeti'nin siyasi ve askeri elit tabakasının neredeyse tamamını yok etti. Saldırıların başlangıcından itibaren aralıksız devam eden bombardımanlar, ülkenin en yüksek siyasi otoritesi olan Dini Lider Ali Hamaney'i de hedef aldı. Mart ayında ABD Başkanı Donald Trump, kampanyanın hedeflerine ulaştığını ve İran'ın liderlik yapısının çökertildiğini iddia etmişti. Çatışma, İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçlerine verdiği destek nedeniyle tırmanmıştı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD-İsrail ittifakının İran'a yönelik hava harekâtı, aylar süren diplomatik gerilimin ardından aniden başladı. İsrail istihbaratı, İran'ın nükleer silah geliştirmeye çok yaklaştığı yönünde raporlar sunarken, ABD yönetimi buna askeri müdahale ile karşılık verdi. Operasyon kapsamında ilk dalga, İran'ın hava savunma sistemlerini ve komuta merkezlerini vurdu. İkinci dalga ise doğrudan siyasi liderliği hedef aldı. Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı stratejik tesisler ve bakanlık binaları da ağır hasar aldı.
Ali Hamaney'in ölümü, İran yönetim kademesinde büyük bir boşluk yarattı. Yerine kimin geçeceği konusunda belirsizlik sürerken, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf'ın geçici olarak yönetimi devraldığı bildirildi. Ancak Galibaf'ın Hamaney'in sahip olduğu dini otoriteye sahip olmadığı için etkisinin sınırlı kalacağı yorumları yapılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'daki güç dengelerini kökten değiştirecek nitelikte. İran'ın zayıflaması, Suudi Arabistan ve İsrail için bir avantaj olarak görülürken, Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah gibi İran destekli gruplar için ciddi bir darbe anlamına geliyor. Öte yandan, Rusya ve Çin, ABD-İsrail operasyonunu kınayarak BM'de acil oturum talep etti. Enerji piyasaları ise hızla yükseldi; petrol fiyatları varil başına 100 doların üzerine çıktı. Küresel ekonomide resesyon endişeleri artarken, tedarik zincirlerinde aksamalar yaşanıyor.
İran'ın nükleer programının akıbeti ise belirsizliğini koruyor. Saldırıların nükleer tesisleri ne ölçüde etkilediği bilinmezken, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) bölgede radyasyon sızıntısı olmadığını doğruladı. Ancak İran'ın uzun vadede kitle imha silahı geliştirme çabalarının durup durmadığı henüz net değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la hem enerji ithalatı hem de sınır güvenliği açısından kritik bir komşuluk ilişkisine sahip. Bu saldırılar, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini tehdit edebilir; İran doğalgazının Türkiye'ye akışı kesintiye uğrayabilir. Ayrıca, İran'da oluşan otorite boşluğu, PKK ve diğer terör örgütlerinin bölgede daha aktif hale gelmesine neden olabilir. Türkiye, ABD ve İsrail'in bu operasyonu önceden kendisine bildirip bildirmediği konusunda resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Ankara'nın, kuzey Irak'taki PKK varlığına yönelik operasyonlarını hızlandırarak sınır güvenliğini artırması bekleniyor. Diplomatik cephede ise Türkiye'nin, BM ve NATO'da denge politikası izlemeye çalışacağı öngörülüyor.