İsrail, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği ve ülke tarihinin en ölümcül günü olarak kayıtlara geçen saldırının üçüncü yıl dönümünü Çarşamba günü ülke genelinde anma etkinlikleriyle andı. Anma törenleri yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşirken, İsrailliler yaklaşan seçimler öncesinde bu trajedinin gölgesinde oy kullanmaya hazırlanıyor. Saldırının yıl dönümü, hem ulusal yas hem de siyasi hesaplaşma atmosferinde geçiyor.
Anma Törenleri ve Güvenlik Ortamı
Ülke çapında düzenlenen anma etkinlikleri kapsamında başta Kudüs, Tel Aviv ve Sderot olmak üzere birçok kentte resmi törenler, mum yakma merasimleri ve hayatını kaybedenlerin anıldığı toplantılar yapıldı. Saldırıda yaşamını yitiren 1.200'den fazla kişi için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Hamas'ın elinde hâlâ tutulan 251 rehinenin aileleri, sevdiklerinin bir an önce evlerine dönmesi çağrısını yineledi. İsrail güvenlik güçleri, olası provokasyonlara karşı başkent Kudüs ve çevresinde geniş çaplı önlemler aldı; birçok kamusal alan ve sinagog çevresinde polis ve ordu birlikleri konuşlandırıldı.
Anma programı çerçevesinde Devlet Başkanı Isaac Herzog ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun katıldığı resmi törenler düzenlendi. Netanyahu, yaptığı açıklamada saldırının unutulmayacağını ve İsrail'in güvenliğini sağlamak için kararlılıkla mücadele edeceğini belirtti. Muhalefet liderleri ise hükümetin güvenlik politikalarını eleştirerek, saldırının önlenmesinde istihbarat ve askeri düzeyde ciddi hatalar yapıldığını savundu. Yıl dönümü, İsrail toplumunda derin yasın yanı sıra siyasi sorumluluk tartışmalarını da alevlendirdi.
Seçim Gündemi ve Siyasi Dengeler
İsrail, önümüzdeki aylarda yapılması planlanan genel seçimlere hazırlanıyor. 7 Ekim saldırısı, seçim kampanyasının merkezinde yer alacak. Kamuoyu yoklamaları, seçmenlerin büyük bölümünün güvenlik ve ekonomik istikrarı önceliklendirdiğini gösteriyor. Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, saldırının ardından oluşan güvenlik krizini yönetme konusunda eleştirilere maruz kalırken, muhalefet partileri daha sert güvenlik önlemleri ve hesap verebilirlik vaat ediyor. Seçim sonuçları, İsrail'in Gazze ve Lübnan'a yönelik politikalarını da doğrudan etkileyecek.
Ülkedeki siyasi yelpaze, saldırının ardından daha da kutuplaşmış durumda. Aşırı sağ partiler, Gazze'ye yönelik askeri operasyonların genişletilmesini savunurken, sol ve merkez partiler diplomatik çözümler ve bölgesel istikrarın sağlanması gerektiğini vurguluyor. Seçim kampanyası boyunca 7 Ekim'in yıl dönümü, her iki tarafın da seçmen duygularını harekete geçirmek için kullanacağı bir tema olarak öne çıkıyor. Bu durum, İsrail demokrasisi için hem bir sınav hem de bir uzlaşma fırsatı olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
7 Ekim saldırısı, sadece İsrail için değil, tüm Ortadoğu için bir dönüm noktası oldu. Saldırının ardından İsrail'in Gazze'ye yönelik başlattığı askeri operasyonlar, bölgede büyük yıkıma ve insani krize yol açtı. Lübnan'da Hizbullah ile yaşanan çatışmalar, İran'ın bölgedeki etkisi ve ABD'nin İsrail'e verdiği destek, uluslararası dengeleri yeniden şekillendirdi. Üç yılın ardından bölgede kalıcı bir barış sağlanamadı; aksine gerilim farklı cephelere yayıldı.
Uluslararası toplum, İsrail-Filistin çatışmasına iki devletli çözüm çağrılarını yinelerken, ABD ve Avrupa ülkeleri arasında farklı yaklaşımlar dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler, sivil kayıpların artmasından duyduğu endişeyi dile getirirken, Arap ülkeleri İsrail'e yönelik baskılarını sürdürüyor. Saldırının yıl dönümü, küresel kamuoyunda Filistin yanlısı gösterilere ve İsrail karşıtı protestolara sahne olurken, İsrail yanlısı gruplar da destek mesajları verdi. Bu kutuplaşma, uluslararası diplomasiyi daha da zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki anma törenleri ve seçim süreci, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir döneme işaret ediyor. Türkiye, Filistin davasını destekleyen tutumunu sürdürürken, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabaları da devam ediyor. Seçim sonrası İsrail hükümetinin kompozisyonu, Gazze'ye yönelik politikalar ve bölgesel gerilim, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını doğrudan etkileyecek. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve ticaret yolları açısından istikrarlı bir İsrail hükümeti Türkiye için önem taşıyor.