İsrail, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te gerçekleştirdiği ve yaklaşık 1.200 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırısının üçüncü yıl dönümünde Kfar Aza kibbutzunda sessiz bir anma töreni düzenledi. Gazze sınırı yakınındaki bu yerleşim birimi, saldırıda ağır hasar görmüştü. Aynı gün Gazze'de Filistinliler, İsrail'in misilleme saldırıları sonucu hayatını kaybeden on binlerce kişi için yas tuttu ve bölgedeki yıkımı protesto etti.
Anma Törenleri ve Arka Planı
İsrail tarafında, saldırıda hayatını kaybedenlerin aileleri ve hayatta kalanlar, Kfar Aza'da bir araya gelerek mum yaktı ve dualar etti. Etkinlikte, saldırı sırasında kaçırılan ve hâlâ Hamas'ın elinde olduğu düşünülen rehineler için de sembolik anma yapıldı. İsrail hükümeti, bu yıl dönümünde Gazze'deki askeri operasyonların kararlılıkla sürdürüleceğini yineledi. Başbakan Binyamin Netanyahu, yaptığı açıklamada "Hamas'ı tamamen etkisiz hale getirene kadar duramayız" dedi.
Gazze'de ise üç yıllık çatışmaların bilançosu ağır: Sağlık Bakanlığı verilerine göre 40.000'den fazla Filistinli hayatını kaybetti, bunların çoğu kadın ve çocuk. Altyapının büyük bölümü yıkıldı; hastaneler, okullar ve su tesisleri çalışamaz durumda. Birleşmiş Milletler, Gazze'nin yeniden inşasının on yıllar alacağını ve maliyetin 50 milyar doları aşacağını tahmin ediyor. Bölgede insani yardım konvoyları sık sık engelleniyor, bu da kıtlık ve salgın riskini artırıyor.
7 Ekim 2023 saldırısı, İsrail'in Gazze'ye yönelik geniş çaplı kara ve hava operasyonunu başlatmasına neden oldu. Çatışmalar kısa sürede bölgesel bir krize dönüştü; Lübnan'daki Hizbullah, Yemen'deki Husiler ve İran destekli gruplar da İsrail'e karşı cephe aldı. ABD ve Avrupa ülkeleri İsrail'e destek verirken, çok sayıda ülke ateşkes çağrısı yaptı. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğuyla zaman zaman ateşkes sağlansa da kalıcı bir çözüm bulunamadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Üç yılın ardından Orta Doğu'da istikrarsızlık daha da derinleşti. İsrail ile Hamas arasındaki savaş, bölgesel güç dengelerini alt üst etti. İran, Suriye ve Irak'taki milis güçleri üzerinden İsrail'e karşı dolaylı bir savaş yürütüyor. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri, İsrail ile normalleşme anlaşmalarını askıya aldı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, her iki taraf hakkında savaş suçu soruşturmaları yürütüyor. BM Genel Kurulu'nda defalarca ateşkes çağrısı yapılmasına rağmen, Güvenlik Konseyi'nde ABD'nin vetoları nedeniyle bağlayıcı karar çıkmadı.
Küresel kamuoyunda İsrail'e yönelik eleştiriler artarken, antisemitizm ve İslamofobi olaylarında da artış gözlemlendi. Avrupa'da ve ABD'de geniş Filistin yanlısı gösteriler düzenlendi. Ekonomik açıdan, çatışma enerji fiyatlarını dalgalandırdı ve Kızıldeniz'deki Husi saldırıları küresel ticareti olumsuz etkiledi.
Türkiye, çatışmanın başından itibaren ateşkes çağrısı yaptı ve Gazze'ye insani yardım gönderdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i "terör devleti" olmakla suçladı ve Hamas'ı terör örgütü olarak tanımlamadı. Türkiye, Mısır ve Katar ile birlikte arabuluculuk çabalarına katıldı. Ancak İsrail ile ilişkiler kopma noktasına geldi; karşılıklı büyükelçiler çekildi ve ticaret kısıtlamaları uygulandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Filistin çatışmasının üçüncü yılında Türkiye, bölgesel barış ve istikrar için kritik bir aktör olmaya devam ediyor. Türkiye'nin Gazze'ye yönelik insani yardımları ve ateşkes çağrıları, uluslararası alanda takdir topluyor. Ancak İsrail ile artan gerilim, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve ticaret yollarını tehdit ediyor. Türkiye, aynı zamanda Hamas ile diyalog kanalını açık tutarak arabuluculuk potansiyelini koruyor. Uzun vadede, çatışmanın sona ermesi Türkiye'nin bölgesel güvenliği ve ekonomik çıkarları için hayati önem taşıyor. Bu nedenle Ankara, diplomasi ve insani yardım arasında denge gözetmeli.