İsrail'de son üç yılda 1.370 doktorun ülkeyi kalıcı olarak terk ettiği ve sağlık sisteminin artan emeklilik baskısıyla karşı karşıya olduğu yönünde yeni bir araştırma yayımlandı. İsrail Tabipler Birliği ve sağlık politikası uzmanlarının hazırladığı rapora göre, deneyimli uzman hekimlerin yurt dışına göçü, ülkenin hastane ve kliniklerinde ciddi personel açığına yol açıyor. Sağlık Bakanlığı verileriyle desteklenen çalışma, doktor kaybının son yıllarda hız kazandığını ve bunun yalnızca nicelik değil nitelik açısından da bir erozyon anlamına geldiğini ortaya koyuyor.
Sağlık Sisteminde Artan Baskı ve Göçün Nedenleri
Araştırmaya göre, 2021-2024 yılları arasında 1.370 doktor İsrail'den ayrılarak ağırlıklı olarak Kuzey Amerika ve Batı Avrupa ülkelerine yerleşti. Göç edenler arasında cerrahlar, anesteziyologlar, kardiyologlar ve onkologlar gibi kritik branşlarda çalışan deneyimli uzmanların bulunması dikkat çekiyor. Raporda, bu hekimlerin ortalama 15-20 yıllık mesleki deneyime sahip olduğu ve ayrılmalarının ardından yerlerinin kolayca doldurulamadığı belirtiliyor.
Doktorların göç kararında birden fazla faktör etkili. Uzmanlar, İsrail'deki uzun çalışma saatlerini, düşük ücretleri, artan yaşam maliyetini ve sağlık sistemindeki yapısal sorunları öne çıkarıyor. Ayrıca, son yıllarda ülkede yaşanan siyasi istikrarsızlık, yargı reformu tartışmaları ve güvenlik endişeleri de hekimlerin yurt dışına yönelmesinde rol oynuyor. İsrail Tabipler Birliği Başkanı Prof. Zion Hagay, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Her yıl yüzlerce deneyimli hekimimizi kaybediyoruz. Bu, sağlık sistemimizin omurgasını oluşturan birikimin erimesi anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.
Öte yandan, İsrail nüfusunun hızla yaşlanması ve kronik hastalıkların artması, sağlık hizmetlerine talebi yükseltiyor. Rapora göre, önümüzdeki on yılda mevcut doktorların yaklaşık yüzde 30'unun emekliye ayrılması bekleniyor. Bu durum, halihazırda göçle boşalan kadroların daha da azalmasına yol açacak. Sağlık Bakanlığı yetkilileri, acil önlem alınmazsa sistemin çökme noktasına gelebileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Beyin Göçü ve Sağlık Emekçiliği
İsrail'deki doktor göçü, yalnızca ülke içi bir sorun olarak kalmıyor; küresel sağlık emekçiliği hareketliliğinin bir parçası olarak da değerlendiriliyor. Gelişmiş ülkelerin sağlık sistemleri, özellikle Kovid-19 sonrası dönemde artan personel ihtiyacını karşılamak için yurt dışından hekim çekmeye yönelik politikalar izliyor. İsrail gibi görece küçük ve yüksek eğitimli iş gücüne sahip ülkeler, bu rekabette yetenek kaybı yaşıyor. Araştırmada, İsrail'den ayrılan doktorların büyük bölümünün ABD, Kanada, İngiltere ve Almanya'ya gittiği belirtiliyor.
Uzmanlar, beyin göçünün Orta Doğu bölgesindeki sağlık hizmetleri dengesini de etkileyebileceğini vurguluyor. İsrail, bölgede ileri tıp teknolojisi ve uzmanlık açısından önemli bir merkez konumunda. Deneyimli hekimlerin ayrılması, ülkenin tıbbi araştırma ve inovasyon kapasitesini de zayıflatabilir. Ayrıca, Filistin ve komşu ülkelerden İsrail hastanelerine sevk edilen hastalar için de hizmet kalitesinde düşüş riski bulunuyor.
Öte yandan, İsrail hükümeti doktor göçünü tersine çevirmek için teşvik paketleri üzerinde çalışıyor. Sağlık Bakanlığı, yurt dışındaki İsrailli hekimleri geri dönmeye teşvik etmek amacıyla vergi indirimleri, araştırma fonları ve esnek çalışma modelleri gibi önlemler planlıyor. Ancak uzmanlar, bu tür adımların etkili olabilmesi için sistemik sorunların çözülmesi gerektiğini savunuyor. İsrail Tabipler Birliği, hükümeti acil bir "sağlık insan gücü master planı" hazırlamaya çağırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki doktor göçü, Türkiye için iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, Türkiye de benzer bir beyin göçü sorunuyla karşı karşıya. Son yıllarda özellikle genç hekimlerin yurt dışına gitme eğilimi artıyor; bu durum sağlık sisteminin geleceği için uyarı niteliğinde. İkincisi, İsrail'den ayrılan deneyimli hekimlerin bir kısmının Türkiye'yi transit veya hedef ülke olarak seçme potansiyeli, sağlık turizmi ve tıbbi iş birliği açısından fırsat yaratabilir. Ancak Türkiye'nin kendi sağlık iş gücünü koruması ve göçü tersine çevirmesi öncelikli olmalı.