İsrail'in 1967 Altı Gün Savaşı sırasında Filistinli ve Suriyeli sivilleri sistematik olarak sürdüğü ve öldürdüğüne dair yeni tanıklıklar, arşiv belgeleri ve daha önce yayımlanmamış asker ifadeleriyle gün yüzüne çıktı. İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz'in kapsamlı bir soruşturmasına göre, savaş sırasında ve hemen sonrasında on binlerce kişi evlerinden zorla çıkarıldı, birçoğu öldürüldü ya da açlık ve susuzluğa terk edildi. Soruşturma, İsrail devlet arşivlerindeki resmi yazışmalar, hükümet içi raporlar ve ordu mensuplarının özel günlüklerine dayanıyor.
Gelişmenin Arka Planı: 1967 Savaşı ve Nüfus Mühendisliği
5-10 Haziran 1967'de gerçekleşen Altı Gün Savaşı, İsrail'in Mısır, Ürdün ve Suriye'ye karşı yürüttüğü yıldırım harekâtıyla sonuçlanmış, İsrail Batı Şeria, Gazze Şeridi, Golan Tepeleri ve Sina Yarımadası'nı işgal etmişti. Savaş sırasında yaklaşık 300 bin Filistinli yerinden edildi; bir kısmı Ürdün'e sürüldü, bir kısmı ise savaşın kaosu içinde kaçtı. Haaretz'in ortaya çıkardığı belgeler, bu yer değiştirmelerin büyük ölçüde İsrail ordusunun planlı operasyonları sonucu gerçekleştiğini gösteriyor. 2019'da İsrail arşivlerinden çıkarılan gizli bir raporda, savaşın hemen ardından bir askeri birimin Ramallah yakınlarındaki bir köyde 50'den fazla sivilin ölümüne neden olduğu itiraf ediliyor. Ayrıca, Suriye'nin Golan bölgesinde, savaştan sonraki haftalarda 2 bin 500'den fazla Suriyeli sivilin İsrail askerleri tarafından sınır dışı edildiği belirtiliyor. Belgelerde, askerlerin sivilleri evlerinden çıkararak Suriye sınırına yürümeye zorladığı, su ve yiyecek verilmeden bırakıldığı anlatılıyor. İsrail ordusu, savaş sırasında "sivillerin güvenliği" gerekçesiyle sürgünleri haklı çıkarmaya çalışsa da, o dönemin üst düzey komutanlarından birinin günlüğünde "onları göndermek için hiçbir askeri gerekçe yoktu; bu bir savaş suçudur" ifadesi yer alıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Filistin Meselesinin Devam Eden Etkisi
Bu iddialar, İsrail-Filistin çatışmasının tarihsel kökenlerine ışık tutarken, uluslararası hukuk açısından da ciddi soruları gündeme getiriyor. Savaş sırasında sivil halkın zorla yerinden edilmesi, Cenevre Sözleşmeleri'ne göre savaş suçu teşkil ediyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Kızıl Haç gibi kuruluşlar, o dönemde İsrail'in eylemlerini defalarca kınamış olsa da, Haaretz'in yeni belgeleri bu suçlamaları daha somut kanıtlarla destekliyor. Bu gelişme, özellikle son yıllarda Gazze'de yaşanan saldırılar ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri bağlamında, İsrail'in geçmişteki ve günümüzdeki politikaları arasında süreklilik olduğu yönünde eleştirileri artırıyor. Arap dünyasında ve uluslararası kamuoyunda, İsrail'in işgal altındaki topraklardaki uygulamalarını meşrulaştırmak için tarihi çarpıttığı yönünde uzun süredir devam eden bir tartışma bulunuyor. Bu belgeler, İsrail'in resmi anlatısına -savaşın bir savunma savaşı olduğu ve sivillerin kendi isteğiyle kaçtığı iddiasına- doğrudan meydan okuyor. Ayrıca, soruşturma İsrail içinde de tartışma yarattı; birçok tarihçi ve insan hakları savunucusu, arşivlerin daha şeffaf olması ve savaş suçlarının soruşturulması çağrısı yaptı. Ancak İsrail hükümeti şu ana kadar iddialara resmi bir yanıt vermedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve İsrail ile inişli çıkışlı ilişkileriyle biliniyor. Bu belgeler, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda Filistinlilerin haklarını savunurken kullanabileceği yeni kanıtlar sunuyor. Ancak doğrudan Türkiye'yi hedef alan bir gelişme olmamakla birlikte, bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirebileceği için Ankara'nın dikkatle izlemesi gereken bir konu. Türkiye, İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atarken, bu tür iddiaların yeniden gündeme gelmesi kamuoyunda eleştirilere yol açabilir. Ayrıca, Suriye'deki sivil kayıpların belgelenmesi, Türkiye'nin kuzey Suriye'deki politikaları ve mülteci krizi bağlamında da bölgesel etkiler yaratabilir.