İspanya’nın Alicante kentine bağlı Villena’daki arkeoloji müzesi, dünya çapında eşsiz bir Bronz Çağı altın koleksiyonunun neredeyse tamamını kaybetti. Henüz sabah saatlerinde, müze açılmadan hemen önce gerçekleşen ve yaklaşık dört dakika süren son derece profesyonel bir soygun, güvenlik kameralarına böyle yansıdı: Maskeli ve eldivenli bir grup hırsız, vitrinleri kırarak 11 parça tarihi eseri çuvallara doldurdu ve olay yerinden hızla uzaklaştı. Yetkililer, saldırının planlı ve bilinçli bir şekilde gerçekleştirildiğini, alarm sisteminin ve güvenlik görevlilerinin zamanında müdahale edemediğini doğruladı. Kayıp eserler arasında, M.Ö. 2. binyıla tarihlenen ve İber Yarımadası’nın en önemli hazineleri arasında gösterilen altın bilezikler, kaseler ve süslü takılar yer alıyor.
Villena Hazinesi: Binlerce yıllık bir mirasın akıbeti
Villena Hazinesi olarak bilinen koleksiyon, 1963 yılında tarım işçileri tarafından tesadüfen keşfedilmişti. 11 kg’dan fazla altın ve gümüş içeren eserler, o dönemde İber Yarımadası’nda bulunan en büyük Bronz Çağı hazinesi olarak kabul edildi. Arkeologlar, bu eserlerin M.Ö. 1300-1000 yılları arasında bölgede yaşayan El Argar kültürüne ait olduğunu ve dönemin zanaatkârlık ustalığını gözler önüne serdiğini belirtiyor. Müze müdürü aynı zamanda arkeolog olan Juan de Dios Hernández, “Bu, yalnızca bir müze için değil, insanlığın ortak kültürel mirası için büyük bir kayıp. Bu eserler, hiçbir ticari değerle ölçülemeyecek kadar eşsizdir” dedi.
Uzmanlar, hırsızların koleksiyonun tamamına yakınını almasının, eserleri eriterek altın olarak satmayı veya yasa dışı antika pazarında yüksek fiyatlarla elden çıkarmayı planladıklarını düşünüyor. Soygunun, müzenin açılış saatinden hemen önce gerçekleşmesi ve güvenlik sisteminin devre dışı kalmış olmasının, suçluların içeriden bilgi sahibi olduğu yorumlarını güçlendiriyor. İspanyol polisi (Guardia Civil), olayla ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlattı; şu ana kadar gözaltına alınan olmadı. Uluslararası Polis Teşkilatı Interpol de kayıp eserlerin bilgisini, kültürel miras kaçakçılığı veri tabanına ekledi.
Kültürel miras kaçakçılığı: Avrupa’da artan bir tehdit
Villena Müzesi’ndeki soygun, son yıllarda Avrupa genelinde artan müze hırsızlıklarının sadece son halkası. 2022 yılında Almanya’daki Dresden Yeşil Kasa Müzesi’nden tarihi mücevherlerin çalınması, 2019’da yine Almanya’da Berlin’deki New Müzesi’nin (Neues Museum) ünlü altın başlığının hedef alınması, bu tür organize suç örgütlerinin yüksek değerli ve korunması zor eserlere yöneldiğini ortaya koyuyor. Kültürel miras kaçakçılığının küresel boyutu, yılda en az 10 milyar dolarlık yasa dışı ticareti kapsıyor ve silah, uyuşturucu ticaretinin ardından üçüncü sırada geliyor.
Villena olayı, müzelerin güvenlik açıklarını da yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar, özellikle orta ölçekli müzelerde gece bekçisi ve gelişmiş alarm sistemlerinin yetersiz olduğunu, ayrıca eser kadrolarının ve koruma personelinin eğitiminin ihmal edildiğini vurguluyor. Interpol’ün kültürel miras programı uzmanı Daniela Z. Ş. “Bu eserlerin piyasaya sürülmesi, ancak çok dar bir alıcı çevresi tarafından fark edilse bile yasa dışı ticaretin finansmanına katkı sağlıyor” şeklinde konuştu. Kayıp eserlerin izini sürmek için kamuoyundan da yardım isteniyor; herhangi bir bilgisi olanların İspanyol polisine veya en yakın emniyet birimine başvurması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye’nin kültürel mirası koruma politikaları açısından önemli bir hatırlatıcı niteliği taşıyor. Türkiye, Anadolu’nun zengin tarihi dokusu nedeniyle benzer soygun ve kaçakçılık eylemlerine sık sık maruz kalıyor. Geçmişte Anadolu’dan kaçırılan ve uzun yıllar sonra yurtdışından geri getirilen eserler, müze güvenliğinin ve sınır kontrolünün ne denli kritik olduğunu gösteriyor. Küresel ölçekte organize suç ağlarının, bu tür değerli eserleri eritmek veya özel koleksiyonerlere satmak için yeni yöntemler geliştirmesi, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasındaki ülkeleri ortak bir iş birliği aramaya itmeli. Kültürel mirasın korunmasına yönelik uluslararası mevzuatın ve sınır ötesi istihbarat paylaşımının güçlendirilmesi, tüm ülkeler için ortak bir öncelik haline gelmelidir.