Madrid'in merkezinde, ailesinin onlarca yıl önce kiraladığı dairede sessizce yaşamını sürdüren 87 yaşındaki María del Carmen Abascal, kısa süre önce evinden tahliye edilmesinin ardından hayatını kaybetti. Abascal'ın ölümü, İspanya genelinde ev tahliyelerine karşı yıllardır süren protestoları yeniden alevlendirdi ve ülkedeki konut krizini bir kez daha gündemin merkezine taşıdı.
Gelişmenin Arka Planı
María del Carmen Abascal, Madrid'in tarihi merkezinde bulunan ve ailesinin 1960'lı yıllarda kiralamaya başladığı dairede neredeyse tüm yaşamını geçirmişti. Abascal'ın ailesi, dairenin sahibiyle uzun yıllar boyunca sorunsuz bir kira ilişkisi sürdürmüştü. Ancak bina satıldıktan sonra yeni mal sahibi, eski kiracıyı çıkarmak için yasal süreç başlattı. İspanya'da 1985 tarihli kira yasası, eski sözleşmeleri belirsiz bir şekilde korurken, mülk sahiplerinin bu tür sözleşmeleri sonlandırmak için açtığı davalar son yıllarda arttı. Abascal da bu davalardan birinin tarafı oldu ve mahkeme, Aralık 2023'te tahliye kararı verdi.
Abascal, karara itiraz etmek için hukuki yollara başvurdu ancak süreç onun aleyhine sonuçlandı. 2024 yılının Şubat ayında polis eşliğinde evinden çıkarıldı. Komşularının ve aktivistlerin direnişine rağmen tahliye gerçekleşti. Abascal, tahliyeden sadece birkaç hafta sonra, geçici olarak yerleştirildiği bir akraba evinde hayatını kaybetti. Ölüm nedeni henüz resmi olarak açıklanmadı ancak ailesi, yaşlı kadının tahliye sürecinin yarattığı stres ve travmanın sağlığını hızla bozduğunu belirtiyor.
Olay, İspanya'da son on yılda konut fiyatlarının ve kiraların hızla artmasıyla birlikte derinleşen konut krizinin bir yansıması olarak görülüyor. Ülke genelinde her yıl on binlerce tahliye davası açılıyor; özellikle büyük şehirlerde dar gelirli ve yaşlı kiracılar en savunmasız gruplar arasında yer alıyor. Platform for People Affected by Mortgages (PAH) gibi sivil toplum kuruluşları, yıllardır tahliyelerin durdurulması için kampanyalar yürütüyor. Abascal'ın ölümü, bu mücadelenin sembolik bir figürü haline gelmesine yol açtı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İspanya'daki tahliye karşıtı hareket, sadece ulusal bir mesele olmanın ötesinde, Avrupa genelinde yükselen konut krizinin bir parçası. Eurostat verilerine göre, AB genelinde konut harcamaları hane bütçelerinin ortalama %20'sini aşmış durumda ve birçok ülkede kiralar son beş yılda çift haneli oranlarda arttı. İspanya, Portekiz, İtalya ve Yunanistan gibi Güney Avrupa ülkelerinde turizm kaynaklı kısa dönem kiralamalar, konut arzını daraltarak yerel halkın barınma imkânını zorlaştırıyor. Abascal'ın ölümü, bu sorunun sadece ekonomik değil, aynı zamanda insani bir kriz olduğunu gözler önüne seriyor.
İspanya hükümeti, 2023'te yürürlüğe giren yeni Konut Yasası ile kira artışlarına sınırlama getirmiş ve tahliye süreçlerinde savunmasız kişiler için ek koruma sağlamıştı. Ancak uygulamada belediyeler arası farklılıklar ve yasal boşluklar nedeniyle bu düzenlemeler yeterince etkili olamıyor. Abascal'ın tahliyesi, yasanın çıkarılmasından sonra gerçekleşmiş olmasına rağmen, yerel mahkemenin kararıyla uygulanmış olması, mevzuatın pratikte nasıl işlediğine dair soru işaretleri yaratıyor. Muhalefet partileri, hükümetin konut politikalarını eleştirirken, iktidar koalisyonu ise yerel yönetimlerin sorumluluklarını yerine getirmediğini savunuyor.
Olayın uluslararası yankıları da hızla yayıldı. Uluslararası Af Örgütü ve Birleşmiş Milletler'in konut hakkı özel raportörü, İspanya'yı yaşlı ve kırılgan grupların tahliyelerine karşı daha etkili önlemler almaya çağırdı. Avrupa Parlamentosu'nda da konut kriziyle ilgili oturumlarda İspanya örneği sıkça dile getiriliyor. Küresel ölçekte ise Dünya Bankası ve OECD raporları, artan konut maliyetlerinin sosyal eşitsizliği derinleştirdiğini ve birçok ülkede siyasi istikrarsızlığa yol açabileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İspanya'daki tahliye krizi ve Abascal'ın ölümü, Türkiye'deki konut ve kira sorunlarıyla paralellikler taşıyor. Türkiye'de de son yıllarda konut fiyatları ve kiralar hızla arttı; özellikle büyük şehirlerde dar gelirli ve yaşlı kiracılar benzer tahliye riskleriyle karşı karşıya. İspanya'da yaşanan bu olay, Türkiye için de konut politikalarının sosyal boyutunun ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Ayrıca Avrupa'daki konut krizinin derinleşmesi, Türkiye'den Avrupa'ya göç eden vatandaşlarımızın barınma koşullarını da etkileyebilir. Türkiye, AB ile ilişkilerinde sosyal haklar ve yaşam standartları konularında iş birliğini artırarak bu tür krizlere karşı ortak çözümler geliştirebilir. Kentsel dönüşüm ve sosyal konut projeleri, Türkiye'nin de gündeminde olan ve İspanya deneyiminden ders çıkarılabilecek alanlar arasında yer alıyor.