Dünya genelinde kayıp kişi sayısı 2019'dan bu yana yüzde 70 artış gösterirken, yalnızca Ukrayna'da yaklaşık 280 bin kişi kayıp olarak kayıtlara geçti. Her ay bu sayıya 10 bin yeni vaka ekleniyor. Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de bir araya gelen adli tıp uzmanları, sorunun temelinde adli kapasite yetersizliğinin değil, hükümetlerin isteksizliğinin yattığını belirtti.
Artan Kayıp Vakalarının Dinamikleri
Ukrayna'daki savaş, kayıp kişi sayısındaki artışın en görünür nedeni olarak öne çıkıyor. Rusya'nın 2022'de başlattığı işgal, cephe hattında ve işgal altındaki bölgelerde binlerce sivilin ve askerin kaybolmasına yol açtı. Ancak uzmanlar, sorunun sadece Ukrayna ile sınırlı olmadığını, küresel ölçekte benzer bir eğilim yaşandığını vurguluyor. Afrika, Orta Doğu ve Latin Amerika'daki çatışmalar, zorla kaybetmeler ve göç yollarında kaybolan insanlar da bu artışta pay sahibi.
Bakü'deki toplantıda konuşan adli uzmanlar, ellerinde yeterli teknik imkân ve uzmanlık bulunduğunu, ancak birçok hükümetin kayıp kişilerin akıbetini araştırmak için siyasi irade göstermediğini ifade etti. Uzmanlara göre, kayıp vakalarının aydınlatılması, sadece insani bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal barış ve adalet için de kritik önem taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kayıp kişi sayısındaki artış, uluslararası toplumun karşı karşıya olduğu en acil insan hakları sorunlarından biri haline geldi. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi gibi kuruluşlar, kayıp kişilerin ailelerinin yaşadığı travmanın yanı sıra, bu durumun toplumsal dokuyu nasıl zayıflattığına dikkat çekiyor. Özellikle savaş sonrası toplumlarda, kayıpların akıbetinin bilinmemesi, barış ve uzlaşma süreçlerini baltalayabiliyor.
Ukrayna örneği, kayıp vakalarının sadece savaş sırasında değil, savaş sonrasında da uzun yıllar boyunca devam eden bir kriz olduğunu gösteriyor. Yetkililer, her ay binlerce yeni başvurunun yapıldığını, bunların büyük bir kısmının cephe hattından veya işgal altındaki bölgelerden geldiğini belirtiyor. Aileler, sevdiklerinin akıbetini öğrenmek için yıllarca beklemek zorunda kalıyor.
Bakü'deki toplantı, bu konuda uluslararası işbirliğinin artırılması gerektiğini ortaya koydu. Uzmanlar, hükümetlerin kayıp kişilerin araştırılması için bağımsız komisyonlar kurması, veri paylaşımını şeffaf hale getirmesi ve ailelere psikososyal destek sağlaması çağrısında bulundu. Ayrıca, kayıp vakalarının belgelenmesi ve faillerin hesap vermesi için uluslararası mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem coğrafi konumu hem de bölgesel dinamikler nedeniyle kayıp kişi sorunundan doğrudan etkileniyor. Suriye ve Irak'taki çatışmalar, göç yolları ve sınır ötesi operasyonlar, Türkiye'yi bu meselenin merkezine taşıyor. Ukrayna'daki savaş ise Karadeniz'in kuzeyinde istikrarsızlık yaratarak Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını tehdit ediyor. Ayrıca, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı milyonlarca mülteci arasında kayıp yakınları bulunuyor. Bu bağlamda, uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi ve kayıp kişilerin akıbetinin araştırılması, Türkiye'nin insani diplomasi ve bölgesel istikrar hedefleriyle örtüşüyor. Türkiye, adli tıp kapasitesini ve deneyimini paylaşarak çözüme katkı sağlayabilir.