İspanyol yetkililer, Kuzey Afrika'daki özerk kenti Sebte (Ceuta) ile komşusu Fas arasındaki deniz sınırına yüzer bir bariyer yerleştirmeye başladıklarını açıkladı. Bu karar, hafta başında on binlerce göçmenin kente akın etmesiyle Avrupa Birliği'nde (AB) alarm yaratmasının ardından geldi. Yetkililer, bariyerin göçmenlerin yüzerek veya botlarla geçişini engellemeyi amaçladığını belirtti.
Gelişmenin arka planı
İspanya İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Sebte kıyılarına yerleştirilen yüzer bariyerin deniz sınırında devriye gezen botlara ek bir önlem olduğu vurgulandı. Geçtiğimiz hafta sonu ve hafta başında, Fas'ın kuzeyindeki Fnideq kentinden yaklaşık 8 bin göçmen, sınırın gevşetilmesi nedeniyle Sebte'ye geçmişti. İspanyol polisi, göçmenlerin büyük bir kısmını geri gönderirken, bazıları kentteki geçici barınma merkezlerine yerleştirildi. Bu olay, iki ülke arasında diplomatik krize yol açmış, Fas'ın Batı Sahra konusundaki tutumuna misilleme olarak sınır kontrolünü gevşettiği iddia edilmişti. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Fas'ın sınırı kontrol etme kapasitesine güvendiklerini ancak yeni önlemler alacaklarını söyledi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise dayanışma mesajı verdi ve İspanya'ya destek sözü verdi.
Yüzer bariyerin teknik detayları hakkında bilgi verilmezken, benzer sistemlerin Akdeniz'deki diğer sınır noktalarında da kullanıldığı biliniyor. Sebte ve Melilla, Afrika kıtasında İspanya'ya ait iki özerk şehir ve AB'nin tek kara sınırını oluşturuyor. Bu şehirler, düzensiz göçün önemli geçiş noktaları arasında yer alıyor. 2005 yılında Melilla'daki tel örgüye yapılan kitlesel tırmanma girişimleri sırasında onlarca göçmen hayatını kaybetmişti. Son yıllarda her iki şehirde de yüksek güvenlikli çitler, termal kameralar ve sensörlerle donatılmış sınır sistemleri oluşturuldu.
Göçmenlerin büyük bir kısmı Sahra Altı Afrika ülkelerinden geliyor; ancak son dalgada Fas vatandaşlarının da bulunduğu belirtiliyor. Sebte'ye deniz yoluyla ulaşan göçmenler, çoğunlukla Fas'ın kuzeyindeki plajlardan yüzerek ya da botlarla geçiyor. Yüzer bariyerin özellikle bu tür geçişleri zorlaştırması hedefleniyor. Bazı sivil toplum örgütleri, bariyerin göçmenlerin can güvenliğini tehlikeye atabileceği uyarısında bulunuyor. İspanyol yetkililer ise insani yardım çalışmalarının süreceğini, ancak sınır güvenliğinin artırılacağını ifade ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İspanya ve Fas arasındaki göçmen krizi, iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir gerilim kaynağı olmaya devam ediyor. Fas, Batı Sahra'nın bağımsızlığını savunan Polisario Cephesi'ne karşı İspanya'nın tutumunu değiştirmesini isterken, İspanya ise Fas'ın sınır kontrolündeki işbirliğine bel bağlıyor. Geçen yıl İspanya, Batı Sahra konusunda Fas'ın özerklik planını desteklediğini açıklayarak ilişkileri yumuşatmıştı. Ancak bu hafta yaşanan göç dalgası, iki ülke arasındaki kırılgan dengeyi yeniden gözler önüne serdi.
Göç konusu, AB'nin en önemli gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. AB ülkeleri, sınır güvenliği ve göç yönetimi konusunda ortak politikalar geliştirmeye çalışsa da üye ülkeler arasında görüş ayrılıkları bulunuyor. Almanya ve Fransa gibi ülkeler daha kapsayıcı bir göç politikası savunurken, Macaristan ve Polonya gibi ülkeler sınırların daha sıkı korunmasından yana. İspanya'nın Sebte'de aldığı bu önlem, AB'nin dış sınırlarının korunmasına yönelik tartışmalara yeni bir boyut kazandırabilir. Ayrıca, göçmenlerin geçiş güzergahları üzerindeki ülkelerle işbirliğinin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor; Fas'ın sınır kontrolündeki rolü, AB tarafından mali ve teknik destekle güçlendirilmeye çalışılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, düzensiz göçle mücadelede benzer bir konuma sahip olması nedeniyle İspanya'nın yaşadığı bu durumu yakından izliyor. Türkiye, Avrupa'ya geçiş rotasında kilit bir ülke konumunda ve AB ile 2016 yılında imzalanan göç anlaşması çerçevesinde sınır güvenliğini artırmıştı. Bu gelişme, AB ülkelerinin göç politikalarında daha katı önlemler alma eğiliminde olduğunu gösteriyor; bu da Türkiye'nin AB ile müzakerelerinde göç konusunun önemini koruyacağına işaret ediyor. Ayrıca, AB'nin sınır güvenliğine yaptığı vurgu, Türkiye'nin insani göç politiası ile AB'nin güvenlik odaklı yaklaşımı arasındaki dengenin hassas olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.