İspanya hükümeti, Batı Sahra kökenli Sahraviler için yeni bir vatandaşlık yasa tasarısını Meclis'e sundu. Tasarı, İspanyol sömürge döneminde bölgeyle bağlantısı olan kişilere ve onların torunlarına İspanyol vatandaşlığına erişimde kolaylık sağlıyor. Madrid'in attığı bu adım, Fas ile İspanya arasında uzun süredir var olan hassas bir fay hattını yeniden gündeme taşıdı. Rabat, Batı Sahra üzerindeki egemenlik iddialarını korumak için diplomatik hamlelerini sıkılaştırırken, İspanya'nın bu düzenlemesi iki başkent arasında yeni bir gerilim başlığı oluşturdu.
Sömürge Mirası ve Sahravi Diasporası
Batı Sahra, 1975'e kadar İspanya'nın sömürgesiydi. İspanyol yönetimi sona erdiğinde bölge Fas ile Polisario Cephesi arasında paylaşılamayan bir toprak haline geldi. Birleşmiş Milletler nezdinde hâlâ çözülemeyen bir dekolonizasyon süreci olarak kayıtlara geçti. İspanya, o dönemde bölgede yaşayan Sahravilere yönelik tarihsel sorumluluğunu bugüne kadar sınırlı düzeyde tanıdı. 1975'ten önce İspanyol kimliği taşıyan ve İspanya'da yaşamını sürdüren Sahravi kökenlilerin sayısı on binlerle ifade ediliyor. Yeni yasa tasarısı, bu kişilerin çocukları ve torunları için vatandaşlık başvuru sürecini basitleştiriyor ve önceki düzenlemelerdeki bürokratik engelleri kaldırıyor.
Fas, Batı Sahra'yı kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor ve bölgede özerklik planı dışında bir çözümü kabul etmiyor. Rabat yönetimi, İspanya'nın Sahravilere yönelik vatandaşlık adımını "ayrılıkçılığı teşvik" olarak yorumluyor. Fas basınında çıkan haberlere göre, hükümet yetkilileri İspanya'nın bu hamlesinin ikili ilişkilerde "ciddi sonuçlar" doğurabileceği uyarısında bulundu. Özellikle 2022'de Madrid'in Fas'ın özerklik planını "en gerçekçi çözüm" olarak tanımasının ardından yaşanan yumuşama dönemi, yeni tasarıyla birlikte tehlikeye girmiş durumda.
Madrid-Rabat Hattında Dengeler
İspanya ile Fas arasındaki ilişkiler, göç, ticaret ve güvenlik alanlarında karşılıklı bağımlılık üzerine kurulu. Fas, İspanya'ya yönelik düzensiz göç akışını kontrol altında tutan kilit bir aktör. Aynı zamanda İspanya'nın Afrika'daki en büyük ticari ortaklarından biri. 2023'te iki ülke arasındaki ticaret hacmi 20 milyar avroyu aştı. Bu tablo, Madrid'in Rabat ile ilişkileri tamamen koparmasını zorlaştırıyor. Ancak İspanya'da sol koalisyon hükümeti, Sahravi kökenli seçmenlerin ve insan hakları örgütlerinin baskısı altında. Yasa tasarısı, bu iç siyasi dengeyi gözetmenin yanı sıra İspanya'nın uluslararası hukuk nezdindeki dekolonizasyon yükümlülüklerine uyum çabası olarak da okunuyor.
Öte yandan Fas, son yıllarda Batı Sahra konusunda uluslararası alanda önemli kazanımlar elde etti. ABD, 2020'de Fas'ın egemenliğini tanıdı. İspanya ve Fransa da özerklik planına destek verdi. Bu kazanımlar, Rabat'ın Sahravi kimliğinin ayrı bir siyasi statü kazanmasına yönelik her türlü adıma karşı hassasiyetini artırıyor. İspanya'nın vatandaşlık düzenlemesi, sembolik düzeyde de olsa Sahravilerin ayrı bir halk olarak tanınması anlamına geldiği için Fas'ın tepkisini çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Sahra sorunu, yalnızca İspanya-Fas ikili ilişkileriyle sınırlı değil. Cezayir, Polisario Cephesi'ni destekliyor ve Fas ile Cezayir arasındaki rekabet bölgesel istikrarı etkiliyor. Avrupa Birliği, göç ve enerji güvenliği açısından Fas ile işbirliğine önem veriyor. İspanya'nın attığı adım, AB içinde de dikkatle izleniyor. Eğer Fas sert tepki gösterirse, bu durum AB'nin Akdeniz politikalarını ve göç yönetimi işbirliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Rusya ve Çin gibi aktörlerin bölgedeki etki alanlarını genişletme çabaları, Batı Sahra meselesini küresel rekabetin bir parçası haline getiriyor.
İspanya'nın yasa tasarısı, uluslararası hukukta "tarihsel sorumluluk" ilkesine dayandırılıyor. Ancak Fas, bunu kendi toprak bütünlüğüne müdahale olarak görüyor. Taraflar arasında diplomatik kanallar açık olsa da, tasarının yasalaşması halinde Rabat'ın atacağı adımlar belirsizliğini koruyor. Olası bir yaptırım, büyükelçiyi geri çekmek veya ticari anlaşmaları askıya almak olabilir. İspanya ise tasarının "insani" bir düzenleme olduğunu savunuyor ve Fas'ın egemenlik haklarına saygılı olduğunu vurguluyor. İki ülke arasındaki gerilimin ne yönde evrileceği, önümüzdeki haftalarda yapılacak üst düzey görüşmelere bağlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Batı Sahra sorununa geleneksel olarak BM çerçevesinde çözüm arayışını destekleyen ve taraflar arasında dengeli bir tutum izleyen bir ülke konumunda. İspanya'nın Sahravi vatandaşlık yasası, doğrudan Türkiye'yi bağlamasa da, Akdeniz ve Kuzey Afrika'daki güç dengelerini etkileyebilecek nitelikte. Fas ile İspanya arasındaki gerilim, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye, Fas ile serbest ticaret anlaşmasına sahip ve bölgede istikrarın korunmasına önem veriyor. Ayrıca Avrupa'ya yönelik göç yollarının kontrolü, Türkiye'nin de paydaşı olduğu bir güvenlik meselesi. Bu nedenle Ankara'nın, taraflar arasında diyalogu teşvik eden bir tutum izlemesi ve sömürge sonrası düzenlemelerde uluslararası hukuka vurgu yapması beklenebilir.