Dakar merkezli sivil toplum kuruluşu Caminando Fronteras, 2026 yılının ilk beş ayında İspanya kıyılarına ulaşmaya çalışan 1.300'den fazla göçmenin hayatını kaybettiğini açıkladı. Örgüt, Afrika'dan Atlantik Okyanusu ve Batı Akdeniz üzerinden Avrupa'ya geçmeye çalışan göçmenlerin izlediği tehlikeli rotaları takip ediyor. Caminando Fronteras'ın raporuna göre, 2026'nın ilk beş ayında İspanya'ya ulaşan göçmen sayısı 18.000'i geçerken, 1.315 kişi denizde can verdi. Bu sayı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15'lik bir artışı işaret ediyor. Ölenler arasında kadın ve çocukların sayısı da endişe verici boyutlara ulaştı.
Atlantik ve Batı Akdeniz'deki Ölümcül Rotalar
Göçmenler, özellikle Batı Afrika kıyılarından yola çıkarak Kanarya Adaları'na ulaşmaya çalışıyor. Ancak bu rota, en ölümcül göç yollarından biri olarak biliniyor. 2026'da Kanarya Adaları'na yönelik göç girişimleri sırasında en az 800 kişi hayatını kaybetti. Batı Akdeniz rotasında ise Cebelitarık Boğazı ve Alboran Denizi'nde 500'den fazla göçmen boğuldu. Caminando Fronteras Direktörü Helena Maleno, göçmen ölümlerindeki artışın temel nedeninin, Avrupa Birliği'nin sınır güvenliği politikaları olduğunu ifade ediyor. Maleno, 'Avrupa'nın daha sert sınır kontrolleri, göçmenleri daha tehlikeli rotalara itiyor. Özellikle Fas, Moritanya ve Senegal kıyılarından yola çıkan tekneler, açık denizde sık sık batıyor' dedi. İspanya hükümeti ise arama-kurtarma faaliyetlerini artırdığını ve göçmen kaçakçılarıyla mücadele için uluslararası iş birliğini güçlendirdiğini duyurdu.
Küresel Göç Krizi ve Avrupa'nın Politikaları
Akdeniz'deki göçmen ölümleri sadece 2026'ya özgü bir durum değil. Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, son on yılda Akdeniz'de 25.000'den fazla göçmen hayatını kaybetti. Ancak bu sayı, belgelenmemiş vakalarla birlikte çok daha yüksek olabilir. Avrupa Birliği, 2026 başında Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı'nı (Frontex) güçlendirme kararı almıştı. Buna karşın, insan hakları örgütleri AB'nin göçmenleri geri itme politikalarını eleştiriyor. Özellikle Libya ve Tunus açıklarında, Avrupa devriyelerinin göçmen teknelerini açık denize sürüklediği iddia ediliyor. Caminando Fronteras raporunda, 2026'da ölenlerin yüzde 40'ının Sahra Altı Afrika'dan, yüzde 30'unun Batı Afrika ülkelerinden, geri kalanının ise Orta Doğu ve Güney Asya'dan geldiği belirtiliyor. Göçmenlerin çoğu savaş, yoksulluk ve iklim değişikliği nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalıyor. Göç rotalarındaki güvenlik önlemlerinin sıkılaşması, alternatif ve daha tehlikeli yolların kullanılmasına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz ve Ege'de benzer bir göç kriziyle karşı karşıya. 2015-2016'daki büyük göç dalgasından sonra Türkiye, AB ile yaptığı göç anlaşması kapsamında mültecileri ülkede tutmayı kabul etmişti. Ancak İspanya örneğindeki gibi, sınır güvenliği önlemlerinin sıkılaşması, göçmenlerin daha riskli rotalara yönelmesine neden olabiliyor. Türkiye'nin güney sınırları ve Ege kıyıları, düzensiz göçün en yoğun yaşandığı bölgeler arasında. Bu bağlamda, Akdeniz'deki göçmen ölümlerinin artması, Türkiye'nin de insani kriz yönetimi ve sınır güvenliği politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye, kaynak ülkelerle iş birliği yaparak göçün temel nedenlerini azaltmayı hedeflerken, denizlerde arama-kurtarma kapasitesini artırma ihtiyacı duyuyor. AB'nin göç politikalarındaki değişiklikler, Türkiye'yi de doğrudan etkileyebilir; çünkü Türkiye, göç akışının kontrolünde kilit bir ülke konumunda.