İspanya, Avrupa'daki katı göç politikalarına meydan okuyarak, yaklaşık 300 bin düzensiz göçmeni kapsayan bir af yasasını yürürlüğe koydu. Başbakan Pedro Sanchez liderliğindeki sosyalist hükümet, ülkenin yaşlanan nüfusunu ve büyüyen ekonomisini canlandırmak için göçü teşvik etme yolunda Avrupa'da bir ilke imza atıyor. Ancak plan, hem iç siyasette hem de AB düzeyinde yoğun tartışmalara yol açtı.
Arka plan: Ekonomik büyüme için göç kartı
İspanya, Kovid-19 salgını sonrası hızla toparlanan ekonomisine iş gücü takviyesi yapmak için bu adımı attı. Turizm ve tarım gibi sektörlerde ciddi personel açığı bulunan ülke, düzensiz göçmenleri yasallaştırarak hem vergi gelirlerini artırmayı hem de sosyal güvenlik sistemini güçlendirmeyi hedefliyor. Sanchez hükümeti, bu sayede GSYİH'ya yıllık 5 milyar avro katkı sağlanabileceğini öngörüyor.
Af yasası, en az iki yıldır İspanya'da bulunan ve sabıka kaydı olmayan göçmenlere oturum ve çalışma izni veriyor. Başvuruların belediyeler aracılığıyla yapılması planlanırken, sürecin 2025 yılına kadar tamamlanması hedefleniyor. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, halihazırda ülkede 500 binden fazla kayıt dışı göçmen bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: AB'nin çelişkisi
İspanya'nın bu hamlesi, Avrupa Birliği'nin göç konusundaki derin ayrışmalarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkeler sınır kontrollerini sıkılaştırırken, İspanya tam tersi bir politika izliyor. Özellikle aşırı sağ partilerin yükselişte olduğu bir dönemde, Sanchez'in bu kararı büyük bir siyasi risk olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, İspanya modelinin AB'nin demografik krizine çözüm olabileceğini ancak diğer ülkelerin bu kadar ileri gitmeyeceğini belirtiyor. Öte yandan, Fas üzerinden İspanya'ya ulaşan göç rotasının canlanması ve yasağın kalkmasıyla birlikte yeni göç dalgaları yaşanabileceği endişeleri de dile getiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İspanya'nın uyguladığı toplu af, Türkiye'deki düzensiz göçmen tartışmalarına paralel bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Suriye ve Afganistan başta olmak üzere milyonlarca göçmene ev sahipliği yaparken, son yıllarda entegrasyon ve yasallaştırma politikalarını tartışmaya açmış durumda. İspanya modeli, ekonomik gerekçelerle uygulanan kitlesel yasallaştırmanın kısa vadede iş gücü açığını kapatabileceğini ancak uzun vadede toplumsal kabul ve güvenlik risklerini beraberinde getirdiğini gösteriyor. Türkiye'nin de benzer bir adım atması durumunda, hem iç siyasetteki hassasiyetler hem de AB ile ilişkilerdeki gerilimler göz önünde bulundurulmalıdır.