İspanya hükümetinin, ülkede yasal statüye sahip olmayan göçmenler için başlattığı af programı, beklenenin çok üzerinde bir ilgi gördü. Yetkililer, programa toplam 1,2 milyon kişinin başvurduğunu açıkladı. Bu rakam, hükümetin öngördüğü 500 bin kişilik başvuru sayısının iki katından fazla. Başvuruların büyük çoğunluğunun Latin Amerika ülkelerinden gelen göçmenler tarafından yapıldığı belirtildi. Program kapsamında, belirli koşulları sağlayan kaçak göçmenlere geçici oturum ve çalışma izni verilecek.
Gelişmenin arka planı
İspanya, son yıllarda artan düzensiz göç akınıyla başa çıkmak için kapsamlı bir yasallaştırma programı başlatmıştı. Program, ülkede en az altı aydır bulunan ve sabıka kaydı olmayan göçmenleri kapsıyor. Ayrıca başvuru sahiplerinin bir iş teklifi veya iş sözleşmesi sunması gerekiyor. Hükümet, programın hem kayıt dışı ekonomiyi azaltmayı hem de göçmenlerin sosyal entegrasyonunu kolaylaştırmayı amaçladığını belirtiyor. İspanya'da özellikle tarım, inşaat ve hizmet sektörlerinde kayıt dışı çalışan çok sayıda göçmen bulunuyor. Yetkililer, af programı sayesinde bu kişilerin vergi mükellefi haline gelerek kamu finansmanına katkı sağlayacağını umuyor. Başvuru sayısının bekleneni aşması, İspanya'daki kayıt dışı göçmen nüfusunun tahmin edilenden çok daha büyük olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, başvuruların işlenmesinin aylar süreceğini ve sürecin İspanya'nın göç politikası açısından bir test olacağını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İspanya'nın kaçak göçmenleri yasallaştırma programı, Türkiye'nin de karşı karşıya olduğu düzensiz göç sorununa benzer bir yaklaşımı yansıtıyor. Türkiye, özellikle Suriyeli sığınmacılar başta olmak üzere milyonlarca düzensiz göçmene ev sahipliği yapıyor. İspanya'nın uyguladığı gibi bir af programı, Türkiye'de de kayıt dışı çalışan göçmenlerin ekonomiye kazandırılması açısından örnek teşkil edebilir. Ancak Türkiye'nin göç politikası daha çok geçici koruma odaklı olduğu için kalıcı statü verilmesi konusu hassastır. Küresel ölçekte ise bu tür yasallaştırma programları, gelişmiş ülkelerin demografik ihtiyaçları ve insani yükümlülükleri arasında bir denge arayışını gösteriyor. Türkiye'nin de bu dengeleri gözeterek kendi koşullarına uygun politikalar geliştirmesi gerekiyor.