İspanya Ulusal Mahkemesi, Gazze'ye insani yardım götüren Global Sumud filosuna yapılan uluslararası sulardaki müdahale sırasında aktivistlerin yasadışı alıkonulması iddialarıyla ilgili olarak üst düzey İsrailli askeri yetkililer hakkında resmi soruşturma başlattı. El Pais gazetesinin Cuma günü duyurduğu habere göre, soruşturma kapsamı yalnızca İspanyol bayrağı taşıyan gemilerde yaşanan olaylarla sınırlandırıldı. Mahkeme, olayın İspanya'nın evrensel yargı yetkisi kapsamına girdiğine hükmetti. Karar, İsrail'in 2008-2009 Gazze Savaşı'na ilişkin daha önceki benzer bir soruşturmanın reddedilmesinin ardından geldi.
Saldırının Arka Planı ve Hukuki Süreç
Global Sumud filosu, Mayıs 2024'te İsrail ablukası altındaki Gazze Şeridi'ne insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkmıştı. Filoda İspanyol bayraklı bir gemi de dahil olmak üzere çeşitli ülkelere ait gemiler bulunuyordu. İsrail Donanması, uluslararası sularda filoya müdahale ederek gemileri durdurdu ve aktivistleri gözaltına aldı. Müdahale sırasında aktivistlerin fiziksel saldırıya uğradığı ve gemilerin hasar gördüğü bildirilmişti. İspanya Ulusal Mahkemesi Yargıcı Jose de la Mata, İspanyol bayraklı gemide yaşananların “uluslararası hukukun ciddi ihlali” olabileceğini belirterek soruşturma emri verdi. Soruşturma, İsrail ordusunun komuta kademesindeki isimleri hedef alıyor ancak henüz isimler kamuoyuyla paylaşılmadı.
İspanya'nın evrensel yargı yetkisi, 2009 yılında yapılan bir yasal değişiklikle sınırlandırılmış olsa da, mahkeme bu vakada İspanyol gemisinin bulunması nedeniyle yetkiyi kullanabileceğine karar verdi. Bu karar, İspanya'nın uluslararası insancıl hukuka bağlılığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Ancak İsrail Dışişleri Bakanlığı, soruşturmanın “siyasi motivasyonlu” olduğunu savunarak kınadı. İsrail, daha önce de benzer soruşturmalarla karşılaşmış, özellikle 2010 Mavi Marmara baskını sonrası Türkiye ile yaşanan kriz, uluslararası hukukta önemli bir dava oluşturmuştu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, Filistin meselesine ilişkin uluslararası hukukun uygulanması açısından önemli bir emsal teşkil edebilir. İsrail, Gazze ablukasını güvenlik gerekçesiyle savunurken, insani yardım kuruluşları bu ablukanın sivil halka karşı kolektif cezalandırma anlamına geldiğini belirtiyor. İspanya'nın bu adımı, Avrupa Birliği içinde Filistin davasına daha fazla destek veren ülkelerin sayısının arttığını gösteriyor. Özellikle İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in son aylarda Filistin devletinin tanınması yönündeki açıklamaları, bu soruşturmayla birlikte İspanya'nın bölgede daha aktif bir rol üstlenme isteğini ortaya koyuyor. Öte yandan, ABD başta olmak üzere İsrail'in müttefikleri, bu tür girişimlerin uluslararası hukuku politize ettiğini savunuyor. Ancak uluslararası insani hukuk kuruluşları, İsrail'in eylemlerinin bağımsız mahkemelerde sorgulanmasının hesap verebilirlik açısından kritik olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 2010 Mavi Marmara baskını sonrası İsrail'den özür talep etmiş ve tazminat almıştı. Bu yeni dava, uluslararası hukukun Filistin davasındaki rolünü güçlendirirken, Türkiye'nin de benzer bir hukuki zemin kullanabileceği anlamına geliyor. Ancak mevcut Türkiye-İsrail ilişkileri normalleşme sürecinde olduğu için Ankara'nın bu davaya doğrudan müdahil olması beklenmiyor. Buna karşın, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında, İspanya'nın bu girişimini diplomatik olarak desteklemesi olası. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği ve bölgesel güç dengeleri düşünüldüğünde, bu tür yargısal süreçler Türkiye'nin elini güçlendirebilir.